Atatürk ile Osmanlı mirası etrafında dönen tartışmalar toplumun nabzını tutan, geniş kitleleri içine çeken ve giderek daha hararetli bir hâl alan bir zemine dönüşmüş durumda. İnsanlar merak ediyor, sorguluyor, zaman zaman kafası karışıyor ve cevap arıyor. Tam da bu noktada akla şu soru geliyor: Bu kadar yoğun bir tartışma varken, kendisini “tarihçi” olarak tanımlayan akademik çevreler neden bu alanın dışında kalmayı tercih ediyor?
Bugün sahaya baktığımızda, tartışmayı canlı tutanların çoğu popüler tarihçiler ve bağımsız araştırmacılar. Onlar daha görünür, daha cesur ve daha doğrudan konuşuyorlar. Halkın aklındaki sorulara temas ediyor, karmaşık meseleleri sadeleştirerek anlatıyor ve tartışmanın tam ortasında yer alıyorlar. Peki aynı şeyi yapma sorumluluğu aslında daha fazla olan, “tarihçi” sıfatını taşıyan akademisyenler neden bu kadar geri planda kalıyor?