Almanya'daki bir mağarada baş parmak büyüklüğünde 40.000 yıllık kuş heykelcikleri bulundu.
Yeni keşfedilen iki kuş heykelciği, 40.000 yıl önceki insanların hevesli sanatsal becerilerini ortaya koyuyor.
Almanya'daki bir mağarada baş parmak büyüklüğünde 40.000 yıllık kuş heykelcikleri bulundu.
Yeni keşfedilen iki kuş heykelciği, 40.000 yıl önceki insanların hevesli sanatsal becerilerini ortaya koyuyor.
MONTY HALL PROBLEMİNDEN YOLA ÇIKARAK
DEĞER-AĞIRLIKLI KÜMELEME VE ORTALAMA MUTLAK SAPMA TEMELLİ OLASILIK MODELİ
"Monarşi" dendiğinde çoğu kişinin aklına tozlu bir geçmiş, taçlar, saraylar ve modern dünyayla bağdaşmayan bir yönetim biçimi gelir. Oysa bugün dünya haritasına bakıldığında hâlâ 43 ülke monarşiyle yönetilmektedir. Monarşi, siyasi otoritenin genellikle veraset yoluyla bir hükümdara devredildiği bir devlet biçimidir; ancak bu, hükümdarın mutlaka fiilî siyasi gücü elinde tuttuğu anlamına gelmez. Günümüzdeki monarşilerin büyük çoğunluğunda hükümdar sembolik bir devlet başkanıdır, siyasi yetki ise seçilmiş kurumlarca kullanılır. Monarşi, insanlık tarihinin en eski ve en dayanıklı siyasi kurumlarından biridir. Bu yazıda önce monarşinin nasıl doğduğunu, nasıl yükselip gerilediğini, bugün hangi biçimlerde hayatta kaldığını ele alacak; ardından liberal demokrasinin sorgulandığı, popülizmin yükseldiği günümüz dünyasında monarşilerin yeniden güç kazanıp kazanamayacağını tartışacağız.
İlk monarşilerin ortaya çıkışını bir çok unsura bağlayabiliriz. Tarıma geçiş ve yerleşik yaşam, nüfus artışı, savaş ve savunma ihtiyacı, ticaret ağlarının genişlemesi, dinî otorite ve zamanla derinleşen ekonomik eşitsizlik gibi birçok unsur, farklı bölgelerde farklı bileşimlerde etkili olarak kalıtsal liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Antropolojik literatür de benzer bir çizgi izler: kabile ya da aşiret şefliği (chiefdom) biçimindeki hiyerarşi tarih öncesine kadar uzanır ve Mezopotamya, Antik Mısır ile İndus Vadisi gibi ilk uygarlıkların devlet biçimine dönüşmesinde belirleyici rol oynamıştır - ama her bölgede aynı hızda ve aynı biçimde değil.
Bir ressam dünyayı artık eskisi gibi görememeye başlarsa, resimleri de değişir mi?
Claude Monet söz konusu olduğunda bu soru yalnızca bir düşünce deneyi değildir. Yaşamının son döneminde gözlerinde gelişen katarakt, görme keskinliğini ciddi biçimde azaltmış, renkleri algılayışını değiştirmişti. Aynı yıllarda resimleri de değişiyordu. Biçimler çözülüyor, ayrıntılar kayboluyor, renkler kimi tuvallerde sarı, turuncu ve kırmızıların hâkim olduğu yoğun alanlara dönüşüyordu.
2013 yılında, dört yaşındaki kardeşim Melih'e Otizm Spektrum Bozukluğu tanısı kondu .
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.