12 Ağustos 1887’de Viyana’da doğan Erwin, tam bir Eski Dünya entelektüeliydi. Babası Rudolf Schrödinger, sadece başarılı bir iş insanı değil, aynı zamanda yetenekli bir ressam ve botanikçiydi. Annesi Georgine Bauer ise yarı İngilizdi. Evde hem Almanca hem de İngilizce konuşuluyordu; bu çift dillilik Erwin’e daha çocuk yaşta geniş bir perspektif kazandırdı.
Genç Erwin, Viyana Üniversitesi’ne girdiğinde sadece fizikle ilgilenmiyordu; felsefeden antik dillere, Schopenhauer’dan Hint mistisizmine kadar geniş bir ilgi alanı vardı. Ancak 1910’da doktorasını aldıktan sonra Birinci Dünya Savaşı başladı. İtalyan cephesinde bir topçu subayı olarak görev yaparken bile, siperlerde genel görelilik üzerine çalışıyordu.