Merhaba
Aslında el yazısı meselesi düşündüğümüzden daha ilginç bir konu. Bizim kuşak ilkokulda özellikle bitişik eğik el yazısı öğrenmek zorunda kaldı. Güzel yazı dersi diye bir ders vardı. O zamanlar çoğumuz “neden böyle yazıyoruz ki?” diye düşünürdük çünkü yazması gerçekten zordu; harfleri birbirine bağlamak bazen oldukça yorucu olabiliyordu. Ama bu uygulamanın arkasında hem tarihsel hem de eğitimsel bazı nedenler vardı.Eskiden el yazısının bu kadar önemli olmasının en temel nedeni teknolojik koşullardı. Daktilo ve bilgisayar gibi araçlar yaygın olmadığı için insanlar mektuplarını, resmi belgeleri ve günlük notlarını elle yazmak zorundaydı. Bu yüzden hızlı yazmayı sağlayan akıcı yazı biçimleri gelişti. Bitişik yazı da kalemi kağıttan daha az kaldırarak yazmayı hızlandıran bir sistemdi ve özellikle uzun metinlerin yazılmasında pratik bir avantaj sağlıyordu. El yazısı aynı zamanda yazı kültürünün önemli bir parçası olarak yüzyıllar boyunca eğitim sistemlerinde yer aldı (Graham, 2010).[1]
Eğitim açısından bakıldığında el yazısının öğrenme sürecine katkı sağladığı da düşünülmüştür. Çocuk bir harfi yazarken sadece görsel olarak algılamaz; aynı zamanda o harfi eliyle üretir. Bu süreçte görsel algı, ince motor hareketler ve dikkat aynı anda çalışır. Beynin farklı bölgeleri birlikte aktive olur ve bu durum harflerin ve kelimelerin öğrenilmesini destekleyebilir. Nörobilim araştırmaları, özellikle erken yaşlarda el yazısı deneyiminin çocukların beyin gelişimi ve harf tanıma becerileri üzerinde olumlu etkiler yaratabildiğini göstermektedir (James & Engelhardt, 2012).[2]
Ancak zaman içinde bitişik eğik yazının bazı öğrenciler için zorlayıcı olabildiği de görülmüştür. Harflerin birleşme kuralları ve yazının eğimi bazı çocukların yazmayı öğrenmesini zorlaştırabiliyordu. Özellikle disleksi ve disgrafi gibi öğrenme farklılıkları olan öğrenciler için bu yazı biçimi daha karmaşık hale gelebiliyordu. Bu nedenle bazı eğitim araştırmacıları yazı öğretiminde esneklik sağlanması gerektiğini ve öğrencilerin daha okunaklı ve rahat yazabilecekleri yöntemlerin tercih edilmesinin daha uygun olabileceğini savunmaktadır (Berninger & Wolf, 2009).[3]
Günümüzde el yazısının kullanımının azalmasının bir diğer önemli nedeni ise dijitalleşmedir. Bilgisayarlar, tabletler ve akıllı telefonlar yazı üretiminin büyük bölümünü klavye üzerinden yapılır hale getirmiştir. Akademik metinler, resmi yazışmalar ve günlük iletişim giderek daha fazla dijital ortamlarda gerçekleşmektedir. Bu durum eğitim sistemlerinin de yazı öğretimi konusunda farklı yaklaşımlar geliştirmesine neden olmuştur. Örneğin birçok ülkede bitişik eğik yazı zorunluluğu kaldırılmış ve öğrencilerin daha temel yazı biçimleriyle yazmayı öğrenmeleri tercih edilmiştir (Graham, 2010).
Bu noktada sıkça sorulan bir soru da şuydu el yazısı gerçekten hafızayı güçlendiriyor mu? Son yıllarda yapılan bazı araştırmalar el yazısıyla not almanın öğrenme üzerinde belirli avantajlar sağlayabileceğini göstermektedir. Bunun önemli bir nedeni yazma hızıdır. Klavye ile yazarken öğrenciler genellikle duydukları bilgiyi kelimesi kelimesine yazma eğilimindedir. El yazısında ise yazma hızı daha düşük olduğu için kişi bilgiyi seçmek, özetlemek ve yeniden ifade etmek zorunda kalır. Bu süreç bilgiyi daha derin bir şekilde işlemeyi ve dolayısıyla daha iyi hatırlamayı destekleyebilir (Mueller & Oppenheimer, 2014).
Üniversite öğrencileriyle yapılan bazı deneylerde ders notlarını el yazısıyla alan öğrencilerin özellikle kavramsal sorularda daha başarılı oldukları görülmüştür. Bunun nedeni, el yazısının öğrencileri bilgiyi sadece kopyalamaktan ziyade anlamlandırmaya ve yeniden yapılandırmaya zorlaması olabilir. Bu durum öğrenme psikolojisinde “derin işleme” olarak adlandırılan bilişsel sürece katkıda bulunmuştur.(Mueller & Oppenheimer, 2014).
Bununla birlikte klavye kullanımının da önemli avantajları vardır. Klavyeyle yazmak daha hızlıdır, uzun metinlerin üretilmesini kolaylaştırır ve metni düzenleme imkanı sunar. Günümüz akademik ve profesyonel dünyasında bu büyük bir pratiklik sağlar. Bu nedenle birçok araştırmacı el yazısı ile klavye kullanımının birbirinin alternatifi değil, farklı bilişsel avantajlar sağlayan tamamlayıcı araçlar olduğunu düşünmektedir (Mangen, Walgermo, & Brønnick, 2013).
Sonuç olarak şunu söylemek mümkün bizim kuşağımızın el yazısında zorlanmasının en önemli nedeni, aslında bir geçiş döneminde büyümüş olmamızdır. Okulda bitişik eğik yazı öğrenirken günlük hayatta kitaplarda, tabelalarda ve daha sonra bilgisayarlarda farklı bir yazı biçimiyle karşılaşıyorduk. Bu durum öğrenilen yazı ile kullanılan yazı arasında bir uyumsuzluk yaratıyordu. Üstelik dijital teknolojilerin hızla yayılmasıyla birlikte yazı üretimi giderek klavyeye taşındı. Bu nedenle el yazısı çoğu öğrenci için doğal bir iletişim aracı olmaktan çok okulda yerine getirilmesi gereken bir kural gibi algılandı. Buna rağmen el yazısı öğrenme süreci, sabır, dikkat ve düşünceleri düzenli biçimde ifade etme gibi bazı bilişsel becerilerin gelişmesine katkı sağlamış olabilir. el yazısı geçmişte hem teknolojik bir zorunluluk hem de eğitimsel bir araç olarak ortaya çıkmıştır. Günümüzde dijital teknolojilerin yaygınlaşması nedeniyle eskisi kadar merkezi bir rol oynamasa da öğrenme, dikkat ve bilişsel süreçler açısından belirli katkılar sağlayabildiği kabul edilmektedir. Bu nedenle birçok eğitimci, öğrencilerin hem el yazısını hem de dijital yazma becerilerini geliştirmesinin daha dengeli bir yaklaşım olduğunu savunmaktadır.
Teşekkür ederim.
Kaynaklar
- Steve Graham. (2010). Want To İmprove Children’s Writing? Don’t Neglect Their Handwriting.. Yayınevi: American Educator,.
- Karin H James , Laura Engelhardt. (2012). The Effects Of Handwriting Experience On Functional Brain Dvelopment In Pre-Llterate Children. Yayınevi: Trends in Neuroscience and Education,.
- Virginia Wise. (2009). Teaching Students With Dyslexia And Dysgraphia : Lessons From Teaching And Science. Yayınevi: Paul H. Brookes Pub. Co..