Yok Olmak ve Hayatta Kalmak

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

"Neslin tükenmesi bir kuraldır. Asıl istisna olan, uyum sağlamaktır."

Carl Sagan

 

Sagan, bu sözünde insanların evrimle ilgili olarak sıklıkla gözden kaçırdıkları, son derece kritik bir noktaya ustaca değiniyor. Evrimden söz ederken hep hayatta kalanlar göz önündedir. Çünkü onlar, günümüze kadar ulaşabilmiş olanlardır. Dolayısıyla ilgi ve araştırma alanımızda olmaları çok normaldir. Fakat bu durum; sanki uyum sağlayıp hayatta kalmanın asıl "norm" olduğu; yok olmanın "istisna" olduğu gibi bir algı yaratmaktadır. Bu durum da, evrimsel süreç içerisindeki tüm türlerin güle oynaya evrimleştikleri gibi bir anlayışa neden olmaktadır. Bu, bir insanın evrimsel biyolojiyle ilgilenenler için müthiş büyük bir hatadır. Çünkü gerçek, bunun tam tersidir.

Sagan'ın da dikkat çektiği gibi, evrim tarihi aslen "yok oluşlar tarihi"dir, "uyum sağlayanlar tarihi" değil. İstatistiki analizler, yeryüzünde var olmuş bütün türlerin %99 ila %99.99 arasının yok olduğunu öngörmektedir. Bir diğer deyişle, var olmuş bütün türlerin sadece %0.01'i ila %1'i arası hayattadır. Her ne kadar günümüzde 8 milyon civarında ökaryotik (karmaşık hücrelerden oluşan), birkaç on milyon da prokaryotik (basit, tek hücreli) tür olduğu hesaplansa da, bu sayıların yüzlerce katı evrimsel süreçte elenerek yok olmuştur.

Bu gerçekle yüzleşmek, insanlara tuhaf gelebilir; çünkü evrimin hızı, yok oluşların hızından yavaşmış gibi gelmektedir. Fakat bu da yine süreç ile ilgili temel bir yanılgıdan kaynaklanmaktadır. Yok oluş ile evrimleşme arasındaki dengenin değişken ve dinamik olduğu hatırlanmalıdır. Evrim, tüm bu kaotik yok oluş süreci içerisinde ortamlarına en fazla uyum sağlayıp tutunabilenler üzerinden ilerleyen bir süreçtir. Yok oluş ne kadar hızlı olursa olsun, hayatta kalan bazı türler bulunacaktır. Hatta bazı türler, etraflarında süregelen yok oluştan etkilenmeyebilirler bile! Örneğin 66 milyon yıl kadar önce dinozorlar ve tüm türlerin %75'i kitlesel olarak yok olmuşken, memeliler bundan kısmen daha az etkilenmiştir. Bakteriler ve arkeler gibi tek hücreliler ise bu yok oluşu hissetmemiş bile olabilirler! Bu durum, evrimin devam edebilmesi için sürekli malzemenin geride kalmasını mümkün kılmaktadır. Böylece canlılık, tutunduğu dal üzerinden yoluna devam edebilmektedir.

Elbette gezegenimiz üzerinde yaşam tutunabilmek zorunda değildir. Bu bir yasa değildir. Kritik ve önlenemez bir yok oluş, tüm türleri gezegenimizden silebilir ve bir anda evrimsel süreci (en azından gezegenimiz üzerindekini) sonlandırabilir. Şimdilik bunu yaşamadık; fakat bu, ileride yaşanmayacağı anlamına gelmiyor.

 

Açıklama: ÇMB

Neil Armstrong ve Kahvaltısı

Embriyonik Gelişim Nasıl Başlıyor? Gelişimi Tetikleyen Genler Hangileri?

Yazar

Pedram Türkoğlu

Pedram Türkoğlu

Yazar

Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde eğitim görüyor. İlgilendiği bilim dalları paleobiyoloji, zooloji, anatomi, immünoloji, mikrobiyoloji, tıp ve evrimsel biyolojidir.

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim