Tanımı Gereği Görülemeyen Bir Karadeliğin İçini Nasıl İnceleriz?
Karadelikler hakkında herkesin bildiği bir şey varsa, o da ışık dahi hiçbir şeyin onların çekiminden kaçamayacağıdır. İçine bir uzay aracı gönderebilseydik bile, asla geri dönüp bulduklarını bize bildiremezdi.
BBC Science Focus Magazine
- Çeviri
- Fizik
- Bilim Haberciliği
Bu Makalede Neler Öğreneceksiniz?
- Kara delikler, Genel Görelilik ve kuantum mekaniği teorilerinin aynı anda geçerli olduğu nadir cisimlerdir ve bu sayede bu iki uyumsuz teorinin birleştirilmesi için önemli bir araştırma alanı sunarlar.
- Kara delik entropisi, hacmiyle değil olay ufkunun yüzey alanıyla orantılıdır; bu durum, kara deliklerin iç yapısının iki boyutlu bir yüzeye kodlandığına dair holografik prensibi destekler.
- Hawking radyasyonu sayesinde kara delikler enerji yayar ve zamanla küçülür; bu radyasyonun detaylı incelenmesi, kara deliklerin iç yapısı ve kuantum kütleçekimi anlayışımızı geliştirebilir.
Bir karadeliğin dış sınırı olan olay ufku (İng: "event horizon") çizgisini geçen her şey, yüksek kütleçekimli bir perdenin ardında sonsuza dek kaybolarak gözden yiter.
Olay ufkunun ötesinde ne yatıyor olursa olsun, bu bizim için fiilen görünmezdir. Ancak bu durum, gerçeği öğrenme isteğimizin önüne geçemedi. Hala bir kara deliğin içinde ne olduğunu, o perdenin arkasında nelerin saklandığını bilmek istiyoruz. Neden mi? Çünkü merak ediyoruz.
Cevaplar aramak insan doğasının bir parçasıdır. Ancak aynı zamanda, içeride saklı olan her neyse, fizikle ilgili anlayışımızın tam merkezinde yatan çok temel bir problemi çözmemize yardımcı olabileceği için bu cevapların peşine düşüyoruz.
Uyumsuz Teoriler
Sorun şu ki, fizik biliminin evrenin nasıl işlediğini açıklamak için iki farklı yolu var: Einstein'ın kütleçekim teorisi olan Genel Görelilik ve kuantum mekaniği.
Genel Görelilik, yıldızların ve gökadaların hareketleri gibi devasa ölçekli olayları açıklar. Kuantum mekaniği ise atomların ve atom altı parçacıkların davranışları gibi çok küçük ölçekli olayları ele alır.
Her ikisi de doğru görünmektedir ve bize evrene dair oldukça faydalı, öngörülebilir modeller sunarlar. Ancak mevcut anlayışımıza göre, bu iki teori birbiriyle uyumsuzdur. Genel Görelilik tarafından tanımlanan kütleçekimi kuantum seviyesinde çöker; kuantum mekaniği ise Genel Görelilik ile bir türlü bağdaşmaz. Şimdiye kadar kimse bu ikisini birleştirmenin bir yolunu bulamadı.
Bunun önündeki temel engel, temelden öylesine farklı ölçeklerde çalışmalarıdır ki, onları bir arada incelemek neredeyse imkansızdır. Neredeyse, ama tamamen değil. İşte tam bu noktada devreye karadelikler giriyor.
Karadelikler, her iki teoriyi de aynı cisme uygulayarak incelememiz için bize nadir bir fırsat sunarlar. ABD'deki Colorado Boulder Üniversitesinde fizik alanında yardımcı doçent olarak görev yapan ve bu iki teorinin kesişimini inceleyen Dr. Chris Akers durumu şöyle açıklıyor:
Genel Göreliliğin son derece geçerli olduğu devasa bir yıldız kütlesini alıp, kuantum mekaniğinin fazlasıyla geçerli olacağı keyfi olarak küçük bir alana sıkıştırıyorsunuz. Dolayısıyla, o noktada tam olarak ne olduğunu anlamak için her iki teoriyi de kullanmak zorundasınız.
Eğer bir kara deliğin içini incelemenin ve olay ufkunun ötesinde neler olup bittiğini anlamanın bir yolunu bulabilirsek, fizikteki en büyük problemi çözebiliriz. Genel Görelilik ile kuantum mekaniğini birleştirip bir Her Şeyin Teorisi (İng: "Theory of Everything") ortaya koyabiliriz.
Fakat bunu yapabilmek için, bir karadeliğin içini görselleştirmenin bir yoluna ihtiyacımız var. Başka bir deyişle, bir haritaya ihtiyacımız var.
Düşündüğünüz Gibi Değil
Bir kara deliğin içine doğrudan bakamıyor olabiliriz, ancak en parlak zihinlerimiz bunun nasıl bir şey olabileceğini hayal etmeye çalıştılar. Zaten karadelikler hakkında bildiklerimize dayanarak ortaya atılan bu fikirler de epey tuhaflaşıyor.
Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.
KreosusKreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.
Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.
PatreonPatreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.
Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.
YouTubeYouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.
Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.
Diğer PlatformlarBu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.
Giriş yapmayı unutmayın!Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.
Örneğin, işin içindeki kütleçekim kuvvetleri ve kuantum mekaniğinin doğasındaki gariplikler göz önüne alındığında, bir kara deliğin içinin fazlasıyla tuhaf olacağını düşünmekte son derece haklısınız. Belki de olay ufkunu geçtiğiniz an uzay-zaman (İng: "spacetime") tanınmaz bir hale geliyordur.
Fakat aslında durum pek de öyle değil. Karadeliğin boyutuna bağlı olarak, olay ufkunun hemen içindeki uzay boşluğu, hemen dışındaki boşluktan neredeyse ayırt edilemez olabilir.
Eğer olay ufkunu geçecek olsaydınız, dışarıdaki hiç kimse sizi göremeyecek olsa da dışarıya bakıp etrafınızdaki yıldızları görmeye devam edebilirdiniz. Sonuçta ışık dışarı kaçamaz, hatırladınız mı?
Hatta tekillik (İng: "singularity") noktasından yeterince uzaktaysanız, o aşırı kütleçekimsel etkileri anında hissetmeyebilirdiniz. Dr. Akers durumu şöyle ifade ediyor: "Belli bir açıdan bakarsak, halihazırda devasa bir karadeliğin içinde olabiliriz ve bunu asla bilemeyiz." Bunun nedeni böyle bir senaryonun çok olası olması değil, ilk bakışta uzayın bize o kadar da farklı görünmeyecek olmasıdır.
Ancak tekilliğe yaklaştıkça bu etkiler giderek daha belirgin hale gelir. Tekilliğe yaklaşırken uzay-zaman gittikçe daha fazla bükülür; bu da vücudunuzun tekilliğe daha yakın olan kısımlarını çok daha güçlü bir şekilde çekerek sizi parçalayacak olan gelgit kuvvetlerini (İng: "tidal forces") yaratır.
Belki de "Sorun değil, tekillikten uzak dururum." diye düşünebilirsiniz. Ne yazık ki durum bu kadar basit değildir. ABD'deki Kaliforniya Üniversitesi Berkeley'de teorik fizikçi olan Dr. Luca Iliesiu, bunu şöyle açıklıyor:
Tekillik, uzay-zamanda olay ufkunu geçerek içeri düşen birinin her zaman geleceğinde yer alan bir konumdur. Yani bir bakıma tekilliğe düşmeniz tamamen kaçınılmazdır.
Bunu hayal etmek zordur; çünkü uzaydaki sabit bir konumu sezgisel olarak kolayca kavrayabiliriz, ancak uzay-zamanda gelecekte yer alan bir konum fikrini idrak etmek çok daha zordur.
Uzay-zamanın büküldüğünü düşünün; nitekim yeterince büyük kütleli nesnelerin zamanın görünür akışını etkilediğini biliyoruz.
Şimdi, bu uzay-zamanın gittikçe daha da büküldüğünü ve sonsuz bir eğriliğe yaklaştığını hayal edin. Hız trenindeki bir vagona sıkıca bağlandığınızı ve doğrudan bir duvara doğru ilerlediğinizi düşünün.
Fakat sıradan bir duvar uzayda belli bir konumdayken, bu duvar zamanın içinde yer alır. Nasıl hareket ederseniz edin, gittiğiniz tek bir yön vardır: geleceğinize ve elbette tekilliğe doğru.
Dr. Iliesiu, ne yaparsanız yapın veya nasıl hareket etmeye çalışırsanız çalışın, olay ufkunun ardına düşen herkesin eninde sonunda o noktaya ulaşmaya mecbur olduğunu belirtiyor.
Karadeliğin boyutuna bağlı olarak bu az ya da çok zaman alabilir, ancak olay ufkunu bir kez geçtiğinizde kaderiniz mühürlenmiş demektir. O sınırı aştığınız an, tekillikle yüzleşmekten başka çareniz kalmaz. Bu durum tamamen kaçınılmaz bir hâl alır.
Tekilliğe doğru çekilirsiniz ve o, başınıza hafifçe çarpmakla kalmaz; sizi kelimenin tam anlamıyla parçalarına ayırır.
Bir Harita Çizmek
Sonsuz bükülmüş uzay-zaman kavramı her ne kadar tuhaf olsa da bazı araştırmacıların bir kara deliği görselleştirmek için kullandıkları daha da garip bir yaklaşım var: Onu iki boyutlu bir yüzey olarak düşünmek.
Kulağa oldukça garip geliyor; zira bir kara deliğin özünde bir küre, yani üç boyutlu bir nesne olduğu epey bariz görünmektedir. Fakat bunun açıklama olarak bu kadar ikna edici olmasının nedeni, Profesör Stephen Hawking'in yaptığı bir keşfe dayanır.
Hawking, karadeliklerin radyasyon (ışıma) yaydığını ve karakteristik bir sıcaklığa sahip olduklarını gösterdi; bu da onların bir entropisi (İng: "entropy") olduğu anlamına gelir. Dr. Iliesiu, bu durumu şöyle ifade ediyor:
Entropi genellikle bir nesnenin sahip olabileceği olası durumların sayısının bir ölçüsüdür. Günümüzde yapabileceğimiz en büyük çıkarım, Hawking'in hesapladığı entropinin aslında karadeliğin sahip olduğu kuantum durumlarının bir sayımı olduğunu söylemektir.
Gazla dolu bir oda ve o odadaki moleküllerin sahip olabileceği tüm farklı dizilimleri hayal edin. Oda ne kadar büyükse, olası dizilimler de o kadar fazladır; işte entropi dediğimiz şey tam olarak budur. Daha fazla hacim, daha fazla entropi ve dolayısıyla daha fazla olası durum anlamına gelir. Bu kural kara delikler için de geçerlidir.
Buraya kadar her şey mantıklı: Daha büyük bir karadelik, daha küçük olana kıyasla daha fazla kuantum durumuna sahip olabilir. Ancak işin tuhaflaştığı nokta, entropinin boyutla birlikte nasıl arttığıdır.
Çünkü entropi, karadeliğin hacmiyle orantılı olarak artmaz. Eğer karadeliği üç boyutlu bir nesne olarak düşünseydik bu oldukça mantıklı olurdu; ancak entropi, olay ufkunun yüzey alanıyla orantılı olarak artar. Bu da onu üç boyutlu bir cisimden ziyade iki boyutlu bir yapıya benzetir.
Dr. Akers, bunun kütleçekimi hakkında oldukça tuhaf ve çok derin bir gerçek olduğunu vurguluyor. Bu yaklaşıma göre, tüm kara delik ve dolayısıyla barındırdığı tüm bilgi, üç boyutlu bir görüntü üreten iki boyutlu bir yüzeye kodlanmıştır.
Araştırmacıların holografi olarak adlandırdığı bu fikir, çocukken oynadığınız o düz yapıdaki ama üç boyutlu bir nesne gösteriyormuş illüzyonu yaratan hologram çıkartmalarına oldukça benzer.
Dr. Akers, bu tanım kapsamında bir kara deliğin, sadece bir kürenin yüzeyindeki bazı maddelerden ibaret olduğunu belirtiyor. Bu tanım, karadeliklere ve onların iç yapılarına yaklaşmamız için bize yepyeni bir yol sunar; ancak eksiksiz bir açıklama olmaktan hâlâ çok uzaktır. Ne de olsa, bir karadeliğin bu iki farklı tanımı arasındaki ilişkiyi anlamanın bir yolunu bulmamız gerekiyor ve bu da haritalandırma adı verilen bir projedir.
Bunu coğrafi bir bölgenin temsili olan geleneksel bir haritadan ziyade, küresel modeldeki gözlemler ile yüzey modelindeki eşdeğer gözlemler arasında çeviri yapan bir tür sözlük gibi düşünebilirsiniz.
Kulağa ne kadar soyut gelse de bu fikir, örneğin kütleçekimsel yol integralleri üzerindeki son gelişmelerde teorisyenlerin pratik bir şekilde çalışmasına yardımcı olmaktadır.
Bu çalışma, kuantum mekaniği teorileri ile gerçek sayılar arasında bir tür sahte harita görevi görerek, kara deliklerin iç kısımları hakkında, örneğin hacimlerinin zamanla nasıl değiştiğini tahmin etmek gibi, somut öngörülerde bulunmayı mümkün kılmaktadır.
Bu yaklaşım, çeşitli olası uzay-zaman senaryolarını dikkate alıp bunları birleştirerek baskın yolu, yani çoğu durumda Genel Görelilik tarafından açıklanan yolu arar.
Ancak daha karmaşık uzay-zamanlarda Genel Görelilik yetersiz kalabilir ve diğer kuantum açıklamaları daha olası hâle gelebilir. Bu da görünüşte birbiriyle çelişen Genel Görelilik ve kuantum mekaniğinin aynı anda nasıl geçerli ve doğru olabileceğini potansiyel olarak açıklamanın bir yoludur.
Ayrıca, kuantum yinelemesi (İng: "quantum recurrence") adı verilen ve yeterli zaman verildiğinde dinamik sistemlerin sonunda başlangıç durumlarına çok yakın bir duruma geri döndüğünü öne süren bir olgu nedeniyle, karadeliklerin iç kısımlarının zamanla gerçekten değişebileceği olasılığını da gündeme getirmektedir.
Yaşları ne olursa olsun dışarıdan hep aynı görünen karadeliklerin aksine, bu nesnelerin iç kısımları yaşlandıkça daha farklı davranabilir.
Bu fikir hâlâ büyük ölçüde bir spekülasyon konusu olsa da teorik gelişmelerin asla doğrudan gözlemleyemeyeceğimiz karadeliklerin iç yapısı hakkındaki düşüncelerimizi nasıl kökten değiştirebileceğini açıkça göstermektedir.
Aşılmaz Bir Sınır Mı?
Tüm bu kavramsallaştırmalar ne kadar faydalı olursa olsun, olay ufkunun ötesini göremediğimiz gerçeğiyle hâlâ yüz yüzeyiz. Çünkü hiçbir şey, ışık bile, bir kara delikten kaçamaz. Bu, karadelikler hakkında istisnasız herkesin bildiği tek şeydir.
O zaman tüm bunların tamamen soyut olduğunu söyleyebiliriz, değil mi?
Pratikte muhtemelen evet. Bir karadeliğin içine bakmamızı sağlayacak teleskoplar geliştiremeyeceğiz. Bildiğimiz kadarıyla böyle bir şey zaten imkansızdır.
Bununla birlikte, bir karadelikten hiçbir şeyin kaçamayacağını söylemek de pek doğru değildir; zira daha önce de belirtildiği gibi, karadelikler soluk miktarlarda da olsa radyasyon yayarlar.
Hawking radyasyonu olarak bilinen bu ışıma, uzay-zamanın bükülme şekli nedeniyle karadeliklerden ufak miktarlarda enerjinin salındığını söyler.
Geleneksel açıklama şöyledir: Uzay-zamanın doğası gereği birbirini yok eden parçacık çiftleri kendiliğinden yaratılır. Ancak bazen, bir karadeliğin tam kenarında bu parçacıklardan biri kara deliğin içine düşerken diğeri kaçmayı başarır.
İşte kara delikten ufak miktarda bir enerjiyi alıp götürenler de bu kaçan parçacıklardır.
Hawking radyasyonu, olay ufkunun hemen dışından salınır ve kara delikten uzaklaştırdığı enerji çok küçük olsa da bu durum kara deliğin (çok uzun bir zaman içinde ve çok kademeli olarak da olsa) küçüldüğü anlamına gelir.
Bu radyasyonun genellikle tamamen rastgele olduğu düşünülür. Fakat rastgelelik oldukça kaygan bir kavramdır.
Sonunda bir kara delik tamamen buharlaştığında, ondan geriye sadece uzaya kaçan Hawking radyasyonu kalır. Şimdi, tüm bu radyasyonu toplayabilecek bir cihaz inşa ettiğinizi hayal edin. Dr. Iliesiu bu düşünce deneyini şöyle özetliyor:
Diyelim ki tüm o radyasyona erişiminiz var. Her bir an için, her bir fotonun durumunu tam olarak biliyorsunuz. O hâlde şu soruyu sorabilirdiniz: Bu radyasyondan yola çıkarak karadeliğin içinde yaşananları yeniden yapılandırmak mümkün mü?
Sonuç olarak, herhangi bir anda yayılan radyasyon rastgele görünebilir, ancak tespit edebileceğimiz herhangi bir farklılığın sonuçta örneğin erken evre ve geç evre kara delikler arasındaki farklara işaret etmesi oldukça muhtemeldir.
Bu da kara deliklerin iç kısımlarının hep aynı olmadığını, kara deliğin yaşıyla birlikte değiştiğini kanıtlar ki bu durum, karadelikleri anlamamızda devasa bir atılım yaratma potansiyeline sahiptir.
Henüz bu tür bir deneyi gerçekleştirmeye hiç de yakın değiliz, ancak gelecekte benzer bir şeyin yapılabilecek olması imkansız da değildir.
En Büyük Soru
Kara delikler her ne kadar akıllara durgunluk verse de onları teorik fizik için bu kadar değerli kılan şey sahip oldukları aşırı doğalarıdır. Dr. Iliesiu, "Tamamen kütleçekimsel sistemler olmaları nedeniyle eşsiz derecede faydalıdırlar." diyor.
Eğer karadeliklerin içini düşünmek istiyorsak, yalnızca denenmiş ve test edilmiş Genel Görelilik modeline güvenemeyiz; yüzümüzü kuantum mekaniğine de dönmek zorundayız.
Dolayısıyla, eğer bir gün kara delikleri anlamayı başarırsak, günümüzde fiziğin en büyük problemi olan Genel Görelilik ile kuantum mekaniğinin nasıl birleştirileceğinin çözümünü de nihayet elimizde tutuyor olacağız.
Veya Dr. Iliesiu'nun ifade ettiği gibi: "Eğer bir karadeliğin kuantum mekaniğini anlarsanız, kütleçekiminin kuantum düzeyinde nasıl çalıştığını da esasında anlamış olursunuz."
Evrim Ağacı'nda tek bir hedefimiz var: Bilimsel gerçekleri en doğru, tarafsız ve kolay anlaşılır şekilde Türkiye'ye ulaştırmak. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye'de bilim anlatmak hiç kolay bir iş değil; hele ki bir yandan ekonomik bir hayatta kalma mücadelesi verirken...
O nedenle sizin desteklerinize ihtiyacımız var. Eğer yazılarımızı okuyanların %1'i bize bütçesinin elverdiği kadar destek olmayı seçseydi, bir daha tek bir reklam göstermeden Evrim Ağacı'nın bütün bilim iletişimi faaliyetlerini sürdürebilirdik. Bir düşünün: sadece %1'i...
O %1'i inşa etmemize yardım eder misiniz? Evrim Ağacı Premium üyesi olarak, ekibimizin size ve Türkiye'ye bilimi daha etkili ve profesyonel bir şekilde ulaştırmamızı mümkün kılmış olacaksınız. Ayrıca size olan minnetimizin bir ifadesi olarak, çok sayıda ayrıcalığa erişim sağlayacaksınız.
Makalelerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!
Bu makalemizle ilgili merak ettiğin bir şey mi var? Buraya tıklayarak sorabilirsin.
Soru & Cevap Platformuna Git- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- Çeviri Kaynağı: BBC Science Focus Magazine | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 24/07/2026 11:28:27 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/23487
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.
This work is an exact translation of the article originally published in BBC Science Focus Magazine. Evrim Ağacı is a popular science organization which seeks to increase scientific awareness and knowledge in Turkey, and this translation is a part of those efforts. If you are the author/owner of this article and if you choose it to be taken down, please contact us and we will immediately remove your content. Thank you for your cooperation and understanding.