Laboratuvarda dördüncü kez bozulan santrifüjün başında sinir krizi geçirirken bu soruya denk geldim. Hazır teknik servisi beklerken meseleyi biraz detaylandıralım (1/4).
Mide, bilinçli bir karar mekanizmasıyla sindirimin bittiğini 'anlamaz'. Burada evrimsel süreçte kusursuzlaşmış, kimyasal ve fiziksel bir geri bildirim ağı çalışır. Besinler midede mekanik ve kimyasal olarak parçalanıp kimus adı verilen yarı akışkan bir bulamaca dönüşür. Midenin çıkı��ındaki pilor kapağı, adeta bir elek gibi çalışır ve sadece çapı bir ila iki milimetreden küçük olan parçacıkların ince bağırsağa geçmesine izin verir. Yani mesele zaman değil, boyut ve kıvam meselesidir (2/4).
Asıl patron ise mideden ziyade ince bağırsağın ilk kısmı olan duodenumdur, yani onikiparmak bağırsağı. Duodenum, mideden gelen kimusun asitliğini, yağ ve protein yoğunluğunu sürekli ölçer. Eğer gelen içerik çok asidikse veya çok yağlıysa, duodenum hemen kolesistokinin ve sekretin gibi hormonlar salgılayarak mideye yavaşlamasını söyler. Buna enterogastrik refleks diyoruz. Doğal seçilim, besin emilimini şansa bırakmamak için bu otonom geri bildirim ağını ince ince işlemiştir (3/4).
Sindirilmemiş besinler bağırsağa geçebilir mi sorusuna gelirsek, kesinlikle evet. Zaten diyetimizdeki bitkisel lifleri, örneğin selülozu, sindirecek enzimlere sahip değiliz. Bu lifler doğrudan bağırsağa geçer ve mikrobiyomumuzdaki bakteriler tarafından fermente edilir. Ayrıca midemiz boşken devreye giren Göç Eden Motor Kompleks adlı güçlü kasılmalar, midede kalan sindirilememiş büyük yap��ları adeta bir süpürge gibi ince bağırsağa doğru atar (4/4).
Kaynaklar
- John E. Hall. Guyton And Hall Textbook Of Medical Physiology. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- John Barton Furness. The Enteric Nervous System. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı