Uzaktan Kuzenimiz Olan Bu Deniz Solucanıyla DNA’mızın %70’ini Paylaşıyoruz!
Uzaktan Kuzenimiz Olan Bu Deniz Solucanıyla DNA’mızın %70’ini Paylaşıyoruz!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

İnsanlar, derin deniz solucanlarıyla tahmin edilenden daha fazla ortak noktaya sahip. İki deniz solucanı türünü (meşe palamudu solucanı) genetik olarak dizileyen Okinawa Bilim ve Teknoloji Lisansüstü Üniversitesinden bilim insanları, 500 milyon yılı aşkın bir süre önce insanların ve belli başlı solucanların ortak bir ataya sahip olduklarını ve genlerimizin binlercesini solucanlarla paylaştığımızı söylüyorlar.  

Başları meşe palamuduna benzer bir şekle sahip olduğu için meşe palamudu solucanı olarak adlandırılan bu iki deniz solucanı türünün (Ptychodera flava türü ile Saccoglossus kowalevskii türü) genlerini inceleyen araştırmacılar, insanların ve meşe palamudu solucanlarının uzaktan kuzen olduklarını söylüyorlar. 

Elbette ki uzuvları olmayan ve boyun tarafındaki yarıkları aracılığıyla solunum yapan meşe palamudu solucanlarının görünüşünün, insanın beden şekliyle bir ilgisi yok. Ancak bu solucanlar yaklaşık 14.000 adet genini insanlarla paylaşıyorlar ki bu da insan genomunun yaklaşık %70’ini oluşturuyor. Bu genler geriye doğru takip edildiğinde ise meşe palamudu solucanının ve insanların 500 milyon yılı aşkın bir süre önce (Kambriyen patlaması adı verilen bir dönem içinde) yaşamış olan ortak atasına ulaşıyoruz. 

%70 sayısının büyüklüğü sizi çok da fazla şaşırtmasın. Zira Dünya üzerindeki herhangi iki insan arasındaki genetik fark (örneğin Avustralyalı Aborjinler ile Eskimolar kadar iki uzak grup arasındaki fark bile) %0.02-0.08 arasında değişmektedir. Neandertaller ile insanlar arasındaki genetik fark %0.12, insanlarla şempanzeler arasındaki genetik fark %1.23 civarındadır. Dolayısıyla bu solucanlarla aramızdaki %30'luk fark devasadır son derece anlaşılırdır. Yine de, bu kadar uzak gözüken canlılarla bile birçok genimizin ortak olması heyecan verici olduğu gibi, evrimsel biyolojinin de açıklayıcı gücünü harika bir şekilde göstermektedir!

Bu eski atadan gelen genler sadece insanlarda mevcut değil aynı zamanda denizyıldızları ve onların akrabalarında, ahtapot ve mürekkep balığı gibi kafadanbacaklılarda ve omurgalı bütün hayvanlarda var. İnsanlar da dahil olmak üzere bu soy hattından gelen hayvanlara döterostomlar (döterostom: ağzı anüsünden sonra gelişen canlılar, ikincil ağızlılar) deniyor. Bütün döterostomların yaklaşık 570 milyon yıl önce yaşamış olan ortak atasına zamansal olarak en yakın olduğundan meşe palamudu solucanı, döterostom ailemizin yaşayan en yaşlı akrabasıdır.

Çok çeşitli hayvan gruplarından gelen genom verilerini, dizilemiş oldukları solucanların genleriyle karşılaştıran araştırmacılar meşe palamudu solucanında bulunan ve tüm döterostomların sahip olduğu 8.716 gen ailesi (ya da benzer gen grupları) belirlediler. Buna göre bir gen ailesi, döterostomlara özgü bir gen kümesi barındırıyor ve bu gen grubu meşe palamudu solucanında beslenme ve solunum ile ilgili. Bir meşe palamudu solucanı, ağız ve yemek borusu arasında bulunan boğaz bölgesi yakınındaki yarıkları kullanarak beslenir. Yarıklar, suyun solucanın ağzından girmesine izin verirken sindirim sistemine girmesini engeller. Döterostom grubu haricinde başka hiçbir hayvanın bunlara benzer yapılara sahip olmayışı, araştırmacıları, bu yapıları kontrol eden genlere odaklanmaya itti. 

Nature dergisinde yayınlanan bulgulara göre bahsi geçen gen kümesi, döterostomlarda solungaç, insanlarda ise farenks gelişiminde rol almış olabilir. (Farenks: Sindirim kanalının, ağız ve burun boşluğunun arkasında bulunan bölümü; yutak olarak da bilinir.)

Her ne kadar meşe palamudu solucanı günümüzde yaşayan pek çok türle ilgili bilim insanlarına bilgi sunuyor olsa da araştırmanın baş yürütücüsü Oleg Simakov, daha keşfedilecek çok şey olduğunu vurguluyor. Toplanacak daha fazla genetik veri, araştırmacıların insanın genetik mirasını daha iyi çözebilmeleri ve böylelikle insan DNA’sı kısımlarının diğer tüm canlılarla olan bağlantılarını ortaya çıkarabilmeleri anlamını taşıyor. 

Düzenleyen: Şule Ölez

Kaynaklar ve İleri Okuma: 

  1. LiveScience
  2. OIST

Babadan Yavruya Mitokondriyal DNA (mtDNA) Transferi!

Kediler Sıvıdır!

Yazar

Ayşegül Şenyiğit

Ayşegül Şenyiğit

Yazar

Evrim Ağacı'nın genel editörü, popüler bilim yazarı ve çevirmenidir. İstanbul Üni. İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunudur. Yıldız Teknik Üni. Yabancı Diller Yüksek Okulunda İngilizce öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim