Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Blog Yazılarım
Element
Bilişsel
Doğa Yasaları
Plastik
Hücreler
Parçacık
Doktor
Teşhis
Yüksek
Mistisizm
Terapi
Beyin
Manyetik Alan
Sıcaklık
Enfeksiyon
Beslenme Bilimi
Mitler
Mikrobiyota
Konuşma
Transkripsiyon
Mantık Hatası
Adaptasyon
Dinozorlar
Primat
Uzun
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
Blog Yazısı
Mert Akar
Mert Akar
45.1K UP
Blog Yazarı 1 saat önce 2 dk.

Dudak ve cilt bakımıyla ilgili ürünler her gün milyonlarca kişi tarafından kullanılıyor, fakat etkileri herkes için aynı değil; özellikle dudak kremlerinin yanı sıra ruj (lipstick), lip gloss (parlatıcı) gibi makyaj ürünleri de paraben (paraben) ve diğer kimyasalları içerebildiği için dudak sağlığını etkileyebilir. Dudak kuruluğu yaşayan birçok kişi dudak kremi sürdüğünde kısa süreli bir rahatlama hisseder, fakat bir süre sonra dudakların tekrar kuruduğunu fark eder; bu durum bazen kullanılan ürünlerin içeriğiyle ve cilt tipinin ürüne verdiği tepkiyle ilişkilidir. Dudak çatlamasının (chapped lips) başlıca nedenleri arasında kuru hava, yetersiz su tüketimi, vitamin eksiklikleri ve bazı ilaçların yan etkileri yer alır; kozmetik ürünlerdeki sert kimyasallar da durumu kötüleştirebilir. Kozmetik ürünlerde yaygın şekilde kullanılan mentol (menthol), yoğun aroma vericiler (artificial fragrances), bazı alkol türevleri (alcohol derivatives) ve özellikle parabenler (parabens) ilk anda ferahlık veya nem hissi oluşturabilir, ancak hassas ciltlerde tahrişe veya kuruluğa yol açabilir. Parabenler aslında kozmetik endüstrisinde ürünlerin bozulmasını önlemek ve raf ömrünü uzatmak amacıyla kullanılan kimyasal koruyuculardır (chemical preservatives) ve şampuanlardan dudak kremlerine kadar çok sayıda bakım ürününde bulunur.

Parabenlerin zararlı olabileceği yönündeki tartışma ise özellikle 2004 yılında bazı meme tümörü dokularında paraben izleri bulunduğunu rapor eden bir araştırmanın ardından ortaya çıkmış ve medya ile internet üzerinden hızla yayılmıştır; her ne kadar bu çalışma parabenlerin doğrudan kansere yol açtığını kanıtlamasa da kozmetik içerikleri konusunda geniş bir tartışmanın başlamasına neden olmuştur. Günümüzde birçok bilimsel kurum düşük miktarlarda kullanılan bazı paraben türlerinin genel olarak güvenli kabul edildiğini belirtse de hassas ciltlerde irritasyon (irritation) ve alerjik reaksiyon (allergic reaction) riski nedeniyle bu maddeler hâlâ araştırılmaya ve tartışılmaya devam etmektedir. Ayrıca her cilt tipi farklı bakım ürünlerine ihtiyaç duyar: kuru ciltler yoğun nemlendiricilerden (moisturizers) fayda görürken yağlı ciltler daha hafif formüllerle daha iyi sonuç verebilir, hassas ciltler ise parfüm (perfume) ve güçlü kimyasallar içermeyen ürünleri daha iyi tolere eder. Benim dikkatimi çeken nokta ise şudur: birçok kişi dudak kuruduğunda otomatik olarak krem sürmeye başlar fakat kullandığı ürünün içeriğine hiç bakmaz. Oysa bazen sorunun kendisi dudak kuruluğu değil, kullanılan ürünün dudakları sürekli o ürüne ihtiyaç duyan bir döngüye sokması olabilir. Kendi deneyimlerimde de bazı dudak kremlerinin ilk anda çok iyi hissettirdiğini fakat kısa süre sonra dudakları yeniden kuruttuğunu fark ettim; bu da aslında kozmetik ürünlerin etkisinin kişiden kişiye ne kadar değişebildiğini gösteriyor.

0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Ali Koray Kaya
Ali Koray Kaya
127.9K UP
Blog Yazarı 8 saat önce 1 dk.

Üniversite eğitimi Tarih Bölümü olan biri olarak söylüyorum; bunlar benim analiz ettiğim ve fark ettiklerimdir:

Eğer bugün Atatürk düşmanlarının sayısı artıyorsa, aynı şekilde Osmanlı düşmanlarının da arttığını görüyorsak, bu durum tarihçilerin topluma karşı vicdani ve entelektüel sorumluluklarını yeterince yerine getiremediklerini gösterir.

0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Mert Akar
Mert Akar
45.1K UP
Blog Yazarı 11 saat önce 2 dk.

Astrobiyoloji araştırmaları, Dünya dışı ortamlarda yaşamın oluşma ihtimalinin bilimsel olarak incelenebileceğini gösteriyor ve özellikle ekstrem koşullarda yaşayan mikroorganizmalar, yaşamın düşündüğümüzden çok daha geniş çevresel koşullarda var olabileceğini ortaya koyuyor; örneğin Antarktika’daki buzullar, derin okyanus hidrotermal bacaları, yüksek radyasyonlu çöller ve çok tuzlu göller, yaşamın sınırlarını zorlayan örnekler sunuyor. Buna rağmen popüler iddiaların aksine, uzayda yaşamın kesin olarak bulunduğuna dair doğrulanmış bir kanıt yok ve bu durum bize yaşamı tanımlarken Dünya merkezli bir bakış açısı kullandığımızı hatırlatıyor; modern araştırmalar prebiyotik kimya, organik moleküller ve meteoritlerde tespit edilen amino asitler gibi bulgularla evrende yaşam için gerekli kimyasal yapı taşlarının yaygın olabileceğini gösteriyor, ancak bunlar doğrudan yaşam kanıtı değil, yalnızca yaşamın ortaya çıkması için uygun koşulların var olabileceğini işaret ediyor. Bu noktada Philosophy of Biology yani biyoloji felsefesi devreye giriyor; yaşamın tanımı, organizmaların doğadaki anlamı ve evrimsel süreçlerin yorumlanması, astrobiyolojik keşiflerin ışığında yeniden sorgulanabilir ve bu, insanlığın evrendeki özel konumu hakkındaki felsefi soruları da tetikliyor. Kendi gözlemime göre, eğer yaşam yaygınsa insan türü kozmik ölçekte özel olmayabilir, ama yaşam nadirse Dünya’daki biyosfer gerçekten eşsiz bir başarı hikayesidir; her iki durumda da astrobiyoloji bize yaşamın değerini ve kırılganlığını hatırlatıyor. Yaşamın basit bir mikroorganizmadan karmaşık bir ekosisteme kadar çeşitliliği, hem bilimsel hem de felsefi açıdan dikkate değerdir; çünkü evrenin fiziksel büyüklüğü karşısında biyolojik çeşitlilik, insanlık için hem bir hayranlık hem de sorumluluk kaynağıdır. Özellikle Mars, Europa veya Enceladus gibi gök cisimlerinde yapılan araştırmalar, mikrobiyal yaşam olasılıklarını test etmekle kalmıyor, aynı zamanda yaşamın farklı biyokimya ve organizasyon biçimlerine sahip olabileceğini gösteriyor ve bir gün basit bir mikroorganizma bulunması, biyoloji felsefesini, yaşamın ne olduğu ve ne olabileceği sorusunu yeniden tanımlayabilir. Bu süreç, insanlığın evrendeki yerini sorgulamasına, yaşamı koruma ve değerini anlama bilincini geliştirmesine de katkı sağlar ve bana göre astrobiyoloji sadece bilimsel bir araştırma değil, aynı zamanda yaşamın evrensel değeri üzerine bir farkındalık yolculuğu olduğu olasıdır.

0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Arya Elçi
Arya Elçi
64.1K UP
Blog Yazarı 17 saat önce 7 dk.

Konuşmak ve düşünmek, ikisi de insanları diğer hayvanlardan ayıran en büyük özellikler. Peki, aralarında nasıl bir ilişki bulunuyor? Konuştuğumuz dil düşüncelerimizi etkiler mi? Bu soruya net bir yanıt vermek mümkün değil. Çünkü yapılan araştırmalar gösteriyor ki bu konuda kesin bir yargıya varmak için henüz çok erken.

Dilin düşünceye etkisi iki grupta inceleniyor. Birincisi dilsel görelilik, ikincisi ise dilsel belirlenimcilik (determinizm) [1].

0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Doğa ile savaş halindeyiz. Eğer kazanırsak, kaybedeceğiz."
Hubert Reeves
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)