Merhaba
Bu soruya duygusal değil, kavramsal bakmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü biri total kontrolü, diğeri ise total düzensizliği temsil ediyor.
Şöyle ki;
1984 tarzı bir düzende sistem yalnızca davranışları değil, düşünceyi de denetler. Düzen vardır ama özgür irade yoktur. Güvenlik vardır ama hakikat manipüle edilir. Böyle bir yapıda insan, özne olmaktan çıkıp sistemin bir nesnesine dönüşür. Bana göre asıl varoluşsal problem burada başlıyor. Saf anarşide ise özgürlük teorik olarak maksimumdur lakin kurumsal yapı olmadığı için güç boşluğu doğar ve bu boşluk genellikle yeni, kontrolsüz güç odakları üretir. Yani özgürlük kısa vadede genişler ama uzun vadede belirsizlik ve güvenlik sorunu tarafından aşınır. Kendi değerlendirmem şu: Düşünceyi sistematik biçimde bastıran total bir rejim, anarşiden daha derin ve kalıcı bir tehdit oluşturur. Anarşi kaotiktir ama dönüşebilir, total gözetim ise kendini yeniden üretir. Yine de ideal olan bu iki uç değil özgürlük ile düzen arasında rasyonel bir denge kurabilmektir. [1] Saygılarımla
Kaynaklar
- Okan Alver. (). Kişisel Yorum.