Bazen düşünüyorum… Evren dediğimiz şey gerçekten nedir? Yani sadece yıldızlar, gezegenler, boşluk ve karanlıktan mı ibaret, yoksa aslında okunmayı bekleyen bir şey mi?
Evreni anlamaya çalışırken çoğu zaman farkında olmadan ona bir anlam yüklemeye çalışıyoruz. Bana göre evren, sadece fiziksel varlıkların rastgele bir toplamı değil; aksine belirli kurallar çerçevesinde işleyen, okunabilir bir sistemdir. Bu yüzden “evrenin kitabı” ifadesini mecazi ama aynı zamanda oldukça yerinde buluyorum. Keza bu kitabın dilinin açık olduğunu düşünüyorum. Örneğin; matematik ve fizik. Nitekim Galileo Galilei’nin ifade ettiği gibi, evren matematiksel bir dil ile yazılmıştır. Bu noktada fizik yasalarını, bu kitabın grameri temel sabitleri ise değişmez kelimeleri olarak değerlendirmek mümkündür. Özellikle temel fizik sabitleri, evrenin yapısını belirleyen kritik unsurlar olarak öne çıkıyor. Bunlardan biri olan ince yapı sabiti, elektromanyetik etkileşimin şiddetini belirleyen boyutsuz bir büyüklüktür ve yaklaşık olarak 1/137 değerine sahiptir. Bu sabitin değeri, atomların kararlılığından yıldızların enerji üretimine kadar birçok süreci doğrudan etkiler. Eğer bu değer çok küçük bir oranda dahi farklı olsaydı, bilinen anlamda madde oluşumu mümkün olmayabilirdi. Bu durum, evrenin rastgelelikten ziyade belirli bir hassasiyet aralığında işlediğini düşündürmektedir.