Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Tüm Bloglar
Blog Yaz
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Rastgele Soru
Blog Yazısı
Sinem Yıldız
Sinem Yıldız
21.2K UP
Blog Yazarı 16 dakika önce 1 dk.

Kritik Dönem Hipotezi'ne göre, dil öğrenimi için biyolojik olarak en uygun bir zaman aralığı vardır ve bu dönem geçtikten sonra dil edinimi zorlaşır. Fakat nedir bu Kritik Dönem? Kritik dönem, beynin belirli bir beceriyi öğrenmeye en açık olduğu zaman dilimidir. Dil için bu sürenin genellikle erken çocuklukta başladığı ve ergenlik civarında azaldığı öne sürülür.

Peki, ya biz bu durumu nereden biliyoruz dersek, devreye birkaç etmen giriyor. Bunlardan en meşhuru insanlardan ve medeniyetten uzak, hiç iletişim kurulmadan ihmal çemberlerinde yetiştirilen vahşi çocuk vakaları. Bunların içinde en bilineni ise Genie, 1970 yılında Los Angeles’ta, yıllarca süren aşırı sosyal izolasyon ve istismarın ardından keşfedilen bir kız. Çocuk ihmali vakaları arasında en ağır örneklerden biri olarak bilinen bu kızın hikâyesi, gelişim psikolojisi ve dilbilim alanlarında dönüm noktası niteliğinde olmuş; dil edinimi ve yoksunluğun etkileri konusunda birçok soruyu gündeme getirmiştir. Genie ve onun gibi çocuklar daha sonra dili tam olarak edinememişlerdir. Bu, dil ediniminde erken dönemin kritik olduğunu gösterir.

0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Arif G.
Arif G.
132.8K UP
Blog Yazarı 3 saat önce 3 dk.

Bir düşünce deneyi yapalım. Birine "tamam" yazın. Şimdi "tamam." yazın. Şimdi "tamamdır" yazın. Şimdi "tmm" yazın. Dört farklı mesaj, dört farklı ilişki durumu, dört farklı duygu. Hiçbirinde tek bir harf farklı değil ama hepsi bambaşka bir şey söylüyor. Bunu kimse öğretmedi ama herkes biliyor. İnsan iletişiminin büyük bir kısmı kelimelerle taşınmıyor. Ses tonu, beden dili, yüz ifadesi, gözün nereye baktığı bunlar kelimelerin yarısını, bazen tamamını taşıyor. Aynı cümle iki farklı tonla söylendiğinde iki farklı anlama geliyor. "Harika" diyebilirsiniz ve övgü olur. "Harika" diyebilirsiniz ve alay olur. Fark tamamen seste. Mesajda ses yok. Geriye harf dizisi kalıyor ve o harf dizisini her insan kendi o anki ruh haline, kendi yorgunluğuna, kendi beklentisine göre okuyor. Siz nötr yazmışsınızdır, karşı taraf soğuk okumuştur. Siz hızlı yazmışsınızdır, karşı taraf sinirli okumuştur. Yanlış anlama değil bu, eksik anlama çünkü kelimenin yarısı hiç iletilmemiş.

Türkçe mesajlaşmada nokta koymak artık soğukluk işareti. Bunu dilbilimciler değil, milyonlarca kullanıcı birlikte kararlaştırdı farkında olmadan. "Görüştük" yazarsınız, nötr. "Görüştük." yazarsınız, kapı yüzünüze kapanmış gibi hissettiriyor. Nokta cümleyi bitiriyor ama aynı zamanda konuşmayı da, bazen ilişkiyi de. Büyük harf de aynı şekilde. Normalde dilbilgisel bir doğruluk, mesajlaşmada ise ciddiyet, hatta öfke sinyali. Biri size büyük harfle uzun bir mesaj attığında içinizde bir şey "bu iyi değil" diyor. Üç nokta ise başlı başına bir tür. "Geliyor musun..." ile "Geliyor musun?" arasındaki fark sadece noktalama değil. Birincisi sizi bir belirsizliğin içinde bırakıyor, ikincisi düz bir soru soruyor. Üç nokta çoğunlukla söylenmek istenip de söylenemeyen şeyin işareti. Bazen bir tehdit, bazen bir yalvarış, bazen sadece yorgunluk. Emoji, sesin olmadığı yerde duyguyu taşımak için geldi ve bir süre işe yaradı. Ama dil canlı bir şey, emojiler de dille birlikte değişti. Bugün bazıları tam tersini söylüyor. Yüzü gülen emoji teoride mutluluk, ama artık en yaygın kullanımı pasif agresiflik. "Tamam o zaman 😊" cümlesi nadiren gerçekten tamam demek, çoğunlukla "seninle işim bitti ama bunu açıkça söylemeyeceğim" demek. Kafatası emojisi ölümle ilgili bir sembol, ama Z kuşağı bunu kahkaha için kullanıyor, yani bir ölüm işareti neşenin ifadesi oldu. En tehlikelisi belki de sıradan gülümseme. O emojiyi alan çoğu insan içini çekiyor, çünkü artık "konuşmayı bitiriyorum ama nazik görünmek istiyorum" anlamı taşıyor. Samimiyetten çok uzak, kibarlıktan biraz daha soğuk bir yer. Başparmak yukarı onay işaretiydi, gençler arasında artık küçümseme sinyaline dönüştü, "aldım, umursamıyorum" demek için ideal. Kırmızı kalp hâla sıcak, ama o kadar çok kullanıldı ki bazı bağlamlarda anlamsızlaştı. Bir içeriğin altına kırmızı kalp bırakmak artık "buradaydım" demekten öteye geçmiyor. Dil böyle çalışıyor bir şey yeterince çok kullanıldığında anlam kayıyor, bazen tersine dönebiliyor.

1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Burak Aras
Burak Aras
140.7K UP
Blog Yazarı 5 saat önce 6 dk.

Osmanlı İmparatorluğu’nun "Klasik Çağ" mimarı Fatih Sultan Mehmed’in 3 Mayıs 1481’de Hünkar Çayırı’nda aniden vefat etmesi, Türk tarihinin en dramatik iktidar değişimlerinden birini tetiklemiştir. Fatih’in ölümü, sadece bir hükümdarın kaybı değil, aynı zamanda onun kurduğu merkeziyetçi devlet yapısının ve gerçekleştirdiği radikal reformların sarsıldığı bir dönüm noktasıdır. Hükümdarın yeni bir sefere çıkmak üzereyken hayatını kaybetmesi, ordunun içinde bulunduğu belirsizliği derinleştirmiş ve halef tayin edilmemiş olması nedeniyle İstanbul ile taşra arasında gerilimli bir haberleşme trafiğini başlatmıştır.

Bu makale, Fatih’in ölümüyle ortaya çıkan siyasi boşluğu, devlet ricali arasındaki klikleşmeleri ve tarihin tozlu sayfalarında hüzünlü bir detay olarak kalan cenaze ihmalini Türk tarihçiliğinin perspektifiyle irdelemektedir. Taht mücadeleleri sürecinde, devşirme kökenli devlet adamları ile Türk aristokrasisini temsil eden gruplar arasındaki denge arayışı, Osmanlı veraset sisteminin evriminde belirleyici bir rol oynamıştır. Özellikle Amasya ve Konya valileri olan iki kardeşin rekabeti, devletin beka sorunu haline gelerek uluslararası diplomasinin bir parçası olmuştur.

2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Varol Eken
Blog Yazarı 10 saat önce 1 dk.

İnsanın kendi yaşam alanında veya zihninde yarattığı dağınıklık, çoğu zaman estetik bir kusurdan ziyade, içsel bir haritanın dışavurumudur. Peki, bizi bu dağınık manzarada yaşamaya ikna eden şey nedir? Bu bir "anlaşılabilir yorgunluk" mu, yoksa kendine yabancılaşmış bir "Polyanna iyimserliği" mi?

​Yorgunluğun Meşrulaştırdığı Dağınıklık

0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Sinem Yıldız
Sinem Yıldız
21.2K UP
Blog Yazarı 22 saat önce 2 dk.

Memelilerin kulakları genellikle her iletişim aralığına uyum sağlamıştır ve insan kulağı, insan diliyle ilişkili ses aralığına duyarlı olacak şekilde evrimleşmiştir. Bazı işitsel işlevler yetişkinliğe kadar tam olarak gelişmese de, bazı işlevsel eşikler fetal gelişim sırasında ortaya çıkar ve bebeği insan konuşmasını işlemeye hazırlar. Bununla birlikte işitsel işlevlerin dil gelişimini nasıl ve ne ölçüde etkilediği konusu hâlâ tartışmalı bir konu.

Nittrouer ve meslektaşları ise bu faktörlerin işitsel işlevlerin gelişimini, dil edinimini olumsuz yönde etkileyecek şekilde etkileyip etkilemediğini araştırmak istemişler. Düşük sosyoekonomik durumun (DSD) ve erken doğumun fetal gelişim üzerinde olumsuz etkileri olduğunu ortaya konmuştur.

1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Dürüst değilim. Dürüst olmayan birinin dürüst olmayacağına güvenebilirsin. Asıl dürüst olanlara dikkat etmen gerekir. Çünkü ne zaman aptalca bir şey yapacaklarını bilemezsin."
Kaptan Jack Sparrow (Johnny Depp)
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)