Kürtler güneydoğu Anadolu ve yukarı Zagroslardaki varlığının kesin olarak minimum 2500 yıl olduğunu bilmekteyiz
Bu bilgiye 2 bin yıl önce Yunan tarihçi ve çoğrafyacı STRABON nun yazdığı GEOGRAPHY adlı kitabı incelediğimizde görmekteyiz STRABON kitabında şöyle diyor
Fırat'ın diğer yakasındaki, Kapadokya ve Kommagene'den doğuya doğru uzanan güney dağları, başlangıçlarında Sophene'yi ve Ermenistan'ın geri kalanını Mezopotamya'dan ayıran Gordyæan dağları Bu dağlık zincirin güney tarafında bir yerde Dicle'nin kaynakları bulunmaktadır. Daha sonra Niphates'ten itibaren devam eden dağ sırtı, Media ile Babil'i ayıran Zagros Dağı'nı oluşturur
Yani STRABON 2 bin yıl önce demiş ki güneydoğu Toros dağları Gordyæan
o bölgeyi ve halkı ifade ediyor
Peki bu kelimenin bu günki Kürtleri ve Kürt dağlarını ifade ettiğini nasıl anlarız
Öncelikle bahse konu kitap
STRABO GEOGRAPHY MÖ 64 İngilzce çevirisi pleograf Hans Cloude Hamilton ve William Falconer
Sayfa 261 (2) numaralı dip not
Sayfa 271 (1) numaralı dip not
Kitap PDF
Orijinal el yazması ve harita atlas GALLİCA uygulamasında mevcuttur
2. Bir kaynak ise
XENOPHONS ANABASİS
XENOPHONS Yunan tarihçi ve asker dır
O ise aynı bölgelerde yaşayan halka ve bölgeye 2500 yıl önce yazdığı ANABASİS kitabında orada dağlarda yaşayan Kürtler için Cardu veya cordu gibi ifadeler kullanmıştır
Bahse konu kitap
Sayfa 251 sözlük de ise sayfa 68
Kitabın orjinal hali ve İngilizce çevirisi
Carleton Lewis brownson
https://archive.org/details/xenophon03xeno
Kitabın sözlüğü =
çeviri Yunan tarihi ve edebiyatı profesör Alpheus Crosby
Internet Archive
https://archive.org/details/lexicontoxenopho00cros
birisi 2500 yıllık diğeri ise 2 bin yıllık olan bu iki kaynağa bakarak anlıyoruz ki güneydoğu Toroslar ve yukarı zagroslarda Kürtler 2500 yılda uzun süredir bulunmakta cardu cordu curdi gordyæan
Bu kelimelerin Kürtleri ifade ettiğini nasıl anlarız antik Yunanca antik Roma dilinde Latince kelimelerin anlamlarını ifade eden sözlüklere bakabiliriz
Sözlük 1
Latın Dıctıonary
Cilt 1 sayfa 469 cilt 2 sayfa 820
https://archive.org/details/LewisShortLatnDiccionary
Sözlük 2
Greek and roman geography
Williom Smith sayfa 516/672
Burada kelimelerin Kürtleri ve Kürdistanı ifade ettiği açıktır
Başka kaynaklarda ise örneğin
Korikoslu Hayton MS 1235/1308
Eyyubi devleti mısırı fethedince hayton şöyle dedi
Cordines ( kurd/Kürt) denilen Medler Mısır'ın hakimi oldular
Burada da cordi deniyor
Kitap PDF
Fransızca çeviri PDF sayfa 225 PDF sayfası 493
https://archive.org/details/hetum
Başka bir örnek
AMMİANUS MARCELLİUS RERUM GESTRARUM sayfa 157 /306,307 (corduene , carduchi)
Cilt 2 sayfa 54 MS 4. yy da yazılmıştı
Aynı kelimeleri aynı bölge için görüyoruz
Örnekler çok fazladır daha detaylı isteyen olursa Instagram emre.ciiftci yardımcı olurum
Burada sizlerle paylaştığım kitaplarda anlayacağımız üzere Kürtler curdi cordu cardu curd şeklinde benzer isimlerle güneydoğu da ve yukarı zagroslarda binlerce yıldır var [1][1][1]
Türkler Anadolu’da yerleşik bir hayata geçmeden önce Kürtler Azerbaycan’da Gence’den Bakü’ye, Bakü’den İran’da Tebriz’e, Tebriz’den Hamedan’a, Hamedan’dan Şehrizor’a, Şehrizor’dan Cizre’ye, Cizre’den Urfa’ya, Urfa’dan Diyarbakır’a, Diyarbakır’dan Erciş’e kadar uzanan yüz binlerce kilometre karelik topraklarda, tarihin kadim dönemlerinden başlayarak yaşam ve egemenlik mücadelesi vermekteydi.
Kürt kökenli Mervanî hanedanı 984'ten 1083'e kadar Diyarbakır'dan Suriye ve Irak'ın bazı bölgelerini de içine alan bir bölgeyi yönetti. Yine Kürt kökenli Müslüman olan Eyyubî hanedanı 12. ve 13. yüzyıllarda Anadolunun bazı bölgelerini yönetti.
Ahmet Nezihî Turan'a göre, Orta Anadolu'daki ilk Kürt yerleşim yeri 1463'te, günümüzde Ankara yakınlarındaki Kızılcahamam ve Çamlıdere'yi kapsayan Yaban Âbâd'da kurulan Kürtler'dir. Mark Sykes'a göre, Kürtlerin Orta Anadolu'ya en erken nüfus transferi veya sürgünü,Yavuz Sultan Selim döneminde gerçekleşti.
Klasik Antik Çağ'ınKarduya'lılarıgibi, Kürtlerin öncül popülasyonlarına ilişkin çeşitli hipotezler vardır. İslami yönetim altında bilinen en eski Kürt hanedanları (10. ila 12. yüzyıllar) Hasnaviler, Mervaniler, Revvâdîler, Şeddâdîler ve ardından Selahaddin Eyyubî tarafından kurulan Eyyubîler'dir. 1514 Çaldıran Savaşı, Kürtlerin Osmanlılarla ittifak yapması ve Doğu Anadolu’da Kızılbaş isyanları sonrası boşaltılan bölgelere Sünnî Kürtlerin yerleştirilmesi açısından Kürt tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. 1597 tarihli Şerefname, Kürt tarihinin ilk yazılı kaydıdır.
X. yüzyılda Abbasi halifesinden sultanlık ünvanı alan Oğuz Selçuklu Hanedanından Sultan Alparslan, Anadolu’nun kapılarını açmak için Kürdistan’da müttefik bulma peşindeydi. 1071’de Malazgirt Savaşına hazırlanırken, dönemin güçlü Kürt beylikleri ve aşiretleriyle ilişkiler geliştiriyordu. Bunun sonucunda Meyafarqîn (Silvan) merkezli Mervani Sultanlığı’nda aradığı müttefikleri buldu. Yörenin birçok aşiretinden de kendi kabile güçlerine denk bir kuvvet derledi. Sanıldığının aksine, Bizans İmparatorluğu’na karşı verilen Malazgirt Savaşı, sadece Türk boylarından derlenen güçlerle değil en az onlar kadar Kürt aşiret ve beylik güçleriyle verilen ve kazanılan bir savaştı.
Kürtler batıdan ve kuzeyden gelen Roma ve Bizans saldırılarına karşı varlıklarını korumak ve geliştirmek için güçlü müttefiklere ihtiyaç duyuyorlardı. Arap-İslâm güçlerinde bu imkânı gördüler. Türk boylarının bölgeye gelişine kadarki süreçte Arap güçleriyle geliştirdikleri ilişkiler temelinde hızla İslâmlaşmalarının temel nedenlerinden biri, bu güvenlik ihtiyacıydı.
Her iki taraf, Malazgirt Savaşına bu stratejik mantıkla girdi. Savaş kesinlikle Bizans İmparatorluğu’na karşı Kürtlerle Türklerin ortak savaşıydı. Bu savaşın sonuçları açıktır: Türk boyları için Anadolu’nun kapıları açılmış, tarihî bir dönem başlamıştır. Kürtler ise, kendilerini yüzyıllardan beri sürekli baskılayan ve geriye iten tarihî bir engelleyici güçten kurtulmuş olmaktadır. İslâm, bu ilişkide harç görevini görmüştür. İslami örtü altında verilen ortak savaş, aslında kabile ve aşiret özellikleri ağır basan iki halkın, varlıklarını koruma ve geliştirme amaçlıydı. Başarısızlık daha o zaman her iki halk için varlıklarını yitirme ve gerileme anlamına gelecekti. Zaman zaman çatışmalarla bozulsa da Kürt-Türk ilişkilerinde bu mantık, günümüze kadar geçerliliğini sürdürecektir. Türklerin Anadolu içlerine yerleşmeleriyle birlikte, bu bağlılık hep koruyacaktır. Tarihin kritik anlarında her iki güç, ancak birlikte davrandıklarında başarılı olabileceklerini hatırlayacaklardır. Kürt Eyyubî Hanedanlığı’nda, birçok Anadolu beyliğinde ve Osmanlılar döneminde bu mantık, hep işleyecektir. Tarihin derinliklerine uzandığımızda, Hitit-Mitanni (M.Ö. 1600’ler) ilişkilerinden beri Anadolu ve Mezopotamya’daki güçler arasında benzer bir stratejinin işlediğini görmekteyiz.
"Öyle bir tarih yok. Çünkü gelmemişler, hep buradaydılar."
Bu cevabın aynı zamanda yargılanan İsmail Beşikçi'ye mahkeme salonunda eski öğrencisi olan savcı tarafından aynı minvalde sorulan soruya İsmail Beşikçi'nin verdiği cevap olduğu söylenir.
Kürtler, Orta Doğu'nun yerli (otokton) halklarından biridir. Ana vatanları Yukarı Mezopotamya ve Zağros Dağları bölgesidir. Bu bölgenin devamı olarak da bugün dört ülke sınırları içinde yer alan coğrafyadır. Diğer ayrıntılar zaten Yasin Bey'in cevabında var. Sevgiyle...
Kürtlerin kökeni tam olarak bilinmemekte olsa İran kökenli bir halktır en azından çoğunluğu tarihsel olarak Zagros dağlarında ve çevresinde veya gunumuzce İran,Irak, Suriye,Türkiye'nin kesiştiği bir bölgede yaşam alanı bulunmaktadır Osmanlı döneminde tampon bölge olarak kullanılmış Osmanlı ordusunda yer almışlardır Cumhuriyet döneminde ise Kürt kimliğini ve dilini tanınması İsmet İnönü dönemine kadar engellenmiş ve toplumsla sorunlar çıkmıştır bu konular hakkında daha merak ediyorsanız biraz pahalı bir kitaptır istiyorsanız bir kaçta Türk yayın vardir[1]
anadoluda bizden önce batıda ve güneyde helen kökenliler, orta anadoluda hititler, sümerler, doğuda urartular ermeniler , güneyde ermenive pers kökenliler yaşamaktaydı. Hiçbir arkeolojik kazıda kürtçe metin mezar taşı vb çıkmamıştır. Kürtler dünyaya belucistan ve güney afganistandan , türklerle beraber batı göç eden göçebe kavimdir. Gerisi hikaye. Herkesin heryerde yaşamaya hakkı vardır ta ki huzuru bozmasın. Her ülkede hakim bir etnik grup ve yanında diğr etnik gruplar vardır. Malesef bu diğer etnik gruplar rakip devletlerin beslemesiyle bulundukları topraklarda nifak toğumları ekerek oportenistçe beslenip bundan çıkar sağlıyorlar. Bizim ülkemizdede türkçülük veya kürtçülük adı altında siyaseti meslek edinmiş tipler sürekli bu hikayelerle kendilerini emeksiz besliyor.