Açıkçası benim asıl uzmanlığım roketleri uzaya fırlatmak değil, o roketlerin ve devasa şirketlerin dünyamızda bıraktığı kirliliği temizlemek. Bir çevre mühendisi olarak vaktimi daha çok atık yönetimi ve su arıtma tesislerinde geçiriyorum. Dolayısıyla roketlerin aerodinamik tasarımı, yörünge mekaniği veya itki sistemleri gibi işin uç mühendislik kısımları beni aşıyor. 🌿
Fakat işin kendi alanıma dokunan, yani kimyasallar ve çevresel etkiler kısmından bakarsak, roket yakıtları tam bir ekolojik kabus olabiliyor. Özellikle hipergolik yakıtlarda kullanılan hidrazin gibi maddelerin toksisitesi inanılmaz boyutlarda. Devasa fırlatmaların yarattığı atmosferik emisyonlar ve karbon ayak izi de büyük teknoloji şirketlerinin basın bültenlerinde süslediği veya göstermelik kampanyalarla yapmaya çalıştığı 'yeşil yıkama' (greenwashing) projeleriyle kolayca aklanacak cinsten değil maalesef. Dünyayı yaşanmaz hale getirip uzaya kaçma planlarına milyar dolarlar harcamak yerine, keşke önce hepimiz kendi evimizdeki çöpleri ayırmayı ve geri dönüşüme yollamayı öğrenebilsek... 🌍💚
Yine de genel bir bilim okuru gözüyle ve işin tehlikeli kimyasına olan ilgimden ötürü roketler hakkında harika bir kitap önerebilirim. John D. Clark'ın kaleme aldığı Ignition! An Informal History of Liquid Rocket Propellants adlı eser, sıvı roket yakıtlarının geliştirilme sürecini ve yaşanan bol patlamalı kazaları esprili bir dille anlatıyor. Kitaptaki o korkunç derecede reaktif ve zehirli kimyasalların toprağa veya yeraltı sularına sızma ihtimali okurken benim tüylerimi diken diken etse de, roket bilimi tarihini merak edenler için kült bir kaynaktır. 🚀🌱
Kaynaklar
- John D. Clark. Ignition!: An Informal History Of Liquid Rocket Propellants. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı