Kişisel görüşüm:
Belirsizliği yok etmek demek varlığın dibini bulmak demektir.
Ancak "kendisinden başka hiçbir şeyden oluşmayan bir şey" zaten "hiç" demektir, "şey" bile olamaz.
Bir şey gerçekten varsa; tümüyle yok edilemez, alt düzeylere indirgenebilir, ama hiçliğe indirgenemez.
Bu aynı zamanda varlığın iç özgürlüğü demektir ve buyurganlığa yatkın tözcülerin hoşlanmadığı bir husustur.
Sonsuz bölünebilirlik ve varlığın iç özgürlüğü ilişkisi şöyledir:
Parçacık (Quantum) dışa karşı sınırlı, fakat içyapısı itibarıyla sonsuz bölünebilir olduğu için, “tamamen belirlenemez” bir iç özgürlüğe sahiptir ve kendi sınırları içinde zar atabilir.
Eğer altparçacıkları olmayan bir tözden oluşsaydı, bir ilk olaya ve o olaydan türeyen bir ilk nedene dayanırdı ve zar atamazdı, kumar masasında boşuna yer işgal ederdi.
Yukarıdaki yorumların QFT ile ilgisi yoktur, hatta bazı yönlerden zıtlaşabilir.
════
Önce ana denklem, ardından birkaç kişisel görüş daha:
Δp × Δx ≥ ½ × ħ Δp: Momentumdaki belirsizlik Δx: Konumdaki belirsizlik
İdeal konumun ancak “süre içermeyecek kadar kısa ve fiziksel yöntemlerle ulaşılamaz bir sıfır anında” tamamen belirlenebileceği (yani Δx değerinin sıfır olacağı) açıktır.
İdeal bir an ulaşılabilir olsaydı momentum tamamen belirsizleşirdi, ama bence sıfır sürede momentum söz konusu bile olamaz, çünkü yalnızca zamansız, cansız bir “durum” vardır. Dolayısıyla görülür bir iş çıkarmak için, objeyi izleyebildiğimiz olaylara dayalı bir alt süreyi “an” olarak atarız. Teknik kişiler bilirler; bir ölçüm esnasında izlenen olaya uygun bir örnekleme süresi (sampling time veya integration time) belirlenir ve her örnekleme süresi o ölçümle ilgili bir an gibi ele alınır. Nedeni basittir; gözlem de bir eylemdir ve hiçbir ölçüm veya gözlem bir anda yapılamaz, mutlaka tanımlı bir süre gerektirir. Ve sırf bu nedenle; aslında hiçbir gözlem objeyi belirsizlikten tümüyle kurtaramaz.
QFT'nin savunduğu anlık gözlem kurgusu Belirsizlik İlkesine bile ters düşen bir kuruntudur.
İdeal bir durum cansızken, izlenen bir durumun hayat belirtileri (momentum, enerji) taşımasının nedeni; bizce durum veya biçim olarak algılanan, ama süre gerektiren bir gözlem yoluyla tanımlı bir yapının bazı alt objeler ve onlara bağlı davranışlar içermesidir. Hayat belirtilerinin öznel nedeni ise izlenen bir durumun dönüşebileceği olası diğer durumları deneyimler veya çıkarımlar yoluyla zaten önceden biliyor olmamızdır.
Bu anlamda; Schrödinger Dalga Denkleminde kullanılan Ψ (Eigenfunction, özfonksiyon) aslında her fonksiyon gibi bir tür davranış kalıbıdır ve eski gözlemlere dayandığı veya onlardan türetildiği ölçüde yaşadığımız ortamla uyumlu sonuçlar verir. Henüz izlenmemiş objeyi temsil başarısı, o veya benzer objelerin önceden izlenerek davranışlarının haritasının çıkarılmış olmasına dayalıdır.
════
Gözlem başka bir varlıkla kurulan dinamik ve sınırlı bir ilişkidir, belirsizliği azaltması doğaldır. Ama hiçbir ilişki belirsizliği tamamen yok edemez, çünkü iki varlık birbirleriyle her yönden ilişki kuramaz.
════
Gözlediğimiz doğanın kendisi değildir, yalnızca doğanın yönelttiğimiz soruya verdiği yanıttır.
Heisenberg
════
Bir varlıkla ancak kısmi etkileşim kurulabileceğini anlamakta zorlanan bir özne hiç olmazsa biraz baba sözü dinlemelidir, yoksa gözlemi eksik veya çarpık yorumlayabilir. Fiziksel bir gözlem varlığın uzattığımız eli sıkmasından ibarettir. Sıkmayabilir de, o zaman o yönde bir ilişki kuramayız.