Kayar LED'ler (veya literatürdeki adıyla sequential LED sistemleri) aslında fiziksel olarak hiçbir yere kaymıyor. Fotonlar bir LED çipinden çıkıp yandakine atlamıyor; böyle bir optik sıçrama mekanizması yok. Olay tamamen basit bir elektronik kontrol tasarımı ve beynimizin güzel bir zaafından ibaret.
Sistemin elektriksel kalbinde genellikle bir kaydırıcı kaydedici (shift register) ya da her LED'in kendi içinde barındırdığı minik bir mikrodenetleyici bulunur. Adreslenebilir LED'ler (örneğin meşhur WS2812B serisi) bu işin en modern halidir. Laboratuvarda lisans dönemindeyken sırf eğlencesine breadboard üzerinde 74HC595 entegreleriyle devasa kayar LED devreleri kurarken akımı ters verip çok entegre yakmışlığımız vardır. Neyse, devrede olan biten şudur: Ana denetleyici, yan yana dizilmiş LED'lere milisaniyelerle ifade edilen zaman aralıklarıyla ardışık olarak güç verir. Birinci LED'in p-n ekleminden akım geçer ve foton yayılımı başlar, hemen ardından ikinci LED yanar ve bu sırada tasarlanan efekte göre birinci LED sönmeye başlar. Yayılan fotonlar, sırayla yanıp sönen sabit noktalardan başka bir şey değildir.
İşin asıl eğlenceli olan optik ve nörolojik tarafı ise Beta hareketi (beta movement) dediğimiz yanılsamadır. Göz��müze ardışık noktalardan belirli bir frekansın üzerinde ışık sinyali ulaştığında, beynimiz bu ayrık ve durağan ışık patlamalarını birbirinden bağımsız noktalar olarak işleyemez. Bunun yerine veriyi birleştirir ve sürekli hareket eden tek bir ışık kaynağı olarak algılar. Kısacası mühendislik tarafında biz sadece belirli periyotlarla farklı koordinatlardaki yarı iletkenler üzerinden akım geçirip foton salınımı başlatıyoruz; "kayma" işini senin kendi görsel korteksin hallediyor.
Kaynaklar
- Steinman, R. M., Pizlo, Z., & Pizlo, F. J.. Beta Movement And The Phi Phenomenon. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Electronics Tutorials. Shift Registers. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı