Merhaba
Zamanın gerçekten var olup olmadığı sorusu benim için şu noktada düğümleniyor: Zamanı doğrudan akan bir şey gibi mi düşünmeliyiz, yoksa değişimi düzenlemek için kullandığımız zorunlu bir kavram mı? Fizikte zaman çoğu yerde bir parametre gibi duruyor tıpkı matematikteki değişkenler gibi, olayları sıralamak ve nedenselliği kurmak için konmuş bir eksen gibi... Zamanı ilk bakışta, tıpkı matematik gibi, doğayı anlamak için icat ettiğimiz bir soyutlama aracı gibi düşünebiliriz. Zira nasıl ki sayı doğada çıplak gözle gördüğümüz bir nesne değilse, zaman da elle tutulur bir şey değil. Bu yüzden birçok kişi için zaman, olayları sıraya dizmek ve değişimi ölçmek için kullandığımız zihinsel bir koordinat sistemidir. Bu açıdan bakınca, evet zaman, deneyimlerimizi düzenlemek için kullandığımız güçlü bir kavramsal araçtır. Lakin iş burada bitmiyor. Fizik bize şunu söylüyor: zaman sadece zihnimizdeki bir etiket değil, doğanın yapısına gömülü bir boyut gibi davranıyor. Görelilik kuramında zaman, uzayla birlikte tek bir yapı oluşturur bu da uzay-zaman'dır. Yani zaman, mekandan ayrı bir “saat aralığı” değil aksine kütle ve enerji tarafından bükülen, akışı gözlemciye göre değişen fiziksel bir büyüklüktür. Bir parçacık hızlandığında saatinin yavaşlaması, yerçekiminde zamanın farklı akması gibi etkiler, zamanın yalnızca algısal değil, ölçülebilir ve deneysel olarak doğrulanabilir bir yönü olduğunu gösterir. Burada ince bir ayrım yapmak gerekiyor. Zira zamanın “akıyor gibi” hissedilmesi büyük ölçüde bilincimizin işi. Yani geçmiş,şimdi ve gelecek duygusu, belleğimizin ve farkındalığımızın bir ürünü. Fizikte ise zaman, çoğu denklemde simetriktir. Yani yasalar geçmişe de geleceğe de aynı şekilde işler. Lakin biz sadece bir yönde hatırlayabildiğimiz için zamanı tek yönlü bir akış gibi deneyimliyoruz. Bu da zamanın oku dediğimiz şeyi ortaya çıkarır. Kısaca toparlarsam zamanın algısı bilinçle ilgili ve zamanın yapısı ise fizikle ilgili. Biri zihnimizin ürünü, diğeri evrenin dokusunun bir parçası. Bu yüzden zaman, hem bir kavramdır hem de gerçekliğin vazgeçilmez bir boyutudur.[1] Saygılarımla
Kaynaklar
-
Okan Alver. (). Kişisel Yorum.