Türkiye'de İklim Değişikliği: 1979'dan Günümüze Ülkemizin İklimi Nasıl Değişti?
Türkiye'de İklim Değişikliği: 1979'dan Günümüze Ülkemizin İklimi Nasıl Değişti?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

2°C’den fazla bir küresel ısınmanın dünyamız için ciddi sonuçlar doğuracağını çeşitli defalar farklı kaynaklardan duymuşsunuzdur. Örneğin, iklim değişikliği konusundaki en yetkin uluslararası kuruluş olan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), 2°C’den fazla bir küresel ısınmanın ekstrem iklim olaylarını arttıracağını belirtiyor. Ki 2009’daki Kopenhag ve 2015’teki Paris İklim Zirvesi’nde ülkeler, ortalama küresel ısınmayı uzun vadede 2°C’nin altında (sanayi devrimi öncesine kıyasla) tutma konusunda görüş birliğine vardılar. Bunu nasıl yapacaklarına dair somut taahhütlerde bulunmaktan kaçınsalar da…

Peki geleceğe yönelik olarak birçok senaryo ve niyet beyanları ortalarda dolanırken bugüne dek ne kadar ısınma gerçekleşti, özellikle de ülkemizde? Son 30 yılda Türkiye’de ortalama ne kadar sıcaklık artışı gerçekleşti? Bunun bölgelere göre dağılımı ne? Ve sıcaklıklar artarken yağışlar arttı mı, azaldı mı? Aralarında nasıl bir ilişki var? Bu sorulara cevaplar arayan çalışmamız 13 Eylül 2016 tarihinde, Avrupa Yer Bilimleri Birliği’nin (EGU) Hydrology and Earth Systems Sciences dergisinde yayınlandı.

Çalışmada; meteoroloji istasyon ölçümleri ile uydudan ölçümler, radyo sondaj gibi birçok farklı veriyi bir model çerçevesinde özümseyerek (asimilasyon) analiz eden Avrupa Hava Tahminleri Merkezi’nin (ECMWF) veri seti arşivi kullanılarak sıcaklık ile yağış ve buharlaşma gibi hidrolojik parametrelerde 1979-2010 yılları arasında gerçekleşen artış/azalış trendleri analiz edildi. 

Analiz sonuçlarına göre, 1979-2010 arasındaki 32 yılda, Türkiye’de ortalama olarak 1,2°C’lik bir sıcaklık artışı gerçekleşirken, bu artış bölgeler arasında 0,8°C ila 1,8°C arasında değişti (Şekil 1). En yüksek sıcaklık artışı Ege kıyılarında (özellikle Güneybatı Ege) ve Güneydoğu bölgesinde gözlenirken, Doğu Anadolu bölgesinin önemli bir bölümünde istatistiksel olarak önemli derecede bir sıcaklık değişimi yaşanmadığı ortaya çıktı. IPCC’nin 2014 yılında yayınladığı 5. Değerlendirme Raporu’nda 1951-2012 dönemi için küresel olarak ortalama 0,72°C’lik sıcaklık artışı belirtildiğini dikkate alırsak, araştırma sonuçları Türkiye’de dünya ortalamasının oldukça üzerinde bir ortalama sıcaklık artışına işaret ediyor.  

Şekil 1. 1979-2010 tarihleri arasında ortalama toplam sıcaklık değişim miktarının dağılımı. Haritada kırmızı renk tonlarındaki gridler ECMWF’nin ERA-Interim veri setine göre en az %90 güven aralığında önemli derecede sıcaklık artışı olan yerleri ve artış miktarını gösterirken, beyaz gridler ise istatistiksel olarak önemli derecede sıcaklık artışı gözlenmeyen yerleri göstermektedir. Artı işaretleri ise, meteoroloji istasyonu ölçüm verilerine göre en az %90 güven aralığında önemli derecede sıcaklık artışı olan noktaları ve artış miktarını göstermektedir. 

 

Peki son 32 yıllık dönemde Türkiye’nin büyük bir bölümünde sıcaklıklar 0,8°C ila 1,8°C arasında artış gösterirken ülkemizde yağışlar azaldı ve kuraklık arttı mı, yoksa aksine yağışlarda artış mı gözlendi? ECMWF’nin hidrolojik veri setleri ile meteoroloji istasyonlarının ölçümlerini kullanarak yapılan kıyaslamalı analiz sonuçlarına göre; 1979-2010 döneminde ciddi sıcaklık artışlarına rağmen ülkenin önemli bir bölümünde kayda değer bir yağış artışı ya da azalması yaşanmadığı söylenebilir. Kuzey Ege ve Trakya, Kuzeydoğu Anadolu ve İç Anadolu’nun bazı kesimlerinde 50-150 mm’lik artışlar gözlenirken, Güneydoğu Anadolu’nun sınırlı bir bölümünde ise 150 mm civarında yağışlarda azalma gözlendi  (Şekil 2). Yağışlardaki nispeten az yaşanan değişimlere paralel olarak, Türkiye’nin yüzey suyu (runoff) miktarında da önemli bir değişim gerçekleşmediğine işaret ediyor sonuçlar (Şekil 3). Ki başka bir çalışmada Yücel ve ark. (2014), Doğu Anadolu bölgesindeki 15 farklı nehir debisi ölçüm istasyonu için yaptıkları trend analizine göre (1970-2010 arasında), karların daha erken erimesine bağlı olarak nehirlerde maksimum debi miktarının baharda daha erken gerçekleştiğini tespit etmekle birlikte, yıllık toplam su miktarı açısından bu 15 nehir istasyonundan sadece 2’sinde istatistiksel olarak önemli azalış olduğunu buldular. 

Şekil 2. 1979-2010 tarihleri arasında yıllık toplam yağış değişim miktarının dağılımı. Haritada mavi/kahverengi renk tonlarındaki gridler ECMWF’nin Interim/Land veri setine göre en az %90 güven aralığında önemli derecede yağış artışı/azalışı olan yerleri ve artış miktarını gösterirken, beyaz gridler ise istatistiksel olarak önemli derecede yağış değişimi gözlenmeyen yerleri göstermektedir. Rakamlar ise, meteoroloji istasyonu ölçüm verilerine göre en az %90 güven aralığında önemli derecede yağış artışı (mavi) /azalışı (kırmızı) olan noktaları ve artış miktarını göstermektedir. 

 

Şekil 3. 1979-2010 tarihleri arasında yıllık toplam yüzey suyu miktarındaki değişim miktarının dağılımı. Haritada mavi/kahverengi renk tonlarındaki gridler ECMWF’nin Interim/Land veri setine göre en az %90 güven aralığında önemli derecede yüzey suyu artışı/azalışı olan yerleri ve artış miktarını gösterirken, beyaz gridler ise istatistiksel olarak önemli derecede yüzey suyu değişimi gözlenmeyen yerleri göstermektedir. 

 

Sonuç olarak kısaca özetlemek gerekirse, araştırmamız 1979’den 2010’a 32 yıllık dönemde ülkemizde, dünya ortalamasının oldukça üzerinde, 1,2°C’lik bir toplam sıcaklık artışı gerçekleştiğine işaret ederken, artış miktarı ülke içerisinde büyük bir değişim gösteriyor [0,8°C – 1,8°C]. Topoğrafya, arazi örtüsü/kullanımı ve bölgesel iklim özelliklerindeki ciddi farklılıklar, sıcaklık artışındaki bölgesel farklılıkları açıklayan başlıca sebepler olarak sıralanabilir. Diğer taraftan, sıcaklıktaki ciddi artışlara rağmen aynı dönemde yağışlarda ve yüzey suyu miktarlarında ciddi değişimler gözlenmemesi, küresel ısınmanın bölgesel su döngüsü üzerindeki etkilerinin basitçe tahmin edilebilir olmadığını gösteriyor. Örneğin, Ege’deki ciddi bir sıcaklık artışı, denizden ve karadan buharlaşmayı önemli derecede arttırarak yağışların çeşidi ve miktarında önemli değişimleri tetikleyebilirken, aynı sıcaklık artışı İç Anadolu’nun kurak bozkırlarında herhangi bir buharlaşma artışına sebep olmadığı gibi bölgenin yağış döngüsünü ciddi ölçüde etkilemeyebiliyor. Öyle ki,  IPCC’nin 4. (2007) ve 5. (2014) Değerlendirme Raporları Akdeniz ve Orta Doğu için 21. yüzyılın sonuna kadar ciddi sıcaklık artışlarıyla birlikte yağışlarda da önemli azalmalar yaşanacağını tahmin etmekle birlikte, 5. Değerlendirme Raporu su döngüsündeki uzun vadeli değişimleri tahmin etmenin güçlüğüne özellikle dikkat çekiyor.


Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Hydrology and Ecosystem Sciences
  2. Yucel, I., Güventürk, A., and Sen, O. L.: Climate change impacts of snowmelt runoff for mountainous transboundary basins in eastern Turkey, Int. J. Climatol., 35, 215–228, doi:10.1002/joc.3974, 2014.

Tourette Sendromu: Nörolojik Hastalıkların En Az Bilineni

Galapagos Kaplumbağası ve Yavrusu

Yazar

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim