Merhaba, biraz gülümseten bir soru bu benim için .Dünyada gördüğüm en güzel canlılardan biri bence kuşlar. Kuşların bir meyveye bakıp “bu yenir, bu yenmez” diye karar vermesi bize sihirli bir yetenek gibi gelir ama işin arkasında oldukça dünyevi, hatta tanıdık mekanizmalar var mesela duyular, deneyim ve öğrenme. Kuşlar meyvenin zehirli olup olmadığını doğrudan “bilmez”; olasılıkları tartar, tıpkı bizim ilk kez tattığımız bir yemeğe temkinli yaklaşmamız gibi.
Öncelikle kuşlar dünyayı büyük ölçüde gözleriyle okur. Görme sistemleri özellikle renk ayrımına çok hassastır ve bu tesadüf değildir. Evrimsel süreçte birçok meyve, olgunlaştığında kırmızı, siyah ya da koyu mor renklere bürünür. Bu renkler kuşlar için güçlü bir “buradayım” sinyalidir. Yapılan deneyler, kuşların yapay meyveler arasında bile kırmızı ve siyah olanları anlamlı biçimde daha fazla seçtiğini göstermiştir. Duan, Goodale ve Quan (2014) bu durumu açıkça ifade eder: “Fruit color acts as a key visual signal guiding avian foraging decisions” (DOI: 10.1038/srep05627). Yani kuş, meyvenin kimyasını bilmez ama rengine bakarak olgunluk ve enerji ihtimali hakkında bir tahmin yürütür.
Ancak renk her zaman güvenli değildir. Doğada bazı zehirli meyveler de çekici renklere sahiptir. İşte burada öğrenme devreye girer. Bir kuş bir meyveyi dener ve ardından rahatsızlık hissederse, bu deneyimi zihninde o tatla eşleştirir. Bu mekanizma bilimde “koşullu tat tiksintisi” olarak adlandırılır. Skelhorn ve Rowe (2010) bu süreci şöyle tanımlar: “Animals can rapidly learn to associate a specific taste with negative post-ingestive consequences and subsequently avoid it” (DOI: 10.1098/rstb.2009.0212). Yani kuş, bir kez canı yandığında benzer tat ve görünüme sahip meyvelerden uzak durmayı öğrenir. Bu bilgi genetik değil, bireysel hafızaya kazınmış bir derstir.
Burada önemli bir ayrıntı daha var ki kuşlar genellikle küçük miktarlarda tadar. Bu da bilinçsiz bir cesaret değil, evrimsel bir temkin biçimidir. Az yemek, zehirliyse ölmemek; zararsızsa besini kazanmak demektir. Zamanla hangi bitkilerin “güvenilir” olduğu bellekte yer eder. Herrera’nın meyve–kuş ilişkileri üzerine yaptığı kapsamlı çalışmalarda, frugivor kuşların besin seçiminde deneyimin merkezi rol oynadığı özellikle vurgulanır (Herrera, 2002; DOI: 10.1002/9780470690301.ch9).
Samimi söylemek gerekirse, kuşlar doğada hata yaparak öğrenir ama bu hataları tekrar etmemekte ustadır. İnsanlar gibi değiller:)) Meyvenin yenilebilir olup olmadığını “bilmezler”; görürler, denerler, hatırlarlar. Bu da doğanın sessiz bir anlaşması gibidir: Bitki, yenmeye değer bir sinyal verir; kuş riski tartar; ikisi de bu karşılıklı deneme sürecinden evrimsel olarak bir şey kazanır. Biz meyveyi tabağımıza koyduğumuzda bu uzun öğrenme zincirini görmeyiz ama kuşlar her lokmada bu bilginin içinden geçer.
sunuda belirtmeden geçemeyeceğim affınıza sığınarak “Kuş beyinli” sözü küçümsemek için kullanılır ama aslında kuşların problem çözebilen, öğrenen ve hafızası güçlü canlılar olduğu biliniyor; yani bu ifade kuşlara değil,bizim[1][1] önyargımıza hakaret eder.
Kaynaklar
- Herrera, C. M, et al. (2002). Plant Animal Interactions: An Evolutionary Approach | Wiley. ISBN: 978-0-632-05267-7. Yayınevi: Willey -Blackwell. sf: 336.