Modern dünyada tüketim yalnızca temel ihtiyaçların karşılanması için yapılan bir davranış olmaktan çıkmış ve birçok insan için psikolojik bir tatmin aracına dönüşmüştür. Özellikle hızlı tüketim kültürü, gereğinden fazla gıda satın alma, kısa sürede kullanılmadan atılan eşyalar ve sürekli yenilenen teknolojik ürünler nedeniyle büyük miktarda atık oluşmasına neden olmaktadır. Bu durum çevresel açıdan ciddi sonuçlar doğurur. Gıda üretimi için kullanılan su, enerji ve tarım alanları sınırlı kaynaklardır ancak buna rağmen dünya genelinde üretilen gıdanın önemli bir bölümü tüketilmeden çöpe gitmektedir. Çöpe giden gıdalar çöplüklerde parçalanırken metan gazı üretir ve bu gaz küresel ısınmaya katkı sağlayan güçlü sera gazlarından biridir. Aynı zamanda plastik ambalajlar, tekstil ürünleri ve elektronik atıklar da doğada uzun süre parçalanmadan kalır ve ekosistemleri olumsuz etkiler. Özellikle plastiklerin doğada çözünmesi yüzlerce yıl sürebilir ve bu süreçte mikroplastiklere dönüşerek su kaynaklarına, toprağa ve canlılara zarar verebilir. Günümüzde çevresel kirliliğin önemli bir kısmı aslında bireylerin günlük tüketim davranışlarından kaynaklanmaktadır.
Bu noktada alışverişin insanı kısa süreli mutlu ettiği fikri yalnızca popüler kültürde ortaya çıkan bir düşünce değildir. Bu iddia özellikle 20. yüzyılın sonlarından itibaren tüketici davranışı, pazarlama bilimi ve nörobilim alanlarında yapılan araştırmalarla gündeme gelmiştir. İnsanların neden ihtiyaç duymadıkları ürünleri bile satın alabildiğini anlamaya çalışan bilim insanları, beynin ödül sistemi üzerine yoğunlaşmıştır. Motivasyon ve ödül mekanizmaları üzerine çalışan nörobilim araştırmaları, insanların ödül beklentisiyle hareket ettiğini ve bu süreçte dopamin adlı nörotransmitterin önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Dopamin, beyinde ödül algısını ve motivasyonu artıran bir kimyasaldır ve yeni bir ürün satın almak ya da indirim yakalamak gibi durumlarda kısa süreli bir haz hissi oluşturabilir. Günlük yaşamda bunun küçük ama dikkat çekici örnekleri de görülür; örneğin açık büfe sistemi olan otellerde insanlar çoğu zaman gerçekten yiyebileceklerinden daha fazla yiyecek alma eğilimi gösterebilir. Özellikle tatil ortamında her şeyin erişilebilir olması, “kaçırmama” isteği ve çeşit bolluğu nedeniyle bireyler bazen gereğinden fazla yiyecek alabilir ve bunun bir kısmı tüketilmeden atılabilir. Bu durum aslında tüketim psikolojisinin küçük bir yansımasıdır ve yeteri kadar almanın önemini gösteren basit ama öğretici bir örnek olarak değerlendirilebilir. Ayrıca indirim etiketiyle sunulan bazı ürünler aslında aynı fiyat olabilir; yalnızca eski fiyat üzerinden düşüş gösterilerek satın alma isteği artırılır.