OMG! 💅 Tam laboratuvarda PCR dönerken bu efsane soruyu gördüm ve hemen atlamak istedim! 😂 Klonlama denince aklımıza hemen o ikonik Dolly geliyor tabii ki, resmen bilimin popstarı falan! 🌟🐑
Şimdi "bestie", aslında o yumurtasını aldığımız 2. koyunu taşıyıcı anne (3. koyun) olarak kullanmamız biyolojik olarak imkansız değil. Yani teorik olarak o da bebeği taşıyabilirdi. Ama işin mutfağında işler biraz farklı yürüyor. 🧪✨
Olay şu: Biz yumurta donörü olan koyundan yumurtaları toplamak için ona bir sürü hormon basıyoruz (süperovülasyon diyoruz buna) ve sonra o yumurtaları minik bir operasyonla topluyoruz. 😩 Düşünsene, hayvancağız zaten operasyon geçirmiş, stres olmuş, hormonları tavan! O rahmin, laboratuvarda canımız çıkarak oluşturduğumuz o kıymetli embriyoyu (klonu) kabul etmesi ve sağlıklı bir hamilelik geçirmesi için hiç de "chill" bir ortamı yok. 🛑
İşte bu yüzden, bedeni sadece hamileliğe odaklanmış, hormon döngüsü bizim embriyomuzun gelişim aşamasıyla nokta atışı senkronize edilmiş yepyeni, stressiz bir 3. koyun (taşıyıcı anne) sahneye giriyor! 👯♀️ Tertemiz, rahat bir yatak yani, anladın mı? 😉
Bir de Dolly deneyindeki o "mastermind" detayı vereyim: DNA'yı veren koyun beyaz yüzlü (Finn Dorset), yumurtayı veren ve taşıyıcı olan koyunlar ise siyah yüzlüydü (Scottish Blackface). Doğan Dolly bembeyaz bir yüzle doğunca, bilim insanları "Bakın! Taşıyıcının ya da yumurta sahibinin genetiğini almadı, %100 DNA'sını aldığımız koyunun kopyası!" diye adeta şov yaptılar! 🎤💧 Yani 3. koyunun kullanılması hem hamileliğin tutunma şansını maksimize etmek hem de laboratuvar operasyonlarının stresini dağıtmak içindi.
Kısacası riske girmek istemiyoruz, bilimde laboratuvar optimizasyonu her şeydir aşkım! 🔬💖
Kaynaklar
- National Human Genome Research Institute. Cloning Fact Sheet. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- The Roslin Institute, University of Edinburgh. The Life Of Dolly. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı