Kütleçekimsel merceklenme, devasa kütleli nesnelerin (galaksiler, kara delikler gibi) etraflarındaki uzay-zamanı bükmesi sonucu ışığın izlediği yolun saptırılması olayıdır. Bu süreçte ışığın enerjisi değişmez, sadece yolu değişir.
Enerji Üretimi: Kütleçekimsel merceklenmeyi doğrudan bir "enerji santrali" gibi kullanıp ışığın bükülmesinden enerji elde etmek şu anki fizik anlayışımıza göre mümkün değildir. Çünkü bu süreçte uzay-zamanın kendisi bükülür, ancak ışık bu süreçte kendi enerjisini korur (frekansı değişebilir ancak bu, merceklenmenin kendisinden gelen bir enerji üretimi değildir).
Işığın "Dönüp Kendine Çarpması"
Sorduğunuz soruda ışığın bir daire çizerek kendi kaynağına dönmesi durumu, teorik olarak "foton küresi" (photon sphere) dediğimiz yapılarla ilgilidir.
Foton Küresi: Kara delik gibi çok yoğun kütlelerin çevresinde, kütleçekimi o kadar güçlüdür ki ışık burada dairesel bir yörüngeye hapsolabilir. Eğer bir foton tam bu kritik mesafede olsaydı, teorik olarak bir daire çizebilirdi. Ancak bu, ışığın "kendine çarpması" gibi bir mekanik etkiden ziyade, ışığın uzay-zamanın eğriliği içerisinde kilitli kalması durumudur.
Fotonları İstediğimiz Kadar Bükebilir miyiz?
Fotonlar kütlesiz parçacıklardır; dolayısıyla kütleçekiminden "etkilenmezler" gibi düşünülebilir, ancak genel görelilikte ışık uzay-zamanın eğri yolunu takip eder.
Kontrol Sorunu: Işığı "istediğimiz kadar" bükemeyiz. Bükülme miktarı, uzay-zamanı büken kütlenin yoğunluğuna ve ışığın o kütleye olan mesafesine bağlıdır. Işığı belirli bir açıyla bükebilmek için ya aşırı yoğun bir kütle (kara delik veya nötron yıldızı gibi) kontrol etmemiz ya da uzay-zamanı o seviyede manipüle edebilecek (henüz sadece teorik olan) teknolojilere sahip olmamız gerekir.
Uzay-Zamanı Yavaşlatmak (Zaman Genleşmesi)
Sorduğunuz sorudaki uzay-zamanı yavaşlatma konusu, aslında zaman genleşmesi (time dilation) ile ilgilidir. Güçlü bir kütleçekim alanına girdiğinde, dışarıdan bakan biri için zaman daha yavaş akar. Yani, kütleçekimini kullanarak zamanın akışını değiştirebiliriz; ancak bu, kütleçekimsel merceklenmenin bir "sonucu" değil, kütleçekiminin bizatihi kendisinin zaman üzerindeki etkisidir.
Düşünceleriniz[1], Kardashev ölçeğinde tipik bir "Tip II" veya "Tip III" medeniyetin, yani yıldız veya galaksi ölçeğinde enerji kontrol edebilen bir uygarlığın uğraşacağı türden problemler.
Ama bu yöntemi kullanabilsek iyi olurdu, değil mi?
Kaynaklar
- Stephen Hawking. (1988). Zamanın Kısa Tarihi.