Merhaba
Bu söz ilk bakışta karamsar gibi görünse de aslında çoğu zaman bir yaşam deneyiminin özeti gibidir. "Yalnızlık" burada fiziksel olarak tek olmayı değil, huzuru korumayı; "iki kişilik mutsuzluk" ise sağlıksız, yıpratıcı ve insanı kendisinden uzaklaştıran bir ilişkiyi temsil eder.
"Bunu anlayabiliyorum. Çünkü sırf yalnız kalmamak için insanı tüketen bir ilişkinin içinde kalmak, çoğu zaman yalnız olmaktan daha ağırdır. Ama umarım bu cümle, sevgiden değil sadece mutsuz ilişkilerden vazgeçtiğini anlatıyordur. Çünkü seçenekler yalnızlık ve mutsuzluk olmak zorunda değil; sağlıklı bir birliktelik de mümkündür."
Bu sözü felsefi açıdan da değerlendirebiliriz. Arthur Schopenhauer insan ilişkilerinin çoğu zaman acı ve hayal kırıklığı ürettiğini düşünmüş, yalnızlığı bilgelikle ilişkilendirmiştir. Buna karşılık Erich Fromm ise insanın temel ihtiyacının sevgi olduğunu, ancak gerçek sevginin bağımlılık değil olgunluk gerektirdiğini savunur. Bu bakış açısından bakıldığında, sorun birlikte olmak değil; yanlış kişiyle, yanlış ilişkiyi sürdürmektir. Psikolojik olarak da bu cümle, çoğu zaman kişinin sınır koymayı öğrendiğini gösterir. Sürekli çatışma, değersizlik hissi, manipülasyon ya da güvensizlik içeren bir ilişkiden sonra insanlar, yalnızlığı bir eksiklik değil, iyileşme alanı olarak görmeye başlayabilirler. Bu nedenle bu tercih, korkudan değil özsaygıdan kaynaklanıyorsa oldukça sağlıklı olabilir.
Yine de cümlenin bir riski vardır. Eğer kişi bunu "Artık kimseye güvenmem, kimseyi hayatıma almam." anlamında söylüyorsa, geçmişin yaralarını geleceğin bütün ihtimallerine yaymış olabilir. Sağlıklı olan, yalnızlığı kutsamak da değildir; herhangi bir ilişkiye mecbur hissetmek de değildir.
Ben bu sözü şu şekilde özetlerdim. "Yalnızlık bazen insanı dinlendirir; mutsuz bir ilişki ise insanı kendine yabancılaştırabilir. Fakat hayatın en güzel ihtimali, ne yalnız kalmaya mecbur olmak ne de mutsuz bir ilişkiye razı olmaktır. Asıl hedef, iki kişinin birbirinin yalnızlığını çoğaltmadığı, aksine huzurunu paylaştığı bir ilişki kurabilmektir." Bu nedenle bu cümleyi bir umutsuzluk ifadesi olarak değil, kişinin kendi değerini koruma çabası olarak okumak daha doğru olur. Ancak bu çabanın, gelecekte kurulabilecek sağlıklı bağlara da kapıyı tamamen kapatmaması önemlidir.
Kendi yaşam deneyimlerim bana, yalnızlığın çoğu zaman niteliksiz ilişkilerden daha değerli olduğunu öğretti. Bu yalnızca romantik ilişkiler için değil; arkadaşlıklar, dostluklar ve mesleki ilişkiler için de geçerlidir. İnsan, kendisini sürekli tüketen, değersiz hissettiren, samimiyetten uzak ya da yalnızca çıkar üzerine kurulu ilişkilerin içinde bulunduğunda, kalabalıklar arasında bile yalnız hissedebilir. Oysa bilinçli olarak seçilmiş bir yalnızlık, insanın düşüncelerini berraklaştırmasına, kendini geliştirmesine ve kendi değerini korumasına olanak tanır. Bu nedenle yalnızlığı bir eksiklik ya da başarısızlık olarak görmüyorum. Aksine, hayatıma alacağım insanların bana huzur, güven, saygı ve entelektüel katkı sunmasını beklemenin doğal bir sonucu olarak değerlendiriyorum. Sayıca çok ilişkiye sahip olmak yerine, gerçekten anlamlı ve karşılıklı değer üreten bağlar kurmayı tercih ederim. Eğer böyle ilişkiler yoksa, kendi iç huzurumu koruyarak yalnız kalabilmek bana çok daha doğru ve onurlu bir seçim gibi geliyor. Çünkü insanın en önemli sorumluluğu, her şeyden önce kendisine karşı dürüst olması ve ruhunu yıpratan hiçbir ilişkiye mecbur hissetmemesidir.