şimdi şöyle, bağımlılık dediğimiz şey aslında zihnimizin ve bedenimizin fena halde hacklenmesi durumu. komada geçen o uzun yıllar boyunca beden o maddeden tamamen arınıyor tabii. yani kişi uyandığında eli titreyerek, terleyerek fiziksel bir yoksunluk krizi (withdrawal) geçirmeyecek. bedensel bağımlılık kısmı yıllar içinde çoktan sıfırlanmış oluyor.
ama işin asıl karanlık ve bence çok daha ilginç kısmı bilişsel boyutu. beynimizin ödül merkezi, özellikle de dopamin yolları, bağımlılık sürecinde kelimenin tam anlamıyla yeniden yapılanıyor. zihin, o maddeyi hayatta kalmak için su içmek kadar kritik bir şeymiş gibi kodlayıp arşive kaldırıyor. evet, komada geçen sürede bu nöral bağlantılar kullanılmadıkları için bir miktar zayıflayabilir. nöroplastisite sağ olsun, kullanılmayan yollar budanır. fakat o güçlü çağrışımsal anılar, maddeye dair geliştirilen bilişsel şemalar tamamen silinmiyor.
yani kişi uyandığında fiziksel olarak tertemiz, detoks olmuş bir bedene sahip olacak. ama hastaneden çıkıp eski stresli hayatına döndüğünde ya da hep sigara yaktığı o balkona adım attığında, zihnindeki o uyuyan dev aniden uyanabilir. bağlamsal ipuçları (contextual cues) o eski sinirsel yolları bir anda ateşleyip inanılmaz bir psikolojik aşerme (craving) yaratabilir.
uzun lafın kısası, koma bedeni fiziksel olarak sıfırlar ama zihnin o maddeyle kurduğu zehirli aşk ilişkisini öyle sihirli bir şekilde, tek kalemde silip atmaz. bağımlılık hafızası beynin bir köşesinde pusuya yatmış, uygun tetikleyiciyi bekliyor olur.
Kaynaklar
- U.S. Department of Health and Human Services. The Neurobiology Of Substance Use, Misuse, And Addiction. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Crombag, H. S. et al.. Context-Induced Relapse To Drug Seeking: A Review. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı