Vicdan özgür aklın işidir!
Sorumluluk; davranışlarımızın sonuçlarını üstlenebilme erdemidir. Kimi “suçlu” başkaca bir çıkar yolu olmadığını düşündüğünden suç işler ve sorumlu olarak sonucuna katlanır. Kimi hata yapar ve hatası bir suça vesile olur. Sadece sorumluluğunu üstlenmekle kalmaz aynı zamanda kendi vicdanı ile de cebelleşir.
Ancak öyle suçlular vardır ki, kimileri koruyup kollayanına, onu azmettirenin, suça sürükleyenin ve “yürü be koçum” diyenin gayrı meşru gücüne güvenerek, kimileri ise büyük, değerli, önemli vb. olumlu sıfat ile süslenmiş bir iş yaptıkları yönünde ikna edilerek suç işler ve korunup kollanırlar. İşte bunların çoğunda vicdan azabı olmaz.
Çünkü bir insanda vicdan azabı olması için o insanın önce bir vicdana sahip olması gerekir. Şayet o insan özgür değil ise, doğruyu yanlıştan ayırt edebilecek donanımdan yoksun ise, hele ki zihnini teslim alan, kırıntı düzeyinde bile olsa derinlerdeki vicdanını türlü yalanlarla kesintisiz olarak manipüle eden var ise, yaptığı işten dolayı vicdan azabı çekmesi beklenemez.
Haberlerde, sosyal medyada, televizyonlarda, gazetelerde tanık olduğumuz ve zaman zaman kanımızı donduracak denli vahşeti yapanların bunu yapabilmesinin başkaca yolu yok. Vicdanından tamamen arınmış olmak. Zaten bir insanın ruhunu köleleştirdiğiniz an ona her şeyi yaptırabilirsiniz. Çünkü yapılacak şey önce meşrulaştırılır. Ne yazık ki gerisi artık sıradandır.
Korku için de aynı şey geçerlidir…Muhakeme yeteneğini yitirmiş insan kolay kolay korkmaz. Ha bir de ne yaparsa yapsın korunup kollanan…
Sevgiyle