Günümüzde evrenin genişlediği o kadar popüler bir konu haline geldi ki, neredeyse herkes evrenin genişlediğini biliyor. Gündelik yaşantımızdan sahip olduğumuz bilgiye göre ilk akla gelen çıkarım, eğer bir şey genişliyorsa bir şekle sahip olmalıdır çıkarımıdır. Bir balonun şişmesi ya da bir kekin fırında kabarması, genişleyen evreni ifade ederken sıkça kullandığımız betimlemelerdir. Fakat aynı zamanda, genişleyen evreni anlamamızın biraz önüne geçtiklerini söyleyebiliriz. Bazı şeyleri görsel olarak düşünmek, onları matematiksel olarak anlamaktan çok daha zordur. Evren de bunlardan biridir.
Evrenin geometrisini belirleyen şey, evrendeki madde yoğunluğudur. Yani evrendeki toplam madde miktarını değiştirebilseydiniz, evrenin geometrisi de değişecekti. Bunu anlamak, genel göreliliğin basit tanımını anlamakta yatar: Madde, uzay-zamana nasıl büküleceğini söyler; uzay-zaman da maddeye nasıl hareket edeceğini... Yani eğer madde miktarı çok fazla olursa, uzay bundan ciddi ölçüde etkilenecektir. Dolayısıyla evrenin geometrisi, doğrudan yoğunluğuna bağlıdır.