Aslına bakılırsa tam olarak bilmiyoruz çünkü bir karadeliğin "iç" kısmından bahsediyorsak olay ufkunun ötesinden bahsediyoruz demektir. Olay ufku,ışığın bile kaçamayacağı kadar muazzam bir kütleçekimi barındırır ve bizim oradan bir bilgi edinebilmemiz için ışık parçacıklarının veya radyasyonun olay ufkundan kaçması gerekir ama bu imkansızdır.Olay ufkunu geçtikten sonra gidebileceğiniz tek yer tekillik olur.
Şuan ki bilgilerimize dayanarak karadeliklerin içini anlamak için genel görelilik ve kuantum mekaniği gibi temel teorileri kullanıyoruz ama bu iki teori birleşik bir şekilde henüz açıklanamıyor. İlerde keşfetmeyi düşündüğümüz kuantum kütleçekimi teorisi yani diğer adıyla her şeyin teorisi karadeliklerin içinde ne olduğunu bize açıklayabilir. Bu teoriye aday olarak sicim teorisi ve halka kuantum kütleçekimi veriliyor ama bunlar tam olarak kanıtlanmış değiller.
Karadeliklerin içi olayına dönersek bazı düşünceler mevcutve bunların başında genel görelilik kapsamında karadeliğin içinde teoride sonsuz yoğunlukta bir tekillik(singularity) bulunuyor olduğu.Burası maddenin sonsuz yoğunlukta sıkıştığı ve fizik kurallarının geçerliliğini yitirdiği bir yer olarak düşünülür. Ve matematiksel olarakburası kütleçekimin alanının sonsuza yaklaştığını gösterir fakat bunun ne anlama geldiğini henüz bilmiyoruz.
Diğer bir yandan Stephen Hawking'in çalışmaları karadeliklerin "Hawking Radyasyonu" ile zamanla enerji kaybedeceğini ve hatta buharlaşacağını gösteriyor. Bundan dolayı karadeliklerin içi düşündüğümüzden daha farklı olabilir.
Diğer bir konu ise bilgi paradoksudur ve benim en çok merak ettiğim sorulardan birine götürü;bilgi ne oluyor? Yok mu oluyor yoksa saklanıyor mu? Açıkcası bu tam olarak belli değil ve bazı düşünceler mevcut ancak bilgiye ne olduğunu tam olarak bilemiyoruz.
Son olarak spekülatif olarak karadeliklerin içinin başka evrenlere açılıyor olabileceği olduğudur ama bu sadece matematiksel bir olasılıktır ve mağalesef yine bilmiyoruz.
Ancak dendiği gibi bilmemek ayıp değildir aksine öğrenmemek ayıptır ve insanlık olarak evreni gerçekten anlamak adına öğrenmeliyiz ve diğer nesillere aktarmalıyız. Tarihte olduğu gibi ancak böyle gelişebiliriz. Umarım açıklayıcı olmuştur:)
Karadelik, yani güneşten yaklaşık 20 kat büyük bir yıldızın yaşamının son evresine gelmiş hali. Bir karadelikin atomları arasındaki boşluklar kapalıdır, karadelik müthiş yoğunluktan ve bu da spagettileşmeye neden olur. Bu şu demektir: uzunluğu olan herhangi bir madde karadeliğin içinde ne olduğunu göremeden kuarklarına kadar parçalanır. Bu nedenle bunu gözlemleyemeyiz ama fizik araştırmaları ile çok olası tahminler yapabiliriz. Ben de birkaç tane teoride bahsedeceğim
1.TEORİ: bu teori karadeliğin başka evren(başka Evren kısmı sadece tahmin) ya da evrenin çok uzak bir köşesine açılan portallar gibi uzay zamanı (kısmen) katlayarak deliklere bağlanması fikrini ele alır. Bu olaylara ise Einstein-Rosern Köprüsü denir. Bu teori pek çok denklene de uysal da şuana kadar hiçbir ak delik keşfedilmediği için günümüzde buna inanan bilim insanı sayısı oldukça eskisi kadar çok değil.
2.TEORI: burada birkaç küçük bilgiyi ele alacam. Bunlardan ilki bose-einstein yoğunlaşmasıdır,bu madde atomlarının kinetik (ısı) enerjisini tamamen kaybetmesi sonucu kısmen birleşmesini. Son olarak ise takıldık var ama bi neredeyse karadeliklerin merkezinde olduğuna kesin olarak emin olunan bir şeydir.
Kara deliklerin içi... garip bir yer, hatta “yer” demek bile tuhaf geliyor çünkü orası bildiğimiz anlamda bir mekan değil. Bildiğimiz fizik kurallarının parçalanmaya başladığı, zamanın nereye aktığını anlayamadığımız bir alan. Bunu düşünmek bile insanı biraz sersemletiyor.
Şimdi dürüst olayım, kimse kara deliğin içine girip çıkmadı. Zaten girmeyi başarsan bile, çıkamazsın. O yüzden elimizdeki her şey teorilerden, matematiksel modellerden ve dolaylı gözlemlerden ibaret. Ama bu teoriler öyle rastgele değil; Einstein’ın genel görelilik kuramına, kuantum mekaniğine ve modern kozmolojiye dayanan sağlam temelleri var.
Kara deliğin merkezine “tekillik” diyoruz. Bu tekillikte kütle sonsuz yoğunlukta bir noktaya sıkışmış gibi düşünülüyor. Ama işin garibi şu: Bu noktada uzay-zaman eğriliği sonsuza ulaşıyor, yani fizik yasaları artık işlemiyor. Tam anlamıyla bildiğimiz gerçeklik çökmeye başlıyor. Bu da bizi hem büyülüyor hem de çaresiz bırakıyor, çünkü ne kadar ilerlesek de hâlâ bilinmezlikteyiz.
İçeriye düşen bir madde, olay ufkunu geçtiği anda geri dönüşü yok. Işık bile kaçamıyor. Orada zamanın yönü neredeyse değişiyor gibi: dışarıdan bakıldığında düşen madde donup kalmış gibi gözükürken, içeri düşen için zaman hızla akıyor. Bu da biraz çılgınca aslında. Aynı anda hem zaman durmuş gibi hem de hızla geçiyor olabilir. Hani bir rüyanın içinde sıkışmışsın gibi... ama geri uyanamıyorsun.
Bazı teoriler —mesela kuantum yerçekimi veya sicim teorisi— tekilliğin aslında başka bir şey olabileceğini, mesela bir “köprü” ya da başka bir evrene geçit olabileceğini öne sürüyor. Ama bunlar çok spekülatif. Bilim dünyasında hâlâ üzerinde tartışılıyor.
Yani net bir cevap yok. Ama belki de en ilginç olan bu: Kara delikler, evrenin bize “henüz her şeyi bilmiyorsun” deme şekli gibi. Orada bizi neyin beklediğini tam olarak anlayamamak, bilim adına hâlâ ne kadar yolumuz olduğunu gösteriyor.
Bu konuda gerçekten sağlam ama insanı da zorlayan bir akademik kaynak istersen şu makaleyi önerebilirim:
The Interior Structure of Black Holes" - by Andrew J. S. Hamilton and Jeffrey P. Lisle (2008)
Burada kara deliğin iç yapısına dair teorik modeller, özellikle de dönen kara delikler (Kerr tipi) hakkında çok ilginç detaylar var.
Size tam 31 kaynaktan inceledim iyi okumalar
Kara Deliklerin İçine Bir Bakış: Detaylı Bir İnceleme
Kara delikler, evrenin en esrarengiz ve büyüleyici olgularından biridir. Yerçekimi kuvveti o kadar yoğundur ki, ışık dahil hiçbir şeyin kaçmasına izin vermezler. Bu devasa kütleli "vakumlar" , genellikle ömrünün sonuna gelmiş büyük yıldızların kendi kütleçekimlerine yenik düşerek çökmesi sonucu oluşurlar. Güneş'in kütlesinin yirmi katından daha büyük yıldızların bu tür bir çöküş yaşayarak kara deliklere dönüştüğü belirtilmektedir. Çoğu kara delik, yüksüz nesnelerin çökmesiyle meydana gelir. Kara deliklerin merkezinde kara madde değil, aşırı derecede sıkışmış normal madde bulunur.
Kara deliklerin tanımlanabilir özellikleri oldukça azdır. "Saçsızlık teoremi" olarak bilinen bir ilkeye göre, bir kara delik yalnızca üç temel parametre ile tamamen tanımlanabilir: kütle, elektrik yükü ve açısal momentum (dönme). Bu teoremi 1967'de ortaya atan Werner Israel'dir. Bu basitlik, bu kadar uç noktalardaki nesneler için dikkat çekicidir ve genel göreliliğin yönettiği temel bir yönlerini işaret eder. Kara delikler, elektrik yüklerinin (Q) ve açısal momentumlarının (J) sıfır veya sıfırdan farklı olmasına göre sınıflandırılabilir. Bu sınıflandırma, Schwarzschild (J=0, Q=0), Kerr (J≠0, Q=0), Reissner-Nordström (J=0, Q≠0) ve Kerr-Newman (J≠0, Q≠0) kara deliklerini içerir. Astrofiziksel süreçler genellikle elektrik yükü taşıyan kara deliklerin oluşumunu desteklemediğinden, Kerr kara delikleri (dönen ve yüksüz) astronomlar için en büyük ilgi odağıdır.
Bir kara deliğin en belirgin özelliği, olay ufku olarak adlandırılan, etrafındaki sınırdır. Bu sınırın ötesinde yerçekimi o kadar güçlüdür ki, ışık bile kaçamaz. Olay ufku, kaçış hızının ışık hızına eşit olduğu küresel bir yüzey olarak tanımlanır. Bir kara deliğin büyüklüğü, olay ufkunun boyutuyla belirlenir , ve daha büyük kütleli kara delikler daha geniş olay ufuklarına sahiptir. Örneğin, 10 Güneş kütlesine sahip bir kara deliğin olay ufkunun çapı yaklaşık 60 kilometredir. Teorik olarak, olay ufkunda zaman tamamen durmaktadır. Olay ufkunun içinde, tüm yollar kara deliğin merkezine doğru ilerler ve kaçış imkansızdır.
Kara deliğin kalbinde, tekillik olarak bilinen esrarengiz bir nokta bulunur. Tekillik, kara deliğin tüm kütlesinin sonsuz küçük bir hacimde sıkıştığı, dolayısıyla sonsuz yoğunluğa ve sonsuz uzay-zaman eğriliğine sahip teorik bir noktadır. Kara deliklerde tüm kütlenin merkezde tek bir noktada yoğunlaştığı ifade edilmektedir. Tekillik, mevcut fizik anlayışımızın sınırlarını temsil eder, çünkü genel görelilik sonsuz değerler öngörür. Tekillikte bilinen hiçbir fizik yasası geçerli değildir ve kuantum mekaniğinin baskın olması muhtemeldir. Tekillik, matematiksel bir nokta olarak sıfır hacimli ve sonsuz yoğunluklu olarak tanımlanır. Ancak bazı görüşler, tekilliğin sadece bir nokta değil, bir süreç veya bir paradoks olduğunu öne sürer. Fiziksel tekilliklerin evrende var olmadığı, çünkü sonsuz veya tanımsız değerler içerdiği ve bunların ölçülemeyeceği de iddia edilmektedir. Koordinat tekillikleri kavramı da, tekilliğin matematiksel bir eser mi yoksa fiziksel bir gerçeklik mi olduğu sorusunu gündeme getirir. Tekilliğin tam olarak anlaşılması için genel görelilik ve kuantum mekaniğini birleştirecek bir kuantum yerçekimi teorisine ihtiyaç vardır.
Bir nesne olay ufkunu geçtiğinde, geri dönüşü olmayan bir bölgeye girer. Olay ufkunun içinde, kaçış için gereken hız ışık hızını aştığı için hiçbir şey dışarı çıkamaz. Uzaktaki bir gözlemci için, kara deliğe düşen bir nesne olay ufkuna yaklaştıkça zamanın aşırı derecede yavaşladığı görülür. Nesneden yayılan ışık giderek kırmızıya kayar (frekansı düşer) ve sonunda görünmez hale gelir. Uzaktaki gözlemci, nesnenin olay ufkuna asla tam olarak ulaşamayacağını ve zaman içinde donmuş gibi görüneceğini algılar. Ancak, kara deliğe düşen bir gözlemci için durum farklıdır. Yeterince büyük bir kara deliğe (süper kütleli bir kara delik gibi) düşen biri, olay ufkunu geçerken herhangi bir özel değişiklik veya his yaşamaz. Olay ufku fiziksel bir bariyer değildir, daha ziyade uzay-zamanda bir sınırdır. Süper kütleli bir kara deliğin olay ufkunda, bir kişinin başı ve ayakları arasındaki yerçekimi farkı ihmal edilebilir düzeydedir. Bu, daha küçük kütleli kara deliklere düşerken yaşanacak olan, olay ufkunu geçmeden bile hissedilebilecek güçlü gelgit kuvvetleriyle tezat oluşturur.
Kara deliğe yaklaşan bir nesne, gelgit kuvvetlerinin etkisiyle karşı karşıya kalır. Bu kuvvetler, nesnenin farklı kısımlarına uygulanan yerçekimi çekimindeki farklılıklardan kaynaklanır. Kara deliğe yakın olan kısım daha güçlü bir çekim hissederken, daha uzak olan kısım daha az hisseder. Bu durum, nesnenin deforme olmasına neden olur. Özellikle yıldız kütleli bir kara deliğe yaklaşırken, gelgit kuvvetleri inanılmaz derecede güçlenir ve nesneyi dikey olarak uzatıp yatay olarak sıkıştırarak "spagettileşme" olarak bilinen bir sürece yol açar. Ayakları önde düşen bir kişi için, ayaklarına uygulanan çekim kuvveti kafasına uygulanan kuvvetten kat kat daha büyük olacaktır, bu da aşırı bir gerilmeye ve hayatta kalmanın mümkün olmamasına neden olur. Ancak, olay ufkundaki gelgit kuvvetlerinin yoğunluğu kara deliğin kütlesine bağlıdır. Küçük kara deliklerin olay ufuklarında gelgit kuvvetleri çok daha güçlüdür, çünkü merkezleri olay ufkuna daha yakındır. Süper kütleli bir kara deliğe düşen bir kişi ise, merkezdeki yerçekimi kaynağından çok daha uzakta bir olay ufkuna ulaşacağı için, olay ufkunda baş ile ayak parmağı arasındaki yerçekimi farkı neredeyse sıfır olacaktır. Bu, süper kütleli kara deliklerin olay ufuklarının daha geniş olmasından kaynaklanır.
Kara deliğin muazzam yerçekimi, etrafındaki ve muhtemelen içindeki uzay-zamanı önemli ölçüde büker. Bir parçacık kara deliğe yaklaştıkça, uzay-zaman onu deforme etmeye başlar ve olay ufkunun içinde tüm yollar merkeze doğru yönelir. Penrose'un tekillik teoremi, kara deliklerin madde ve enerjinin matematiksel bir noktada odaklandığı aşırı bükülmüş uzay-zaman ile nasıl oluştuğunu göstermiştir. Olay ufkunun içinde hareket etmek, uzay ve zaman boyutlarının rollerini değiştirmesi nedeniyle, günlük deneyimimizden oldukça farklı olacaktır. Tekilliğe doğru hareket etmek, zamanın akışı gibi kaçınılmaz hale gelir. Yoğun yerçekimi ayrıca ışığı da önemli ölçüde büker. Bazı ışık ışınları, foton küresi olarak adlandırılan bir bölgede kara deliğin etrafında yörüngeye girebilir. Bu durum, olay ufkunun içinden yayılan hiçbir ışığın dışarı çıkamaması nedeniyle kara deliklerin "siyahlığına" katkıda bulunur. Kara deliğin yerçekimi alanına daha derine düşüldükçe, zaman uzaktaki bir gözlemciye göre daha yavaş akar.
Kara deliklerin içindeki olası senaryolar hakkında birçok teorik fikir bulunmaktadır. Einstein'ın alan denklemlerinin bazı çözümleri, kara deliklerin içinde farklı uzay-zaman bölgelerini veya hatta farklı evrenleri birbirine bağlayan solucan deliklerinin varlığını öne sürer. Teorik olarak, kara deliklerden girip alternatif bir evrene açılan bir beyaz delikten çıkmak da mümkündür. Beyaz delikler, kara deliklerin zamanla tersine çevrilmiş halleri olarak düşünülebilir; her şeyi içeri çekmek yerine, madde ve enerjiyi dışarı püskürtürler. Aktif bir kara deliğin içinden bakıldığında, içeri düşen maddenin parlak ışığı nedeniyle dışarısı beyaz bir delik gibi görünebilir. Ancak, bu teorik senaryoların çoğu oldukça spekülatiftir ve doğrudan gözlemsel kanıtlarla desteklenmemektedir. Mevcut fizik, yerçekimi tekilliğini bile tam olarak tanımlayamamaktadır. Dolayısıyla, tekilliğin ötesinde neyin var olabileceği konusundaki her türlü tahmin büyük bir belirsizlik taşır.
Kara deliklerin içini doğrudan gözlemlemek, tanım gereği imkansızdır, çünkü ışık bile olay ufkundan kaçamaz. Bu temel sınırlama nedeniyle, bilim insanları kara delikler hakkında dolaylı yöntemlerle bilgi edinirler. Kara deliklerin çevresindeki nesneler üzerindeki yerçekimsel etkilerini inceleyerek varlıklarını ve özelliklerini belirleyebiliriz. Örneğin, bir yıldızın boş bir nokta etrafında dönüyormuş gibi görünmesi, orada bir kara delik olabileceğine işaret eder. Kara delikler çevrelerindeki maddeleri (yıldızlar, gaz ve toz bulutları) çekerken, bu madde hızla kara deliğe doğru düşer ve çok ısınarak X-ışınları yayar. Bu X-ışınlarının tespiti, bir kara delik adayının gerçek bir kara delik olduğunu gösteren önemli bir kanıttır. Olay Ufku Teleskobu (EHT), dünya çapındaki radyo teleskoplarının birleşimiyle kara deliklerin "gölgelerini", yani olay ufuklarının parlak yığılma diskine karşı siluetlerini görüntülemeyi başarmıştır. Bu çığır açan başarı, olay ufkunun varlığını doğrudan görsel olarak kanıtlamıştır. Kütleçekim dalgalarının tespiti de kara delikleri incelemek için başka bir yol sunar. Birleşen kara delikler gibi hızlanan devasa nesneler tarafından yayılan uzay-zamanındaki bu dalgalanmalar, ışık yaymayan olayları incelememize olanak tanır.
Kara deliklerin iç yapısı ve evrimi hakkındaki araştırmalar devam etmektedir. Şu anki araştırmalar, kara deliklerin oluşumu, gelişimi ve evrendeki rolleri üzerine odaklanmaktadır. Bilim insanları ayrıca tekilliğin gizemlerini çözmek için kuantum yerçekimi teorisi geliştirmeye çalışmaktadırlar. Stephen Hawking'in teorisine göre, kara delikler Hawking radyasyonu olarak bilinen bir enerji yayarak zamanla kütle kaybedebilir ve sonunda tamamen buharlaşabilirler. Bu radyasyon, olay ufkunun yakınındaki kuantum etkilerinden kaynaklanır ve kara deliğin kütlesiyle ters orantılı bir sıcaklığa sahiptir. Küçük kara delikler daha hızlı buharlaşırken, Güneş kütlesindeki bir kara deliğin buharlaşması yaklaşık 1067 yıl sürer. Kara deliklerin farklı kütle aralıklarına göre sınıflandırılması da önemlidir. Yıldız kütleli (3-20 Güneş kütlesi), süper kütleli (100.000 ila milyarlarca Güneş kütlesi), orta kütleli ve ilksel (veya mikro) kara delikler gibi farklı türler bulunmaktadır. Hawking radyasyonu, kara deliklerin ebedi olmadığını gösterir ve içine düşen bilginin akıbeti hakkında derin soruları gündeme getiren bilgi paradoksuna yol açar. Kara deliklerin içindeki tekilliğin doğası ve bilgi paradoksunun çözümü gibi birçok açık soru ve tartışma bu alanda devam etmektedir.
Sonuç
Kara deliklerin içi, modern fiziğin en büyük gizemlerinden birini temsil etmektedir. Olay ufkunun ötesinde ne olduğu ve tekilliğin gerçek doğası hakkında kesin bilgilere sahip olmasak da, mevcut teoriler ve gözlemler bu inanılmaz nesneler hakkında derinlemesine bir anlayış sunmaktadır. Sürekli yapılan araştırmalar ve geliştirilen yeni teknolojiler sayesinde, kara deliklerin sırlarını çözmeye ve evrenin bu karanlık ama büyüleyici köşelerini daha iyi anlamaya doğru ilerliyoruz.
Kara deliğin içi ne karanlıktır ne de boşluktur. Koca evrenin ritmi, varlığın ise en derin uykusudur. Bu söz biraz şiirsel oldu evet fakat çok şey anlatıyor. Söze şu açıdan bakalım:
Kara deliğin içi bizim sandığımız gibi hiçlik değil. Ama aynı zamanda ne olduğunu kesin olarak bilemediğimiz, sınırına bile yaklaşamadığımız bir şey. Çünkü fizik kurallarımız, matematiğimiz ve hatta hayal gücümüz bile tekillik noktasında yetersiz kalıyor. Einstein’ın Genel Görelilik Teorisi’ne dayanan düşünceye göre baktığımızda kara deliğin olay ufku olarak adlandırılan sınırı aşıldıktan sonra bilgi dış dünyaya ulaşamaz. Işık bile bu noktadan kaçamaz bu nedenledir ki içeride ne olduğunu doğrudan gözlemleyemeyiz. Olay ufku denilen şey adeta evrenin bizden sakladığı bir sır perdesi gibi ve biz sadece dışarıdan olup biteni izleyerek içeride ne yaşandığını tahmin etmeye çalışıyoruz. kesin olarak içi böyledir diyemiyoruz. Ama bu bilinemezlik aynı zamanda bir potansiyeldir. Belki içeride başka bir evren doğuyordur ya da zaman orada başka şekilde akıyordur hatta belki de orası varlığın yeniden yazıldığı bir noktadır.
İşte bu yüzden kara deliğin içi karanlık değil bilinmezdir, boşluk değil gizemdir.
Kara da, delik de olmayabilir!
Kara oluşunun izahı, kendisine yönelen ışığın geri yansıyacağı bir niteliğe sahip olmayışı yahut ışığı da yutacak denli bir çekim gücüne sahip oluşu. Neticede ışığın yolu evrensel düzlem ve ışık esasında hep düz ilerler. Ancak kara deliğin kendisi evrensel düzlemi dahi eğecek güce sahip var sayıldığından ışık da bu düzlemi takip ederek karadeliğin içinde kayboluyor.
Buradaki kaybolma mecazidir ve esasında ışığa ne olduğu ile ilgili elimizde bir veri yok, sadece olasılıklar var.
Delik oluşunun izahı ise gerçek anlamda bir delikten kaynaklı değil, içine giren her şeyin, sanki öbür tarafı delik ve başka bir evrene açılıyormuş gibi yutulmasıdır. Fakat bu yutulma benzetmesine vesile olan şey nedir, gerçekten başka evrenlere açılan bir kapı mıdır yoksa orada evrensel yasaların olağan hali ile işleyip bizlerin henüz bunun neden sonuç ilişkisini kuracak yeteri veri ve gözlemden yoksun oluşumu bu ifadelere sebep henüz bilmiyoruz. Sadece tahminde bulunuyoruz. Ancak bu tahminlerimizi sınayıp doğrulatacak, şua an elimizde matematik dışında ne yazık ki bir araç yok.
Ancak matematik, bugüne kadar birçok olguda önümüze ışık oldu ve öngörülerimizi doğruladı. Fakat bu her zaman böyle olacak anlamına gelmez. Söz konusu evren ve kara delikler olunca ne yazık ki istisna kaideyi bozabilir.
Kara delikler aslında, işleyişini henüz bilemediğimiz sıradan fakat devasa gök cisimler de olabilir, başka evrenlere açılan kapılar da. Hatta maddi evrenimizin geri dönüşüm fabrikaları da… Ancak şu an itibarı ile kesin olan iki şey var: ilki orada duran ve kara delik sıfatını hak eden bir olgunun olduğu, ikincisi ise ne olup ne olmadığı ile ilgili, kesin ve somut bir veriye sahip olmadığımız.
Yoksa kara delikler ile ilgili olay ufku da, tekillik de hatta her şeyi yutacak denli bükülen uzay-zaman dokusunun kendisi de matematiksel temeli ağır basan birer teoriden ibarettir.
Şayet suyun başını tutanlar türümüzün önüne iradi olarak bir engel çıkarmaz ise, karadelikler ile ilgili muammanın çözümünün çok uzak olduğu kanısında değilim. Evrensel zaman dilimi itibarı ile…Sevgiyle…