Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

En basit ve klasik cevap şu: Yerine göre değişiyor. Ancak biraz daha derine inebiliriz:

Galaksiler arası boşlukta metreküp başına sadece birkaç atom yer alır. Yani buna göre komşumuz Andromeda galaksisi ile bizim Samanyolu arası pek bir boş, pek bir tenha diyebiliriz.

Fakat Güneş Sistemi ve dolayısıyla Dünya çevresindeki uzayda ise parçacık yoğunluğu oldukça fazladır. Güneş helyosferi (yani Güneş’in şu anda içinde bulunduğumuz dış atmosferi) on milyarlarca kilometre boyunca etkindir ve bu bölge içinde santimetreküp başına yüzlerce atom yer alır. Tabi bunların sayısı Güneş’ten uzaklaştıkça azalır. Ayrıca bu tekil atomlar ve moleküller haricinde Güneş sistemi içinde, mikroskobik ölçülerde yoğun bir toz örtüsü vardır. Bu toz örtüsü de metreküp başına birkaç zerre içerir. Sanırım her mikroskobik toz zerresinin onbinlerce atomdan oluştuğunu belirtmize gerek yok.

Güneş ve diğer yıldızlar arasındaki uzay ise, değişken özellik gösterir. Samanyolundaki toz ve gaz yoğunluğu oldukça değişken olduğu için, kimi bölgelerde santimetreküp başına binlerce atom, kimi bölgelerde ise birkaç atomluk madde yoğunluğu bulunur. İlla somut bir sayı vermemiz gerekirse, evrenin ortalama yoğunluğuna göre uzay boşluğunun 1 metrekübü içerisinde sadece 6 proton bulunduğunu söyleyebiliriz. Kıyas yapma açısından; şu anda çevrenizi saran sıradan hava katmanının, bir metre kübü içerisinde kabaca 33.000.000.000.000.000.000.000.000 molekül bulunuyor. Üstelik bunlar molekül ve her biri birden fazla atomdan, her bir atom da birden fazla protondan oluşuyor! Aradaki farkı kabaca anlayabilirsiniz.

Evrenin ortalama yoğunluna yönelik bugüne birçok tahmin ve hesap bulunuyor; ancak hepsi aşağı yukarı aynı sonuçlara varıyor: 1979 yılında Nicholas Pananides ve Thomas Arny santimetreküp başına 1 atom olduğunu hesapladılar. 1993 yılında Eric Chaisson ve Steve McMillan bu aralığı epey genişleterek santimetreküp başına 0.1 ila 1000 arası atom olduğunu ileri sürdüler. 1995 yılında Simon Mitten ve Jacqueline Mitten bu sayıyı aynı hacimde 0.06-0.12 atom arası olacak şekilde netleştirdi. Onlardan 1 yıl sonra MacMillan Fizik Ansiklopedisi sayıyı 0.1 atom olarak verdi, bir nevi ortalamasını kabul etti. 2000 yılındaysa Deniss L. Mammana Interstellar Space isimli kitabında sayıyı santimetreküp başına 1 atom olarak aktardı. 

Tabii artık herkesin ezberlediği şu sözü söylemeden de geçmeyelim: "Hayır, uzay boş değildir, karanlık madde ve enerji ile doludur." Büyük olasılıkla bu iddia doğru; ancak bizim burada bahsettiğimiz "bildiğimiz" maddedir. 

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder