Gece Modu

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bilim, yeni bir bulgunun keşfi ile gelişir. Bu gözlemler, doğa yasalarının tespitidir. Ancak doğada kendini tekrar eden ve süregelen yasaları tespit etmek, onlarla ilgili bize pek bir bilgi vermez. "Elmalar düşüyor." gözlemi önemlidir; ancak bunun neden olduğunu açıklayamazsanız, gözleminizin pek de bir değeri yoktur. Sonuçta milyonlarcası elmaların düştüğünü fark etmiştir; ancak sadece Newton'un adı bu yasayla anılmaktadır. Bunun sebebi Newton'un bir doğa yasasını keşfetmesi değil, onu açıklayacak adımı atmış olmasıdır. İşte doğa yasalarını, doğadaki olguları ve süreçleri açıklayan bilgi bütünlerine "teoriler" denir. Genellikle bir teori, bir hipotez ile başlar. "Acaba elmaların yere düşmesinin nedeni, dünyanın elmaları çekmesi olabilir mi?" şeklindeki bir soru (veya bir açıklama çabası), hipotezin temelidir. Sonrasında bu açıklama sınanır ve yanlışlanmaya çalışılır. Bu yanlışlama matematiksel olarak teorik bir düzlemde yapılabileceği gibi, deneysel yöntemlerle pratik bir düzlemde de yapılabilir. Ancak tüm çabalara rağmen eğer ki yanlışlanamazsa, o hipotez güç kazanır. Bu şekilde gözlemlerimizi açıklamaya yönelik birden fazla güçlü hipotezi bir araya getirerek teoriler inşa ederiz. Bu teoriler, doğa yasalarının neden ve nasıl çalıştığını kapsamlı bir şekilde açıklamayı başaran bilgi bütünleridir.

Esasında bu noktadan sonra tarihsel olarak "tekrar deneyleri" gelmektedir. Tekrar deneyleri, başka bilim insanlarınca aynı konuda yapılan araştırmalardır. Bağımsız bilim insanları, bir teoriyi teste tabi tutarlar ve benzer sonuçlar elde edip edemediklerine bakarlar. Aslen amaçları, var olan bir teoriyi zayıflatmak veya mümkünse tamamen çürütmektir; çünkü alışageldiğimiz bir kabulü çürütmek bilim açısından değerlidir; ancak zaten kabul edilen şeyleri tekrar tekrar doğrulamanın pek bir getirisi yoktur. Zaten öyle olduklarını biliriz! Ne var ki, kimi zaman doğrulayıcı tekrar deneyleri de önemli olabilir; zira bir konuya dair yeni perspektifler kazandırabilir. Örneğin, eğer ki Einstein, asırlar boyunca değişmez kabul edilen Newton'un Evren görüşünü tekrar gözden geçirmemiş olsaydı, Newton'un Evren yorumunun yeterince kapsayıcı olmadığını daha uzun asırlar keşfedemeyebilir, Görelilik Teorisi'ne ve nihayetinde Kuantum Teorisi'ne asla kavuşamayabilirdik.

Ne var ki modern bilimde doğrulayıcı tekrar deneylerinin önemi giderek azalmaktadır; çünkü bu deneyleri yüksek kaliteli makale dergileri (jurnaller) yayınlamak istememektedirler. Bunun bilimin ilerleyişiyle ilgili sonuçları oldukça tartışmalıdır. En büyük sıkıntılardan birisi, modern akademik sistemin araştırmacıları bir yarış atı gibi değerlendiriyor olması ve sırf makale sayısı temelinde ele alıyor olmasıdır. Bu da, ufak tefek değişimlerle de olsa aynı deneyin tekrarlarını yayınlamanın, yeni bir şeyler keşfetmekten önemli olmasıyla sonuçlanmaktadır. Örneğin, Nobel Ödüllü fizikçi ve Higgs Bozonu'nun kaşifi Robert Higgs, modern akademik sistem içerisinde fizik yapıyor olsaydı, güncel kriterler kapsamında kendisinin "yeterince aktif görülmeyeceğini" söylemektedir. Bu durum, Higgs Bozonu gibi Evren'i anlamamız açısından bu kadar kıymetli bir keşfin, modern bilimin yarışa dayalı sistemi içerisinde yitip gitmesi tehlikesini doğurmaktadır. Bu nedenle modern bilimin nasıl çalışacağı üzerine kafa yorum, hatalarından ayıklamak da insanlığın ilerleyişi için büyük önem arz etmektedir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 16/10/2019 09:06:37 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/4650

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bir gün atomun enerjisini serbest bırakacağız, gezegenler arası yolculuklar gerçekleştireceğiz, ömrü uzatıp, kanseri ve tüberkülozu tedavi edeceğiz; ama en düşük seviyeli kişiler tarafından yönetilmiş olmanın sırrını asla çözemeyeceğiz.”
Anonim
Geri Bildirim Gönder