Var Olmak Zorunda…
Düşünün ki evren uçsuz bucaksız bir kumsal ve dünyamız hatta güneş sistemimiz bu uçsuz bucaksız bir kumsalda sadece bir kum tanesi ve henüz dibimizdeki en yakın ikinci kum tanesinin bilgisine somut olarak vakıf değiliz, gözlemleyebilmiş ve dahası oraya gidebilmiş değiliz.
Düşünün ki böylesi bir evrende böylesi bir evrenin işleyiş kurallarına az çok vakıfız ve bugüne kadar öngörülerimiz evrenimizin temel işleyiş yasaları itibarı ile bizi çok da yanıltmadı.
Düşünün ki tüm bu öncüllere rağmen böylesi bir evrene yönelik, bizden başka zeki bir varlığın yahut bildiğimiz karbon veya başka alaşımlı bir canlının var olmadığına, var olamayacağına dair hüküm beyanında bulunuyoruz.
Bu akıl içi değil…
Kaldı ki illa ki uzaylı arayacaksak önce dönüp kendimize bir bakmamız, görmemiz için yeterlidir.
Dahası; üç vakte kadar üçten çok daha fazlası, zeki, canlı ve bizden farklı uzaylının varlığına kanıt sunacak bir medeni eşiğin arifesindeyiz.
Hemi de kimilerini heyecanlandıracak ve onlara “oh be, şükür ki yalnız değiliz” kimilerini ise endişe sevk edecek ve “eyvah ki eyvah, yalnız değiliz” dedirtecek cinsinden.
Siz hangi kategoridesiniz…Sevgiyle…