Türkiye'de kadınların vücut kıllarını almasının yaygın bir toplumsal beklenti hâline gelmesi büyük ölçüde 20. yüzyılın ortalarından itibaren hızlandı. Bunun birkaç nedeni vardı:
📰 Kadın dergileri ve reklamlar, pürüzsüz cildi "bakımlı" ve "güzel" olarak tanıtmaya başladı.
🪒 Tıraş bıçağı ve diğer epilasyon ürünlerinin yaygınlaşması bu alışkanlığı artırdı.
👗 Daha kısa kollu ve bacakları gösteren kıyafetlerin yaygınlaşmasıyla görünür vücut kıllarına yönelik toplumsal beklentiler güçlendi.
📺 Televizyon, sinema ve daha sonra sosyal medya bu güzellik anlayışını pekiştirdi.
Osmanlı döneminde ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında da istenmeyen tüylerin alınması bilinen bir uygulamaydı. Ancak bunun herkes tarafından aynı şekilde yapılması yönünde bugünkü kadar güçlü bir toplumsal baskı olduğu söylenemez.
Bugün ise durum kişiden kişiye değişir:
Bazı insanlar vücut kıllarını almayı kişisel bakımın bir parçası olarak görür.
Bazıları almaz ve bunun tamamen kişisel bir tercih olduğunu savunur.
Yani kadınların kıllarını almamasının toplum içinde "ayıp" görülmesi, büyük ölçüde 1950'lerden sonra reklamlar, moda ve medya etkisiyle güçlenen bir toplumsal normdur; çok eski ve değişmez bir gelenek değildir.