Gece Modu

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Türkiye Yüksek Hızlı Tren (YHT) ile tanışmaya başladıkça, ekolojimiz de bu yeni teknolojilerin katliyle tanışıyor. Zaten yeni teknolojilerin, yolların, araçların çevreye etkileri, bunları inşa ederken katledilen topraklar, dereler, ağaçlar ve hayvanlar oldukça fazla tartışılan bir konu. Ancak söz konusu yer yer saatte 250 kilometre hıza erişebilen çelikten bir makina olunca, işler birazcık farklılaşıyor. 

Fotoğrafta gördüğünüz, Ankara-Eskişehir hattında çalışan bir YHT. Ne yazık ki, 17 Kasım 2013 tarihli seferi sırasında Ankara'dan Eskişehir'e doğru yol alırken bir kuş sürüsüne çarpmış ve önü bu şekilde kan gölüne dönmüş. Yüksek hızlı trenlerin Dünya çapında birçok canlının ölümünden sorumlu olduğu biliniyor ve görüldüğü gibi Türkiye de bir istisna değil. Bazı dış ülkelerde buna karşı önlemler alınmaya çalışılıyor olsa da, raylar inşa edildikten sonra yapacak pek fazla şey yok. Önemli olan, rayların inşasından önce biyologlardan bilirkişilerin kararıyla kuşların (ve bazı memelilerin) göç yollarından geçmeyecek şekilde inşa edilmesi. Ancak sanıyoruz ki böylesine üstün bir çalışma ve sorumluluk bilincini 2014 Türkiyesinden beklemek abartılı bir hayal olurdu. 

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) yetkililerinin yaptığı açıklamaya göre "kuşlar da YHT'lere alışıyorlar ve zaman geçtikçe bu tür çarpmaların sayısı azalıyor; çünkü kuşlar artık öğrendikleri için göç yollarını değiştiriyorlar." Bu kısmen doğru bir açıklama olsa da, hayvanların genellikle en verimli göç yollarına adapte oldukları düşünülürse, onları göç yollarını değiştirmeye zorlamak oldukça "insana has" bir olgu. 

Tabii burada o bin yıllık soru karşımıza çıkıyor: insanın doğadan gelen, doğal bir hayvan türü olmasından ötürü her yaptığı ve neden olduğu şey "doğanın işleyişinin doğal bir parçası" olarak mı görülmeli; yoksa insan elinden çıkan şeyler doğa için "yapay" olarak görülmeli ve buna göre mi hareket edilmeli?

Ne yazık ki buna verecek evrensel olarak genel geçer bir cevabımız bulunmuyor. Ancak sizi bu kanlı YHT ile başbaşa bırakarak düşünmenizi istedik.

Not: "Yüksek Hızlı Tren", bir ülkedeki ortalama raylı ulaşımdan dikkate değer ölçüde fazla hıza çıkabilen demiryolu araçlarına verilen isimdir. 2014 yılı itibariyle Dünya genelindeki YHT hızları saatte 250-300 kilometre arasında değişmektedir. Ancak Türkiye'dekinin aksine, birçok diğer ülkedeki trenler bu hızı yolculuğun büyük çoğunluğunda koruyabilmektedir. Bu açıdan Türkiye'deki YHT'lerin "yüksek hızlı" olması durumu tartışılır olmakla birlikte, çıkabildikleri maksimum hız bakımından yüksek hızlı oldukları konusunda herhangi bir tartışma olmamalıdır. Günümüzdeki demiryolu hız rekoru yolcu trenleri için Fransızlara ait SNCF TGV POS trenlerinin saatte 574.8 kilometrelik hızıdır. Ancak bu trenler şu anda kullanımda değildir; sadece yapılabileceğini gösteren tasarımlar bulunmaktadır ve hassaslıkla ayarlanarak bu hızlara ulaşabilmektedir. Gerçekten şu anda kullanımda olanlardansa Fransa'nın TGV POS, Almanya'nın ICE 3, Japonya'nın E5 ve E6 serileri saatte 320 kilometre hızla rekoru elinde tutmaktadır. Yolcu treni olmayan ve başka amaçlarla inşa edilen trenlerde mutlak maksimum hız Amerikan Hava Kuvvetleri tarafından inşa edilen roketle sürülen insansız trenlerin ulaştığı saatte 10.325 kilometre hızdır. Yine yolcu taşıyabilen ancak geleneksel tasarıma sahip olmayan, şu anda işlevsel ve insanlı olan Shanghai Maglev Treni saatte 431 kilometre hızla rekoru elinde tutmaktadır. Rekorların tam listesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.


Teşekkür: Ali Aslantürk

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 09/12/2019 14:48:49 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/2560

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Eğer Hiroshima ve Nagasaki'yi öngörebilecek olsaydım, denklemimi 1905'te yırtıp atardım.”
Albert Einstein
Geri Bildirim Gönder