Birçok şeye olan inancını kaybetmiş biri olarak nazara inanıyorum ve bunu izah etmeye çalışıyorum. Benim inandığım nazar, mistik bir güç ya da doğaüstü bir şey değil, tamamen gerçek, hayatta karşılığı olan bir durum. Nazar ve rehavet arasında çok güçlü bir bağlantı var. Rehavete kapılmak nazarın bir sonucu. Aslında “Nazar” terim olarak ikisini de kapsıyor. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler, kurumlar, şirketler, markalar, yani dünyadaki bütün oluşumlar nazardan nasibini alabilirler. Çünkü hepsi bir noktada rehavete kapılabilirler.
Nazar bilindiği gibi, övgü ve hayranlıkla alakalıdır zaten. Hayranlıkla dolu bir bakışın, övgü dolu bir sözün nazar değdirebileceğine inanılır. Aslında bu hurafe, uydurma veya mazeret bulma olmayabilir. Bir çok kültürde nazar ve benzeri inanışlar olduğunu biliyoruz. Bir varlığa nazar değmesi durumu varlığın boyutlarına ve türüne göre farklı zaman aralıklarında olabilir, nesiller boyu sürebilir veya çok hızlı gerçekleşebilir. Yani bir insanın veya hayvanın "nazara gelip" sağlığının bozulması daha kısa zamanda, bizim algılayabileceğimiz bir aralıkta olabilirken, bir türün, bir şirketin, bir imparatorluğun nazara gelmesi veya rehavete kapılması veya bunun sonuçlarına maruz kalması çok daha uzun sürebilir. Örneğin bir ülkeye nazar değebilir veya bir ülke kurumları ve vatandaşları ile beraber rehavete kapılarak gerileyebilir hatta yok olabilir. Bir marka rehavete kapılabilir veya bir markaya nazar değebilir, rakiplerinin gerisinde kalıp zamanla yok olabilir. Zamanı nasıl algıladığımıza göre veya bizim boyutlarımıza ölçülerimize göre bu bize çok yavaş veya ani gelebilir. İnsan vucudu da hücrelerden ve hücrelerin oluşturduğu sistemlerden oluşur. Tehditlere karşı sürekli enerjiye ihtiyaç duyar, ilgi görmek, görünür olmak, var olmak için enerjiye ihtiyaç duyar. Daha doğrusu enerji ile var olur. Bu enerji maliyetli ve iyi yönetilmesi gereken kıymetli bir şeydir. Dikkate aldığımız övgü dolu bir söz, dikkate aldığımız hayran bir bakış nazar değdirebilir, bir başka deyişle, rehavete kapılan, rahatlayan vücudumuz, biz farkında olmadan enerji yönetimini yanlış yönlendirebilir, gardını düşürebilir. Bu da motor becerilerimizi, bağışıklık sistemimizi zor duruma sokup bizi savunmasız bırakabilir ya da hata yapmamıza sebep olabilir.