Okullarda yaşanan silahlı saldırıları hâlâ “bireysel cinnet”, “kontrolden çıkmış bir genç” gibi ifadelerle açıklamaya çalışmak, gerçeği örtmenin en kolay yoludur; çünkü ortada tekil bir sorun değil, derinleşmiş bir toplumsal çürüme vardır ve artık bunu inkâr etmek mümkün değildir. Bir ülkede çocuklar silahla okula girip öğretmenleri ve öğrencileri öldürebiliyorsa, burada sadece failin değil, o faili ortaya çıkaran düzenin de sorgulanması gerekir. Bu, yalnızca bir güvenlik açığı değil; bu, toplumun çöktüğünün açık göstergesidir.
Daha da vahimi, her olaydan sonra aynı döngünün tekrar etmesidir: birkaç gün süren öfke, sert açıklamalar ve ardından gelen sessizlik. Hiç kimse köke inmiyor, hiç kimse bu çürümeyi gerçekten durdurmak için irade ortaya koymuyor. Oysa gerçek çok net: bu artık yapısal bir sorundur.