Bence bir ülkede bilim ve edebiyattan çok siyaset konu meselesi olmamalıdır. Zaten biz insanları daima cezp eden şey popülarite olmuştur. Eskiden siyaset bilimleri hakkında görüşte bulunanlar ya da o alana vakfı olup akademik derecede eğitim görenler bu alanı kıdemli görerek, tahsil ederek kendi hayatları içerisine alarak siyaset bilen, anayasa bilen, toplum devlet ilişkisini anlayan kişilerken günümüzde sıradan insanların da artık uğraş alanı olmaya başladı. Nitekim, oldukça derin ve yakıcı siyasal sorunlarımız dururken günümüz insanlarının bu derece önemli alana bilinçsiz şekilde yönelmesinin en büyük etkisi sosyal medya alanlarıdır. Herkes tabi ki görüşünü belirtmekte özgürdür zaten hepimizin bir fikir bir görüş belirtme hakkı vardır. Ancak insanların siyasi görüşlerini ve fikirlerini sosyal medyada rahatça belirtmesi sonucu onlardan destek alan ayrıca bir kitlenin ortaya çıkıp sıradan insanın herhangi bir teoriye dayalı dahi olmayan savını savunması sonucu herkes siyasete rahatça yönelebilme hakkını kendi görmeye başladı.
Siyasete dair en son okuduğum kaynağını belirteceğim makaleyi de okumanı öneririm epeyce detaylı.
[1]
Gözlemlediğim kadarıyla bu sorunun temeli yine eğitime dayalı kalıyor. Genellikle başlangıç seviyesi ve onunda altındaki eğitim seviyesindeki toplumlar normal yaşantılarında genellikle stabil oldukları ve kendilerini gelişime açık tutmadıkları için, eski medya ve yeni medyadan gördükleri ve duydukları yalan yada doğru haberleri araştırmadan savunmaya eğilim gösteriyorlar. Buda toplumda bilinçsiz bir çok siyasi kollar açıyor, oluşan bu kollarda anlamsız bir çok tartışma, yanlışı dahada yalnışlaştırma yaparak adeta topluma bir virüs gibi yayılıyor.
Genelde eğitim seviyesi yüksek toplumlarda siyaset halk tarafından biliniyor lakin normal yaşantılarında 3. 4.cü planda tutuyorlar ve bu toplumların araştırma sorgulama gibi düşünsel yetenekleri yüksek oldukları için gündemleri siyasetten genellikle uzak oluyor. Bu toplumlarda yerel halka bağlı bir siyaset biçimleniyor. Yani kısacası demek istediğim, siyaset toplumların eğitim seviyeleri ile biçimleniyor.
Her şey siyasetle çözülemez ama sizin de bildiğiniz gibi siyasetin toplum üzerinde çok büyük etkileri söz konusudur. Ülke içerisindeki toplumsal düzeni ve bireysel yaşamı etkileyen birçok şey siyasi temeller üzerinden yükselmiştir. Bu durum daha gelişmiş ülkelerde daha sınırlıdır çünkü sağlam temeller üzerine oturmuş demokratik bir sistemde iktidara gelenler bu sisteme saygı duyarak hareket ederler ve bu durum halkın refah payını artırır. Aslında demokratik temeller üzerine kurulu ülkeler şayet refah atılımı gerçekleştirirlerse halkın siyasetle ilgilenme düzeyi de düşecektir. Bu durumda ülkede huzur ortamı tesis edilmiş olacaktır ve huzur ortamının olduğu birçok ülkede de bireyler siyasette pek etkin olmazlar. Ancak siyasi istikrarsızlık baş gösterdiği gibi halkın bireysel ve toplumsal yaşamı tehdit edilmeye başlar ve bu da insanları hızursuz eder. Bu huzursuzluk ortamında insanlar bir lider arayışına girer. Fakat var olan iktidar özellikle de militarist bir politika izliyorsa ülke içindeki kaos artacaktır. Bu kaos halkın birbirini düşman olarak görmesine, alım gücünde ciddi düşüşler ve insanların iç huzurlarının yok olmasına neden olacaktır. Var olan istikrarsızlık küçük yaştaki çocukların dahi siyaset konuştuğu bir toplumu doğuracaktır. Artan huzursuzlukla beraber kitleler siyasete ilgi duyacak ve bir kurtarıcı figürü arayacak ve kimisi de kendini kurtarıcı olarak görecektir. Özelikle eğitimsiz toplumlarda seçilen liderler "karizmatik lider" özelliği gösterdiği için bu durum toplumu çıkmaza sokmaktadır. Her şeyin siyaset üzerine temellenmesine sebep olan bu durum en küçük kurumlar da dahi siyasi kişilerin yerleşmesine sebep olmaktadır. Evet her şeyi siyaset çözemez ama her şeyin siyaset olduğu bir toplumda bu algıyı kırmak için de yine siyasete ihtiyaç vardır. Orta Çağ kilisesi bunun en güzel örneğidir; kilisenin dini ve siyasi gücü toplumu bir çukura oturtmuştur ve bu da siyasetin getirisidir. Yine bu sistemi kırmak da halkın elindedir fakat halk da geçmişi baz alarak daha iyi bir sistem kurmaya gayret etmelidir. Toparlayacak olursam; siyaset bir çok şeyi çözemez ama bir çok şeyi çözecek olanların önünü kapatabilir. Kapanan kapılar ülkeyi istikrarsızlığa ve fakirliğe sürükler. Bu gibi ortamlarda herkes ister istemez siyaset yönelir çünkü ilk elden bireyin yaşamını olumsuz etkileyen de siyasetin kendisidir. Siyaset bir ülkede konu olmamalıdır ama onun için de demokratik bir ortamın var olması gerekir ve bunun için de kendini geliştirmiş, tahsilli insanların siyasete yön vermesi şarttır.
Sanırım kurumlar arasında siyaset en üstte yer aldığı için olabilir. "İktidar" ve "Devlet" kelimeleri bile siyasi kelimelerdir. Sonuç olarak devleti yönetenler ve milletvekili olanlar da siyasetin bir parçasıdır. Ekonomi, sağlık, eğitim, bayındırlık ve alt yapı, spor vs. bunlar ülkemizde siyaset altı olarak görülüyorlar. Bunlar ve diğer alanlar hakkında yenilikler yapmak isteyenler bu yüzden siyasete girmeyi ve sorunu siyaset ile çözmeyi düşünürler.
Bu bizim bakış açımız mı yoksa sistemimiz mi böyle? Diğer kurumlar nasıl bu "siyaset üstüncülüğü" geride bırakır?
Şu an bütün kurum ve alanlarda tüm kararlar iktidar ve milletvekilleri sayesinde alınıyor. Ekonomi modelini devlet belirliyor. Sağlık, ekonomi, eğitim, temel hizmetler ve diğer konular hakkında kanun teklifi milletvekilleri tarafından veriliyor. Yani hayatımızı şekillendiren her şey üstün bir güç olan "siyaset" tarafından şekilleniyor. Bundan dolayı insanlarımız siyaseti her şeyin çözüm aracı ve olmazsa olmaz görüyor. Ve kişi bir konudaki arızayı gidermek için siyasete atılmak istiyor. Tüm bunlar ışığında ülkemizde siyaset, kurtarıcı olarak görülüyor ve bu yüzden "siyaset üstüncüluk" bitecekmiş gibi görünmüyor.
Peki ne yapmalı? Bir şeyleri değiştirmek için illaki siyasete mi girmeli?
Öncelikle bu sorunun "halk teşebbüsü" ile aşılabileceğini düşünüyorum. Tasarısız halk teklifi denilen bu sistemde halk, belli bir imza toplayarak kanunların değişmesini sağlayabilir. Bu sayede bir şeyler değiştirmek için siyasete atılmak şart olmayabilir. Bu sistem gelişmiş ama özellikle demokratik olarak gelişmiş toplumlarda vardır. Yani sonuç olarak kanunların yapılmasında halk etkin olursa, insanlar kişisel olarak bir şeyleri değiştirmek için siyasete girmezler. Belki de bu sayede siyasetin üstünlüğünü kırmış oluruz.