Evrim Ağacı Logo Evrim AğacıSoru & Cevap
Evrim Ağacı Soru & Cevap
Reklamı Kapat
Puan Ver
1
Puan Ver

Soğuk hava hasta eder mi?

Hava çoğu kişiye soğuk geliyor ama ben soğuk hissetmiyorum bu yüzden okula hırka olmadan gidiyorum ve gören tüm hocalar hasta olursun diyolar ama internette soğuk havayla hastalığın ne alakası var bulamadım. Hastalıklar çoğunlukla mikroplardan dolayı olmuyor mu neden herkes soğuk hava hasta yapar zannediyor

1
237 görüntülenme
Teşekkür (1)
Hatırla (1)
Takip
Paylaş
Reklamı Kapat
1 Cevap

Soğuk veya sıcak havalar, kimi zaman hastalıklara giden yolu açan, hastalık yapıcı bakteri ve virüslerin işini kolaylaştıran faktörler olabilirler. Bazı çalışmalarda, soğuk ile enfeksiyonlar arasındaki ilişki tespit edilebilmiştir.

Yapılan araştırmaların büyük çoğunluğu ise, soğuk içecekler veya soğuk ortamlarda kalmanın hastalıklarla doğrudan hiçbir ilişkisi olmadığını göstermektedir. Dahası, soğuğa maruz kalan herkesin hastalanmadığı; hatta kimi durumda soğuğa maruz kalmanın savunma sistemini güçlendirebildiği tekrar tekrar gösterilmiştir.

19. Yüzyıl'da ünlü bilim insanı Louis Pasteur tarafından geliştirilen ve günümüzde gelişmiş bir versiyonu hala tek güçlü kuram olarak kullanılmakta olan Mikrop Teorisi'ne (İng: Germ Theory) göre, hastalıkların sorumlusu mikroskobik organizmalardır. Sıcaklık veya soğukluk gibi fiziksel unsurlar, hastalıkların doğrudan nedeni olamazlar. Dolayısıyla terliyken soğuk su içmeniz, terli bir şekilde dışarı çıkmanız, soğuk bir ortamda kalmanız hasta olmanızın ana sebebi değildir!

Her ne kadar iddia içinde sayılanlar hasta olmamızın ana sebebi değilse de, unutmamak gerekir ki hastalığın ana sebebi olan mikroplar dört bir yanımızı sarmış vaziyettedir. Her an etrafımızda milyarlarca mikroskobik varlıkla yaşarız ve savunma sistemimiz sürekli olarak bunlarla mücadele halindedir. Ancak savunma sisteminiz kimi durumda zayıf düşebilir veya mikroplarla mücadele etmek konusunda yetersiz kalabilir. İşte bu durumda "hastalık" oluşur. Dolayısıyla eğer hasta olduysanız, bunun sebebi çok büyük ihtimalle mikroskobik bir varlıktır (bakteriler, virüsler, mantarlar, priyonlar, protozoalar, bazı çok hücreliler, vs.). Soğuk havalar veya soğuk bir şeyler yiyip içmek değil.

Buna rağmen sıcak veya soğuk ortamlar, savunma sistemimizin ve vücudumuzun çalışma biçimini etkileyerek hastalığa yakalanma olasılığımızı değiştirebilir. Fakat bu etki "Soğuğa maruz kalmak savunma sistemini her zaman zayıflatır." şeklinde tek yönlü değildir. Soğuk, kimi durumda savunma sistemini zayıflatabilirken, kimi zaman savunma sistemini güçlendirebilir. Dahası, bu zayıflatma veya güçlendirme etkisi, dikkate değer olmayan düzeylerde de (istatistiki olarak anlamsız düzeyde) olabilir. [1]

---

Örneğin 2005 yılında yapılan bir araştırmada araştırmacılar, 90 insan deneğin ayaklarını her gün 20 dakika boyunca donma noktasındaki (0 dereceye yakın) suda tuttular. 90 diğer denek ise bunu yapmadan, 20 dakika boyunca boş bir kaba ayaklarını sokarak bekledi. Bu sırada deneklerin vücut sıcaklığı dağılımları ve kan akışları takip edildi. 5 gün süren deney sonunda, ayaklarını soğuk suya sokan deneklerin %29'u soğuk algınlığı belirtileri gösterirken, ayaklarını boş kutuya sokan grubun %9'unda bu belirtileri gösterdi. Aradaki fark dikkate değer miktarda gibi gözükse de, ayaklarını boş kaba sokanlarda bile bu belirtilerin gözlenmiş olmasını dikkate alan araştırmacılar, bu oran farkının soğuk ortamda kalma ile hastalık arasında bir ilişki olduğunu ileri sürecek kadar yüksek olmadığı sonucuna vardılar.

---

Yıllardır, araştırmacılar rhinovirusun, vücut sıcaklığının hissedildiği bölgelerden ziyade burun boşluğu gibi daha soğuk bir bölgede üremeye daha hazır olduklarını biliyordu. Uzun süre bir sır olan bu durum adına açıklama, Yale Üniversitesi Tıp Fakültesinden Doç.Dr. Ellen Foxman’dan geldi. Bilim insanları daha soğuk havalarda, bu virüslerin daha iyi mi çalıştıklarını ya da bağışıklık sisteminin daha kötü mü çalıştığını bilmiyordu. Foxman “Hiç kimse hiçbir şey bulamadı. ”dedi.

Foxman ve çalışma arkadaşları tüm hücrelerde bulunan, doğal bağışıklık sistemini ve rhinovirusun bulunduğu anlarda bu sistemin çeşitli sıcaklıklara nasıl karşılık verdiğini çalıştılar. Laboratuvarda, farelerin hava hücrelerini kontrol ettiler ve bu bağışıklık sisteminin, virüslerin aktif oldukları düşük sıcaklıklarda interferon* denilen proteinleri daha az ürettiklerini buldular.

2016 yılında yayınlanan çalışmada, insan hücrelerinde de bu sonucu doğruladılar: Daha yüksek vücut sıcaklıklarında, virüslerin gelişmesini engelleyen doğal bağışıklık sistemi yolları daha aktif oldu ve virüs genomlarını önleyen enzimler daha iyi çalıştı. Şimdi ise bu ekip vücudun bu virüsü baskılamak için kullandığı savunma mekanizmasını anlamak için var gücüyle çalışıyor.

”Isıtmak için burnunuzun çevresini bir eşarpla sarmanız, soğuk algınlığını geçiştirmenize yardımcı olabilir.”. Foxman: ”Yıkanmış eller için de yorum yaptı çünkü mikroplar ilk olarak göze, buruna ya da ağıza yerleşmez. [2]

---

Buna rağmen, bugüne kadar yapılan araştırmalarda soğuk ile hastalıklar arasında anlamlı bir ilişki bulmak pek de kolay olmamıştır.

Öncelikle ilişki olduğu sonucuna varan birkaç araştırmaya bakalım. 2007 yılında yapılan bir tarama makalesinde (İng: review paper), şunlar yazılmaktadır:

Eldeki veriler, vücut yüzeyini veya üst solunum yollarını soğuğa maruz bırakmanın üst ve alt solunum yolları enfeksiyonlarına katkı sağlayabildiğini göstermektedir. Soğuk hava solumak veya vücut yüzeyinin bir kısmını soğutmak, solunum enfeksiyonları ile ilişkilidir. Ne var ki, buna maruz kalan insanların sadece bir kısmı bu enfeksiyonları geliştirmektedir ve bu durum, belki de soğuğun enfeksiyon direncini azalttığını düşünmeye neden olmaktadır. (...) İnsanlar üzerinde yapılan deneylerin en büyük problemi, hastalığa katkı sağlayabilecek diğer faktörlerin tamamını eleyemiyor oluşumuzdur. Ancak hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar, deneysel olarak tetiklenen enfeksiyonların soğuğa maruz kalındığında daha da şiddetlendiğini göstermektedir.

2005 yılında yapılan ve aradaki ilişkiyi tespit edebildiğini iddia eden bir araştırmada, insanlarda soğuk algınlığına (nezleye) neden olan rhinovirüsler mutasyona uğratılarak farelere bulaşacak bir şekilde değiştirilmiştir (normalde bu virüslerin farelere bulaşmadığı bilinmektedir). Sonrasında, soğukta bırakılan fareler ile normal sıcaklıktaki farelerin virüse olan tepkisi incelenmiştir. Görünen o ki, soğukta olan farelerin savunma sistemi, normal sıcaklıkta olanlara göre daha yavaş çalışmaktadır. Bu da, soğuğun hasta olmamızın yolunu nasıl açıyor olabileceğibi göstermektedir: Daha düşük sıcaklıklar, memelilerin savunma sistemini yavaşlatmaktadır. Carl Zimmer, New York Times'da bu araştırmayı şöyle özetliyor:

Normal vücut sıcaklığında, hücreler karmaşık bir savunmayla virüse cevap verdiler. Henüz enfekte olmamış hücrelere uyarı sinyalleri göndererek onları uyardılar. Bu hücreler, antiviral proteinler salgılayarak rhinovirüslere karşı savunmalarını güçlendirdiler. Ancak kısmen daha soğuk olan 91.4 Fahrenheit'ta (33 santigrat derecede) işler değişti. Komşu hücreler sadece zayıf bir savunma ileri sürebildiler. Bu sayede rhinovirüsler onlara kolayca bulaşıp üreyebildi. Bu durum, insanların soğuk havalarda nezleye neden daha kolay yakalanabildiğini izah edebilmektedir: Soğuk havalarda, savunma sisteminiz zayıflar.

Ancak belirtmek lazım ki bu araştırmanın sonuçlarıyla çelişen bazı araştırmalar da bulunuyor. Örneğin 18-65 yaş arası 3000 insan üzerinde yapılan bir çalışmada, kendilerini 90 saniye buz gibi soğuk suyla şoka maruz bırakan kişilerde savunma sisteminin tetiklenerek daha da güçlü hale geldiği tespit edildi. Bu, daha kısa bir süre olsa da, soğuğun tek başına hastalık sebebi olamayacağını gösteriyor.

Benzer şekilde, virüslerin soğuğa nasıl tepki verdiğiyle ilgili de çelişen sonuçlar bulunuyor. Bazı araştırmalarda, virüslerin soğuk ve kuru ortamlarda en stabil olduğu, dolayısıyla en kolay çoğalabildikleri gösterildi. Bazı diğer araştırmalarda ise en yüksek viral çoğalma hızının sıcak ve nemli ortamlarda olduğu gösterildi.

Buna ek olarak, 2002 yılında yapılan ve Rhinology jurnalinde yayımlanan bir makale şöyle diyor:

Akut viral solunum yolu enfeksiyonları ile vücudun dış kısmını, özellikle de ıslak kıyafetler veya ıslak saçlar gibi aracılarla soğuğa maruz bırakmak arasında bir ilişki olduğunda dair yaygın bir inanç mevcuttur. Ne var ki, yapılan araştırmaların hiçbirinde bu iki unsur arasında bir ilişki olduğu gösterilememiştir.

Boğaz Ağrısının Sebebi Mikroplardır!

Dünya çapında birçok doktor arasında yapılan bir araştırmaya göre, doktorların %95'inden fazlası boğaz ağrısının (faranjit) mikrop sebepli olduğunda hem fikirdir. Yapılan araştırmada hastaların faranajit durumlarının %40-60 arasının virüslerden kaynaklandığı, %15'i Streptococcus cinsi bakterilerden kaynaklandığı, geri kalan yüzdenin ise diğer mikroorganizmalardan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Hiçbir araştırma deneğinde, hastanın faranjit olmasına rağmen mikroorganizma bulunmaması durumuna rastlanmamıştır. Yani tek başına sıcaklık unsurunun hastalık yapması mümkün gözükmemektedir. Dolayısıyla hastalık öncesinde, sırasında ya da sonrasında içeceğiniz soğuk suyun, hastalık ile doğrudan hiçbir ilgisi olmayacak, hastalığınızı büyük ihtimalle kötüleştirmeyecektir. ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü'nün konuyla ilgili açıklaması şu şekildedir:

Soğuğa maruz kalmak ile soğuk algınlığı (nezle) gibi hastalıklara yakalanma ihtimalinizin artması arasında ilişki olduğunu gösteren hiçbir deneysel çalışma bulunmamaktadır.

Suçlu, Kuru Hava Olabilir mi?

Yapılan bir diğer çalışmada bilim insanları soğuk havaların değil, soğuk havalarla ilişkilendirilen; ancak hava sıcaklığına tamamen bağlı olmayan "nemlilik" durumunun, daha doğrusu "nem eksikliği"nin (kuru havaların) canlıları daha fazla hasta edebildiği ortaya çıkarmışlardır. Ancak yine kuru hava, hastalığın ana sebebi değildir; sadece hastalığın yolunu açmaktadır. Kuru havalarda nazal boşlukta (burun boşluğunda) bulunan mukoza tabakası kurur. Böylece burundan nefes alırken tutulup etkisiz hale getirilebilen virüs ve bakteriler etkili bir şekilde durdurulamamaya başlar. Bu da, hasta olma şansımızı katlayarak arttırır. Ancak eğer ki savunma sistemimiz yeterince güçlüyse, bu sorunun üstesinden gelinecektir. Yine de tavsiyemiz, soğuk havalardan değil de, kuru havadan uzak durmanızdır. Şunu belirtmekte de fayda var: Kuru havada burnunuzun akmasının sebebi, mukoza tabakasını ıslak tutma çabasıdır. Eğer kuru havaya çok fazla maruz kalırsanız, bu çaba başarısızlıkla sonuçlanacaktır.

Tek Başına Titreme Hastalık Değildir!

Soğuk havalardaki titreme davranışı, hastalık belirtisi değildir. Beyin, vücut sıcaklığını korumak amacıyla kasları kısa sürelerle ama şiddetli bir şekilde uyarıp gevşetir. Bu sayede, hareket ve ısı üretimi sağlanır. Bu ısı üretimi sayesinde vücudun ısınması hedeflenir. Yine, yukarıda açıkladığımız gibi, soğuktan kaynaklanan bu titremenin hastalıkla doğrudan bir ilgisi yoktur. [1]

414 görüntülenme
Kabul Edilen Cevap
Puan Ver
3
Puan Ver
Teşekkür (1)
Paylaş
3

Kaynaklar

Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Reklamı Kapat
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Entelektüel olgunlaşma doğumda başlamalı ve yalnızca ölüm ile sonlanmalıdır.”
Albert Einstein
Geri Bildirim Gönder
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol