TÜBİTAK’ı “TÜBİTAK” Yapan Adam Namık Kemal Pak Anısına...

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Hatırlar mısınız, bir zamanlar TÜBİTAK’a derin bir saygı beslerdik. Hatırlarım, eniştemin evinde cilt cilt, sıra sıra biriken Bilim ve Teknik dergilerini okuyup anlamaya çalıştığım zamanları… Benim Bilim Çocuk’larım vardı o zamanlar… Ama yetmezdi, daha fazlasını öğrenmek isterdim. El kadarım o zamanlar, 8-9 yaşındayım belki! Özellikle evrimsel biyoloji (tabii o zaman böyle bir dalın varlığından bile pek haberdar sayılmazdım) ve uzayla ilgili yazıları okumakla kalmıyordum, adeta yutuyordum. Çok net hatırlarım antropoloji ve insan evrimiyle ilgili olan, antik zamanlardan günümüze kadar nasıl geldiğimizi anlatan yazıları… Öylesine makul ve mantıklı bir şekilde anlatılırdı ki Bilim ve Teknik’te evrimsel biyoloji, “Ya böyle şey olur mu!” dediğim bir anı hiç hatırlamıyorum! Son derece doğaldı evrim, zaten bilinen bir şeydi, bir doğa yasasıydı. TÜBİTAK bize evrimsel biyolojiyi, kozmolojiyi, antropolojiyi, arkeolojiyi, sosyolojiyi dünya standartlarında öğretirdi. Bir de hatırlarım, daha da küçük zamanlarımdan kalma matematik öğreten kitaplarını TÜBİTAK’ın… Toplamayı, çarpmayı, bölmeyi öğreten kitapları vardı (hala da var gerçi onlar, sanıyorum birilerini rahatsız etmedi henüz). Ders gibi değildi o kitaplar, eğlenceliydi. Bugün Evrim Ağacı’nda Facebook üzerinde bazı haftalar 5-6 milyon insana ulaşarak gümbür gümbür “Bilim eğlencelidir.” demeyi ve bunu ispatlamayı biraz da TÜBİTAK öğretti bana, bize… 

Yani bugünkü gibi güvenilmez değildi TÜBİTAK. Her ay tuhaf tuhaf haberlerle bizi şaşırtmazdı o zamanlar. Şaşırtırdı da, en azından TÜBİTAK destekli bir etkinlikte “dua okunup muska üflenen fasulye deneyleri” duymazdık. TÜBİTAK’ın “Sen bu projeyi yapamazsın.” dediği insanların Avrupa’da eğitim verecek şekilde okullara kabul edildiklerini duymazdık. TÜBİTAK’ın Matematik Köyü gibi akıl almaz faydaları olacak projeleri geri çevirdiğini duymazdık. Bilim ve Teknik’in evrim gibi bilimsel gerçekler karşısında politik endişeler ve şahsi inanç kaygılarıyla korkak bir çocuk gibi tir tir titrediğini ve kapağını değiştirmek zorunda kaldığını hiç duymazdık. Bunlar bitirdi Türkiye’deki bilim camiasının TÜBİTAK’a olan güvenini… Ne Bilim ve Teknik alır olduk, ne de TÜBİTAK destekli etkinliklere katılır… Elbette akademide bazen muhatap olmak zorunda kalınıyor, el mecbur, sonuçta para gelmeden bilim de yürümüyor. Fakat eskiden olduğu gibi göğsümüz dik, alnımız ak, “TÜBİTAK projemize destek oluyor!” demiyoruz, diyemiyoruz. Hatta öyle durumlar oluyor ki, bundan çok bahsetmek istemediğimiz zamanlar oluyor! Bunlar, bizi bugünlere getirenlerin eseri!

Ancak bugün kötülüklere, çirkinliklere, zavallılıklara yer ayırmak istemiyorum bu köşede. Bugün bilime, aydınlığa, ilericiliğe, düşünce özgürlüğüne yer ayırmak istiyorum. Daha önemlisi, bunların yılmaz ve korkusuz savaşçısı, ODTÜ Fizik Bölümü akademisyenlerinden merhum Prof. Dr. Namık Kemal Pak’a yer vermek istiyorum. Ne yazık ki çok sevdiğimiz hocamızı 10 Kasım 2015’te kaybettik. Kendisi, işte o sizlerin gururla takip ettiği TÜBİTAK’ı “TÜBİTAK” yapan isimdir. 31 Mayıs 1999’da başkanlık görevini eline aldığında da TÜBİTAK çok zayıf bir kurum sayılmazdı elbet. Bunda biraz da Namık Hocamızın 1990-1997 yılları arasında TÜBİTAK Başkan Yardımcısı olmasının etkisi var. Namık Hocamız, TÜBİTAK’ın çehresini resmen değiştirdi. Bir neslin hayranlığını kazandıran bir kurum haline getirdi. Ta ki 31 Mayıs 2003’te, kurul kendisini demokratik bir şekilde seçmiş olsa da, dönemin hükümeti tarafından TÜBİTAK başkanlığına yeniden atanmayışına kadar… Onun gidişi, TÜBİTAK’ın bitişine denk geldi. Eh, eden bulur…

Namık Hocamızın hayatı anlatmakla bitmez, sayfalar gerekir. Kaliforniya Üniversitesindeki çalışmalarını mı istersiniz, yoksa günümüzün en popüler bilim kurumu CERN’deki teorik fizik araştırmalarını mı… Ülkemizin yine hükümet eliyle yitirilmiş değerlerinden olan Türkiye Bilimler Akademisi’nin (TÜBA) Konsey Üyeliği’ni mi ararsınız, NATO Bilim Komitesi üyeliğini mi… Yoksa OECD Bilim ve Teknoloji Politikaları Komitesi Türkiye Temsilciliği’ni mi… Kendisi sadece bilime katkı sağlamakla kalmadı, aydın bir bilim insanına yakışır şekilde, ülkesindeki bilimsel anlayışa ve algıya da gerek popüler bilim, gerekse de şahsi çalışmalar aracılığıyla müthiş katkılar sağladı. 

Hem Evrim Ağacı olarak, hem de bireysel olarak kendisiyle çok güzel işlere imza atmıştık. Bilim ve Ütopya’da ortak yazılar yayınlamış, aynı sayfaları paylaşmıştık. Aynı salonda sunumlar yapma şerefine erişmiştim. Elini bizzat sıkıp, engin deryadan bir yudum bilgi almayı başarmıştım. Bunları artık yapamayacak olduğumu bilmek içimi acıtıyor. Fakat bir taraftan da bana güç veriyor, söylemeliyim. Çünkü bilim böyledir. Bir alev bir noktada sönse de, ardında bıraktığı kıvılcımlar binlerce yeni alevi başlatır ve harlar. Biz de onun bilim kıvılcımları olacağız. 

Sözümüzdür.

Sinirbilim Açısından Rüyalara Dair Bir Özet...

Uzayın Yapısı Nasıldır?

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim