Varoluşsal Kaygılar Eşiğindeki Sanatın Kimlik Arayışı: Aristoteles'in Poetika'sından Hareketle Bir Deneme

Varoluşsal Kaygılar Eşiğindeki Sanatın Kimlik Arayışı: Aristoteles'in Poetika'sından Hareketle Bir Deneme
Çağrı Mert Bakırcı Editör Çağrı Mert Bakırcı
11 dakika
1,999 Okunma Sayısı
Notlarım
Reklamı Kapat
Sanat, bir kişilik meselesidir. Dolayısıyla da esasen trajiktir. - Franz Kafka

Toplum, "Ben kimim?" ve "Ben buraya ait miyim?" sorularının sürekli bir çatışma halinde olduğu kompleks, hiyerarşik bir birimdir. Bu bağlamda, kimlik arayışında olan, hayat gayesini çözmeye çalışan bireyin; varoluşunu anlamlandırmak ve böylelikle de "tutanabilmek" adına sanata yönelmesi, çok da şaşırtıcı bir durum olmasa gerek. Zira sanatçıya "kabına sığmamayı tercih edebilme" özgürlüğü bahşedilmiştir, çünkü o bir yaratıcı, eserinin tanrısıdır.

20. yüzyılın başlarına doğru ise bu hak, resmen kavramlaşır: Nihayetinde, kalıpları yıkmanın bir erdem sayıldığı modern sanat doğmuştur. Yalnızca dış dünyadaki gözlemlerinden beslenen bir sanatçı ise, çağdaşlarının arkasında kalmaya mahkum olmuştur. Ancak yaratıda özgünlüğün yüceltilmesine karşın, sanatın ereği muğlakta kalmıştır. 20. yüzyılda sanatı basit bir eğlence, reel hayattan kaçış olarak nitelendiren Collingwood'un yanı sıra; sanatın paranın boyunduruğu altına girmiş, içi boşaltılmış bir kavrama indirgendiğini savunan Kuspit gibi postmodern nihilistler de meydana çıkmıştır.

Sanat ve estetik anlayışının felsefi bir disipline indirgenmesinden çok önce, başlıcaları Platon ve Aristoteles olmak üzere Eski Yunan düşünürleri, bu kavramların üzerinde durmuştur. Platon'a göre sanat, "problematik"tir. Duygularımızdan çok, mantığımızla oynamaktadır. Süreç içinde mantığı yok ettiğinden, sanatı, tehlikeli bir unsur olarak değerlendirmektedir. Nitekim öğrencisi Aristoteles, Platon ile fikir ayrılığına gitmiştir. Bu kapsamda, Aristoteles, sanat hakkındaki görüşlerini içeren ve şiir sanatını yakından incelediği Poetika eserini yazmıştır.

Reklamı Kapat

Bir Disiplin Olarak Sanat: Poetika

İngiliz filozof W. David Ross, eserin içeriğine yönelik, "En genel anlamıyla Poetika, yaşama sanatı ve bilime karşıt olarak yararlı ve güzel sanatları içerir." önermesinde bulunmuştur. Aristoteles’in bu eseri kaleme almasındaki temel sebep ise, şiir sanatındaki çözümleme ve kategorize etme işlemlerinin Eski Yunan'da ihmal edilmiş olmasıydı. Kendisi, şiir sanatı üzerine yapılmış incelemeleri kifayetsiz gördüğü için, bu eksikliği gidermeye girişmiştir.

Aristoteles’in, hocası Platon’unkilerle uyuşmayan birtakım fikirleri olduğu yukarıda belirtilmişti: En bariz farklılıklardan biri, doğayı gözlemlemeyi önemli bulan Aristoteles’in aksine; Platon’un, Fenomenler Dünyası’nın bize sunduklarının bir taklitten ileri gidemeyecek doksalar olduğunu düşünmesidir. Ancak, Aristoteles’in Poetika’nın birçok yerinde Platon’un Devlet eserine referans yapmış olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Poetika’nın alt metninde başka anlamların da yatabileceği çıkarımına varılabilir. Platon, "Benzetmeci şiir tutar da bize düzenli bir devlet içinde yeri olduğunu ispat ederse, kapılarımızı seve seve açarız ona." beyanında bulunmuştur. Poetika’nın da, devlet-sanat ilişkisine yine benzer bir perspektiften yaklaştığı görülmektedir. Aristoteles, Platon’un sözünü ettiği benzetmeci şiirin devlet içindeki yerine açıklık getirmek ve hocasının devlet yapısına gereksiz/zararlı gördüğü tragedyanın, aksine ne denli elzem olduğunu kanıtlamayı hedeflemiştir.

Aristoteles, sanatı, idealleştirilmiş (genel) tabiatın yansıtılması olarak değerlendirmektedir. Burada bahsedilen genel tabiat, görünenin altında yatan gerçekliktir. Gerçekliği yansıtmak ise ancak öze, başka bir deyişle insanın duygu dünyasına inmekle olur. Aristoteles’e göre sanatçılar, bu dünyadaki kusurlu şeyleri atarak ideal olanı yansıtmalıdır. "Şair nesneleri nasıl olmaları lazım geliyorsa, o şekilde tasvir etmelidir." ile Aristoteles, sanatın, insanları idealara ulaştıracağı inancının altını çizmiştir.

Poetika’da geçen bu “idealleştirilmiş tabiat anlayışı”nı Rönesans edebiyatında da gözlemleyebilmek mümkündür. 16. yüzyıl İngiliz şairi Philip Sidney, "Tabiatın dünyası pirinçtendir, şairlerinki altından." demiştir. Ne var ki bu söz, yansıtma kuramına dayanmasına rağmen, hayal ürünü mükemmel bir dünya gerçeklik arz edemeyeceği için, Aristoteles ile çelişmektedir.

Ruhu Arındırmak Adına Çekilen Tetik: Tragedya

Aristoteles, hem bilgi kazandırdığını, hem de psikolojiyi olumlu etkilediğini söyleyerek sanatı savunur. Bu olguyu, Poetika’da üzerinde uzunca durulan bir kavram olan “tragedya” ile ilişkilendirir. Yunanca “tragoidia” kelimesinden türetilmiş, tragos (keçi) ve oidie (türkü) sözcüklerinin birleş­mesiyle “keçilerin türküsü” şeklinde Türkçeye çevrilen bir kavramdır. Sahnedeki kahramanların iyi bir durumdan acıklı bir duruma düşmesini konu alan tragedya; insanların zaaflarına, kusurlarına değinerek kötülükleri göstermektedir. Sahnede sanatçılar tarafından uyandırılan acıma ve korku duyguları, izleyende dolaylı yoldan bir arınma gerçekleştirmektedir. Aristoteles, bu duygu arınmasını “katarsis” olarak tanımlamıştır. Aristoteles’in gözünde “ideal tragedya”, nihai hedef olan “katarsis”e ulaştıracak duyguları uyandırmayı başarabilen tragedyadır. Öte yandan, sanata o denli psikolojik bir anlam ithaf edilmediği gözlenmektedir. Bu durumun başlıca nedeni ise Eski Yunan’da sanat ve zanaatın aynı kelime ile ifade ediliyor oluşudur. Oysaki bir boyacı ile ressamın yaptıkları farklıdır. Sanatta kişinin öznel dışavurumu bulunmaktadır.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Nietzsche, “Tragedya’nın Doğuşu” eserinde, modern kültürün çöküşü içinde sanatın, dolayısıyla da tragedyanın öldüğünü savunmuştur. Sanatçının kendisi ise ona göre “Tanrı iddiası ile kumar oynayan ciddi bir kumarbaz”dır, çünkü kendi gerçekliğini kendisi yaratmaktadır.

Tragedya’da takdim edilen doğal, var olandır; ideal bir uydurmaca değildir çünkü Aristoteles, doğadaki canlıların zaten ideal formlarında olduklarına inanmaktadır. Epistemik gerçeklerin yer aldığı “İdealar Evreni” adlı ayrı bir evren yaratan Platon ise bu görüşte değildir. Kendisi, Fenomenler Dünyası’ndakilerin aldatıcı formlar olduğunu ileri sürmektedir. Aristoteles, doğada hali hazırda var olan canlıların, zaten yapmalar gereken her şeyi yaptıkları önermesiyle argümanını desteklemektedir. Misal, “Dünya’nın başı ve sonu yok.” diyen Aristoteles’e göre, kediler her zaman vardı ve her zaman var olacaklardı. Sayısız kuşaktır genetik materyali, gelecek kuşaklara aktarabilen bu kediler, adaptasyonlarını da tamamlamış, oldukça optimal canlılardı. Fakat, bu hususta, 21. yüzyılın beraberinde getirdiği paradigmaları yadsımamak gerekir. Fütürizmin körüklediği sıradışı teknoloji tutkusuyla, canlıların doğal habitatlarına yapılacak herhangi bir müdahale, Aristoteles’in yücelttiği “mükemmel”i alt üst etmekte zorlanmayacaktır. Zaten 19. yüzyılda geliştirilen Evrim Teorisi de türlerin mükemmel olmadıklarını görmemizi sağlamıştır.

Neye Göre, Kime Göre Estetik?

Mükemmel, güzel olan varlık, “estetik” kavramını çağrıştırmaktadır. Bu kavram, bir disiplin çerçevesinde ilk kez, 18. yüzyılda, modern felsefi estetiğin kurucusu kabul edilen Alexander Baumgarten tarafından kullanılmıştır. Baumgarten, estetiği felsefenin bir alt disiplini olarak konumlandırmadan önce, onu mantıkla kıyaslamıştır. Aesthetica adlı eserinde estetiği, mantığı destekleyen bir unsur olarak nitelendirmektedir. Estetik-hakikat ilişkisine değinerek güzel düşünmenin nesnelerini ele almıştır. Metafizik eserinde ise mükemmelliğin algısının estetik haz içereceğini dile getirmiştir. Bu önerme, estetikte var olan “birliğin uyum algısı”nı ortaya koymaktadır.

Görüldüğü üzere Baumgarten, estetik kavramını derinlemesine ele almıştır. Ancak, estetiğin ilgi alanı olan konular, bundan yüzyıllar önce, Platon ve Aristoteles tarafından tartışılmıştır. Bu dünyadaki her şeyin kusurlu olduğunu düşünen Platon, Fenomenler Dünyası’nda bir estetiğin varlığını reddetmektedir. Kusursuz, dolayısıyla da estetik olanın Formlar Dünyası’nda olduğunu bildirmektedir. Aristoteles, Platon’un aksine idealarla değil, bu dünya ile ilgilenmektedir. Sanatın, toplumsal ve bireysel açıdan faydalarının farkına varmış, hocasına karşıt olarak doğaya sırtını dönmemiştir.

Reklamı Kapat

Estetik olgusuna bir örnek, Eski Yunan ve Roma mimarisinde karşılaşılan “entasis”den verilebilir. Kağıda bir kare çizdiğimizde, orantılı bir görüntü elde ederiz. Fakat bu kare, büyük yüzey alanına sahip bir reklam panosunun üzerinde belirse, “çirkin” olarak algılanır. İnsan retinası, yapısı gereği eğimli olduğundan mimaride, hafif yamuk şekiller çizmeye gidilmiştir. Atina’daki Pantheon Tapınağı, bu uygulamanın görüldüğü bir mimari eserdir. Böylelikle, tapınağın biraz bombeli yapılmış dikdörtgen sütunları, uzaktan bakınca sarkık değil, jilet gibi keskin görülmektedir.

Ne var ki kimi zaman, estetik kaygısının, birtakım ahlak değerlerini hiçe saydığı durumlar gerçekleşmiştir. Sanat-ahlak düzleminde görüşler, genel olarak iki uçta kutuplaşmaktadır: Güzellik yaratma kaygısını ahlaktan bağımsız bir öge olarak gören “otonomistler” ile ahlakın sanattan önce geldiğini ileri süren “moralistler.”

Ahlak-estetik/sanat çatışmasını eteğe kemiğe büründüren kişilerden biri, vücut sanatı akımının temsilcilerinden Marina Abramovic’tir. Fiziksel olduğu kadar mental dayanıklılık da gerektiren performanslar sergilemektedir. Abramovic; müstehcenlik, şiddet ve korku gibi kavramları paranteze almak yerine, sanatının özüyle bir tutmuş, tüm bu bütünlük içerisinde kendi estetik algısını ortaya koymuştur. Aldığı eleştirilere rağmen sanatına yıllar boyunca devam etmiş, izleyicilerin beğenisi ile gösterdikleri ilgiyi birbirinden ayrı değerlendirmiştir.

Abramovic’in beğeni-ilgi dilemması, David Hume’un görüşleriyle açıklanabilir. Ona göre, “Bunu beğeniyor muyum?” sorusuyla “Bu güzel mi?” sorusu karıştırmamalıdır. Bireyin, bir şeyi beğenip beğenmediği tamamen sübjektif olmakla beraber, su götürmez bir kesinlik arz etmektedir. Nitekim “Bu güzel mi?” sorusu bambaşka bir kategoridedir ve “estetik”in ilgi alanına girmektedir. Hume, “Estetik değer, bir raddeye değin objektiftir.” der. Herkesin kimi obje ve örüntüleri nispeten daha estetik bulmaya yatkın olduğunu savunur. İskoç filozof, “estetik bulma” eğilimine yönelik, bazı insanların daha rafine zevkleri olduğunu, fakat bunun zamanla geliştirilebileceğini söylemektedir.

Reklamı Kapat

Doğanın Bir Temsili: Mimesis

Estetiğin önemli kavramlarından biri de, bir kavramın temsili olarak açıklanabilen “mimesis”tir. Mimesisi, geniş bir felsefik perspektiften ilk ele alan Platon’dur. Buna rağmen, bu kavram, Platon öncesi metinlerde de karşımıza çıkmakta ve bu bağlamda, beş kategoriye indirgenebilmektedir: Görsel temsil etme, davranışsal taklit, kişiselleştirme, ses taklidi, metafiziksel mimesis.

Platon öncesi metinlerde, mimesise bahşedilmiş “diğer bir kişiyi taklit etme” anlamı; Platon’la birlikte, “estetik” anlamın ağır basmasıyla geri planda kalmıştır. Fakat Platon, mimesisten bahsederken dahi İdealar ve Fenomenler Evreni ayrımını ihmal etmemiştir. Devlet eserinde belirtmiş olduğu üzere Platon, sanatı bir taklit/temsil olarak görmektedir. Fenomenler Dünyası’ndaki nesneler, İdealar Evreni’ndekilerin bir yansıması olduğuna göre, sanat ürünü de “taklidin taklidi/gölgenin gölgesi” niteliğindedir. Şairlerin, gerçekliğe en uzak kişiler olduğunu düşünmektedir; çünkü onlar, temsil ettikleri model hakkında bilgisi dahi olmayan taklitçilerdir. Yaratılan sanat ürününü, “eidola” kavramıyla bağdaştırmaktadır. Eidola, bilgiden yoksun görünüşlerin temsillerini ifade etmektedir. Platon’a göre; salt gölgeler ve imajlardan ibaret bu Duyusal Dünya’ya güvenmek, yaşam düzenimizi bozacaktır.

Şaşırtıcı olan ise, Devlet’te yer alan tüm bu yargılarına rağmen, Platon’un aslında mimesis karşıtı olmamasıdır. Dünyayı, Tanrı’nın elinden çıkma bir sanat eseri olarak değerlendirmektedir. Ayrıca, imajlardan oluştuğunu söylediği Duyusal Dünya’nın da aslında, Tanrı’nın ebediliğini taklit eden bir yansıma olduğunu eklemektedir. Platon’un kullandığı “mimesis” kavramı yalnızca ilahi bir benzetmeyle sınırlı kalmamakta, yazılı yasalardan şiire, resimden dansa pek çok alanda boy göstermektedir. Evrenin kendisinin bile “Tanrı’nın bir kopyası olduğu” önermesi, Platon’un “Ruh bedene hapsolunca ideanın bilgisini (episteme) unuttu.” sözünü tamamlayıcı niteliktedir. Taklidin, zorunlu olarak yaşantımızın bir parçası olması gerektiği çıkarımına varılmaktadır.

Aristoteles, Platon’dan farklı olarak sanatçıyı, aldatıcı bir taklitçi olarak görmemektedir. Onun için sanatçı, doğada bulunmayan ama olabilir güzellikleri bile bulan ve böylelikle kendini de ifade eden bir kimsedir. Aristoteles, “Sanatçı yalnız olanı değil, olabilir olanı da yanıstmalıdır.” sözü ile sanatın işlevini de bir bakıma belirlemiştir.

Taklidin Ötesine Ulaşmak

Mimesisi açıklamışken, 90’lı yıllarda ortaya çıkan ve kökeninde yine taklit kavramının yattığı “pastiş”e de değinilmelidir. “Sanatta öykünme” şeklinde de adlandırılan postmodern bir tarz olan pastiş, bir sanatçının, başka bir sanatçının eserini taklit ederek kendi eserini yaratmasıdır. Edebiyatta, postmodern sinemada ve resim sanatında temsillerini görmek mümkündür.

Sanatın temsil ettiği “gerçeklik” ile kurduğu yanılsama ilişkisini anlatan meşhur öykülerden biri Zeuxis ve Parrhasius’un arasıdaki resim yarışmasıdır. Kimin daha iyi bir sanatçı olduğunu kanıtlayabilmek için bir resim yarışması düzenlenir. Karar gününde eserler sergilenmek üzere halkın önüne getirilir. Resmini gösteren ilk Zeuxis olur. Kendisi, bir kase üzüm çizmiştir. Üzüm tanelerinin oldukça gerçekçi görünmesine karşın, halk, bu resmi basit bulur. Ansızın kargalar gelerek, resimdeki üzüm tanelerini gagalamaya başlarlar. Bu tablo, doğayı taklide bir örnek teşkil etmektedir. Sıra Parrhasius’a gelince ise kendisi, resminin önündeki perdeyi kaldırmak istemez. “Resmimin önünde perde yok.” diyen ressam, yarışmanın galibi olmuştur. Zeuxis, yalnızca kuşları kandırabilmişken; Parrhasius, insanları kandırmakla kalmamış, profesyonel bir ressam olan Zeuxis’i de kandırmayı başarabilmiştir.

Agora Bilim Pazarı
Mastermind: Sherlock Holmes Gibi Düşünmek

“Gayet basit, Watson” diye başlayan ve Watson’un “tabii ya, bunu ben niye göremedim” diye hayıflanmasıyla sonlanan her bir Sherlock çözümlemesi bize şunu söyler: Sherlock Holmes insan zihninin erişilebilir sınırları içinde işini görmektedir; karakter kurmaca da olsa, zihni mümkün olanı simgeler. Peki ama bizler (yani genel olarak Watsonlar) Holmes’un olağanüstü zihinsel becerilerinden biraz olsun nasiplenemez miyiz?

Maria Konnikova bunun mümkün olduğunu söylüyor. Örtülü önyargılarımız güçlü ama kırılmaz değil; alışkanlık siperlerimiz sağlam ama yıkılmaz değil. Modern psikoloji ve nörobilim ile ünlü Sherlock vakalarını harmanlayan Mastermind, önce Sherlock’un bu davalarda neyi diğer herkesten farklı yaptığını gösteriyor, sonra bizim de aynı yaklaşımı kullanabilmemiz için zihinsel bir yol haritası sunuyor. Biraz farkındalık ve biraz egzersiz ile Holmes’un alametifarikası olan gözlem, hafıza, yaratıcılık ve tümdengelim gibi meziyetleri nasıl içselleştirebileceğimizi ve bunun sonucunda nasıl algımızı keskinleştirip, yaratıcı yönümüzü parlatabileceğimizi gösteriyor.

Büyük ilgi gören ve 17 dile çevrilen Mastermind, zihnimizi bir üst seviyeye çıkarmak için eşsiz ve en az Sherlock öyküleri kadar sürükleyici bir rehber.

Bilgiler ve Uyarılar:

  1. Bu ürün sipariş alındıktan 1-3 gün içinde postalanacaktır.
  2. Lütfen sipariş vermeden önce iade ve ürün değişikliği ile ilgili bilgilendirmemizi okuyunuz.
  3. Bu kampanya, Domingo Yayınevi tarafından Evrim Ağacı okurlarına sunulan fırsatlardan birisidir.
Devamını Göster
₺33.00 ₺38.00
Mastermind: Sherlock Holmes Gibi Düşünmek

Jacques Lacan, bu durumu, kuşları kandırmak ile insanları kandırmanın farkını açıklayarak ele almaktadır. Zira bir insanı, hatta bir sanatçıyı yanıltabilmek için, “gösterilen perde temsilinin ötesinde gizlenen, görmeyi arzu edeceği bir şey sunulduğu varsayımı” oluşmaktadır. Bu eser, göz aldatmacasının nasıl işlediğini görebilmek açısından çok iyi bir örnektir. Aldatmaca, gördüğümüzü zannettiğimiz şeyin bir “yanılsamadan ibaret olduğunun” farkına varıldığı an hedefine ulaşmıştır.

Zeuxis’in eserinde yaptığı “doğayı taklit”, esasen bireyin çocukluğundan itibaren ortaya çıkan bir eğilimdir. Sanatsal taklit ise, çocuğun bilinçsizce gerçekleştirdiği ilkel taklidin gelişmiş bir halidir. Dolayısıyla “sanatın doğal kökleri” çocukluk dönemine kadar uzanmaktadır.

Bunca görüş ayrılığının yanında, Platon ve Aristoteles’in hemfikir olduğu bir husus vardır, ki o da sanatın çocuklara anlatımıdır. Aristoteles, “Sanatta şiddetin yeri olmamalıdır.” derken, Platon da “Çocuklara anlatacağımız hikayelerin şiddeti, tüm hayatları boyunca devam eder.” önermesinde bulunmaktadır.

Sonuç

Poetika ile bir disiplin olarak temeli atılan sanat, yıllar yılı kovalarken evrilmiş, kimi zaman beraberinde işlevsel kaygılar getirmiş, kimi zaman ise özüne dönük eleştirilere maruz kalmıştır. Tehlikeli, aldatıcı damgaları yemiş; ahlakı bozmakla dahi suçlanmıştır. Bütün bunlara rağmen, sanat, tüm bu zorluklar karşısında tutunabilmeyi başarmıştır.

Okundu Olarak İşaretle
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 9
  • Tebrikler! 4
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 2
  • Bilim Budur! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 26/10/2021 14:35:29 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/10695

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Size Özel
İçerikler
Instagram
Biyografi
Atom
Homo Sapiens
Metal
Yaşam
Evrimleşme
Virüsler
Sıvı
Eğitim
Bilim Felsefesi
Sağlık
Hastalık Yayılımı
Homeostasis
Sinir
Obezite
Periyodik Cetvel
Ortak Ata
Matematik
Hastalık Kontrolü
Çağ
Su
Balıklar
Filogenetik
Aslan
Stres
Daha Fazla İçerik Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katmak için hemen buraya tıklayın.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
EA Akademi
Evrim Ağacı Akademi (ya da kısaca EA Akademi), 2010 yılından beri ürettiğimiz makalelerden oluşan ve kendi kendinizi bilimin çeşitli dallarında eğitebileceğiniz bir çevirim içi eğitim girişimi! Evrim Ağacı Akademi'yi buraya tıklayarak görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
Etkinlik & İlan
Bilim ile ilgili bir etkinlik mi düzenliyorsunuz? Yoksa bilim insanlarını veya bilimseverleri ilgilendiren bir iş, staj, çalıştay, makale çağrısı vb. bir duyurunuz mu var? Etkinlik & İlan Platformumuzda paylaşın, milyonlarca bilimsevere ulaşsın.
Podcast
Evrim Ağacı'nın birçok içeriğinin profesyonel ses sanatçıları tarafından seslendirildiğini biliyor muydunuz? Bunların hepsini Podcast Platformumuzda dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify, iTunes, Google Podcast ve YouTube bağlantılarını da bir arada bulabilirsiniz.
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Sizi Takip Ediyor

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın