Bilim dürüsttür ve cevabı nettir: Şu an itibarı ile bilmiyoruz!
Cidden bilmiyoruz…Ve belki de asla bilemeyeceğiz…
Bu tıpkı bugünkü standart koşullar ile bir insanın yüz elli yıl sonrasına canlı olarak tanklık edebilme koşulunun olanaksızlığı kadar nettir…
Sihir bugün itibarı ile ifadesinde gizlidir…
Yarının neye gebe olduğunu bilmeyiz fakat öngörebiliriz. Ve öngörümüz; her geçen gün bizden uzaklaşan (genişleyen) bir evrenin aynı zamanda her geçen gün bilgisinin külliyatından da uzaklaştığımıza yöneliktir.
Muhatabı olduğumuz evrenin limitleri hız ölçeğinde ve ışık (foton) temelli kaidesini bugün için aşabilme kudretine sahip değiliz. Bu nedenledir ki “bu koşullarda” asla bilemeyebiliriz ifadesini cesurca kullanabiliyoruz.
Fakat bildiğimiz ve muhtemeldir ki güvendiğimiz, güvenmek dışında bir seçeneğimizin olmadığı bir başka yüzü var suratımıza tokat gibi inen bu hakikatin: Evren durağan değildir, devinim onun yaşamsal kaynağı ve muhtemeldir ki mecburiyetidir. Dar anlamda , küresel ölçekte ve kısacık yaşamımız boyunca tanık olduğumuz üzre; fizik temelli küresel ve yakın ölçekte küçük a için alfabemizin diğer küçük harflerinin seyri ve karşılıklı etkileşimi ile yine fizik temelli ve bu sefer evrensel ölçekte büyük A için alfabemizin diğer büyük harflerinin seyri ve karşılıklı etkileşiminin farklı olabileceğine dair elimizde henüz somut bir kanıtımız yok.
Atom altı ölçekte parçacıkların olasılıkçı doğası her ne kadar bu düzene itiraz ediyormuş gibi görünse de , bunun mutlaka aynı bütüncül (nedensel-determinist) çerçevede bir izahı olup olmadığı ve ya tamamen başına buyrukluk içerip içermediği ile ilgili , elimizde henüz somut bir kanıtımız da yok.
Fakat her iki koşulda da; ister determinist bir zeminde kesintisiz devinen bir evrenin öngörülebilir ve fakat deviniminin hesaba katılması gereken yasaları gereği gerekse ve buna tezat olarak olasılıkçı bir evrenin öngörülemez yasaları gereği cevabımız aynı kavşakta buluşacaktır: Bilmiyoruz kavşağı… Cidden bilmiyouz. Şimdilik…Sevgiyle…