Puan Ver
1
Puan Ver

Işınlanma bir gün mümkün hale gelebilir mi ve bir cisimin ağırlığı arttıkça onu ışınlamak zorlaşır mı? Bir de ben ışınlanınca aynı zihin ve psikolojide olucam?

1
Favorilerime Ekle
Sonra Cevapla
Takip Et
Reklam
Reklam
1 Cevap

Cisim, atom ve moleküllerine ayrıldığında teleport ile aynı moleküller veya atomlar diğer uzay noktasına iletilmezler, sadece onlara ait kuantal bilgiler iletilir. Bilgi diğer uzay noktasına ulaştığında teleport makinesi aynı malzemeye gelen bilgileri yükleyerek uzaktakinin eşdeğer bir kopyasını üretir.Kuantum téléportation bilim çevrelerinde bir kuantum sistemine ait bilgilerin, örneğin elektronun spin durumuna veya bir fotonun polarizasyon durumuna ait bilgilerin, fiziksel ortamda bilgi transferi yapılmaksızın bir noktadan diğer bir noktaya iletilmesi olarak tanımlanır. Kimi bilim insanlarının tahminlerine göre, geleceğin haberleşmesi, kuantum fiziğinin bu anlaşılmaz özelliğine dayandırılarak yapılacaktır. Kuantum téléportation, kurgu yazarlarına göre önceleri belirttiğimiz gibi, bir nesneyi belli bir uzay-zaman konumundan başka bir uzay-zaman konumuna ani olarak aktarmak demektir. Esasında ışınlama olayı böyle değildir. Ünlü Uzay Yolu dizisinde Atılgan gemisinin kaptanı Kirk, görevlileri ışınlayarak evrende istediği noktaya göndermiştir. Filmlerde ve romanlarda böyle olmasının bir sakıncası yoktur.Kuantum téléportation veya kuantum iletişim, nesneye ait taranarak elde edilen tüm bilgilerin diğer uzay-zaman konumuna iletilmesi ve bu bilgilerin bir aygıt tarafından tekrar nesneye dönüştürülmesi olarak anlaşılır. Bunu tekrarlamamın nedeni, yanlış anlamaları önlemektir. Nasıl içinde renkli resim, çizim ve metin bulunan bir belgeyi faks makinesi, fiber optik kablolar ile başka bir noktaya iletip, orada yazıcı bu bilgileri tekrar belge hâline getiriyorsa, kuantum iletişim mantığı da kabaca buna benzer.Kuantum dolanık durumu ilkel anlamda veya ilke olarak gerçekten ışınlamaya izin verir.Hemen “Evliyalar işte böyle uçuyor, aksakallı dede Çanakkale Savaşında gökten süzülerek geldi.” filan demeyin. Şimdilik uçan kaçan yok. Bilim sadece foton ve elektronları ve çok basit sistemleri ışınlamayı başardı. Aşağıda bu iletişimin dayandığı mantık kısaca anlatılacaktır.Kuantum téléportation deneyi gerçekleştirmek için elimizde üçnesne bulunur. Bunlara A, B ve C ile temsil edelim. A teleport edilecek nesneyi B ve C kuantal bağ durumu ile birbirine bağlı parçacık çiftini göstersin. A ve B yakın temas hâlinde bulunurken C bunlardan uzakta bir uzay noktasında bulunsun. A ile B’nin birbirine yakın olması Anın tüm bilgilerini B ’ye aktarma olanağı verir. Bunu belki anlamakta güçlük çekebilirsiniz, ancak bir benzetme ile ne demek istediğimi açıklayabilirim. Bilgi aktarma işlemi, resim, çizim ve metin içeren bir belgenin faks edilmesine benzer, faks önce belgeyi tarar yani belgedeki tüm bilgileri saptar. B taramadan sonra artık Anın bilgilerine sahiptir. Bu bilgiler anında kuantal bağlı nesneye aktarılır. Bu durumda A’dan çok uzaklarda bulunan C, Anın tüm bilgilerine sahip olur. Belgeyi tarayan faks bilgileri kendisinden uzakta bulunan alıcı makineye fiber kablo ile iletmesi gibidir. Dijital haberleşme ile örneğin bir e-mail ile ekranınıza yansıyan bir metnin veya resmin kopyalanması da böyledir. Alıcı makineye bağlı yazıcı aracılığıyla kendisine gelen belgenin aynısını basar. Böylece bir belge bir noktadan diğer bir noktaya aktarılmış olur. Faks sisteminin veya e-mail sisteminin yaptığı işlemi kuantal bağlı bir çift yapabilirse kuantum téléportation başarılmış olur. Şimdilik böylesine güçlü bir kuantal haberleşme sistemi kurulmuş değildir. Ancak nasıl fiber kablolar optik haberleşmeyi olanaklı kıldı ise kuantal bağlı çiftlerinde benzer bir haberleşme sistemi oluşturmasına, ilke olarak, bir engel yoktur. Sadece aşılması gereken teknolojik problemler vardır. Şimdi bu alanda atılmış ilk adımların öyküsü anlatılacaktır.1993 yılında bir grup bilim insanı, bir nesnenin bileşenlerine ayrıştırılmak şartı ile teleport edilebileceğini gösterdi. Bunu takip eden yıllarda çok sayıda laboratuvar, foton tuzaklanmış iyonları teleport etmeyi denediler. Viyana Üniversitesinden Rupert Ursin ve grubu Avusturya’da Tuna Nehri üzerinden 600 metre uzaklıktaki bir noktaya foton teleport etmeyi başardı. Bir foton örneğin polarize olmuş bir lazer fotonu madde içinde ilerlerken çarptıği elektronlara enerjisini aktarır. Temel enerji seviyesinde bulunan elektron fotonun çarpması ile daha üst bir enerji seviyesine sıçrar. Bu üst enerji seviyesinden temel seviyeye düşerken yayımladığı fotonlar bazı özel kristaller üzerinden (Beta Borate) zıt yönlerde yansıtılarak aralarında kuantal bağ oluşmuş foton çiftleri elde edilir. Bu bağ haberleşmeyi sağlar. Fier iki fotonun enerjisi başlangıç enerjisini eşit olarak paylaşırlar.Foton kristalde yansıyıp bir foton çiftine ayrılırken fotonlar birbirine dik doğrultularında polarize olurlar. Birisi yatay doğrultusunda titreşirken diğeri düşey doğrultusunda titreşir. Zıt doğrultularda yansıyan lazer demeti polarize olur, yani sadece tek bir doğrultuda titreşir.Bu konuda dikkate değer bir gelişmede 2006 yılında Danimarka Niels Bohr Enstitüsünde Eugene Polzik tarafından gerçekleştirilmiştir. Lazer demetine yükledikleri trilyonlarca sezyum atomuna ait bilgileri laboratuvar ortamında bir metre uzaklıktaki noktaya teleport edebilmişlerdir. Belli bir eksen ve bu eksenin yakın açı komşuluğunda yönelmiş diğer eksenlere göre dönme durumlarına sahip sezyum atomlarının oluşturduğu bulut üzerine yönlendirilen lazer, sezyum atomlarının spin durumları ile kuantal bağ oluşturur. Bunun anlamı yansıyan lazerin sezyum bulutuna ait tüm bilgileri taşıyor olmasıdır. Apple Şirketi buna benzer bir olaydan yararlanarak müzik nakli yapmayı başarmıştır (Cloud iletişimi). Olay sisteme ait bilgilerin başka bir uzay noktasına iletmektir ve laboratuvar ortamında başarılmıştır. Teleportation konusundaki araştırmalar her geçen gün yoğunlaşarak sürdürülmektedir. Önemli olan dolanık bağ oluşturan lazer demeti elde edebilmektir, bu başarılmıştır. Deneyi gerçekleştiren Dr. Eugene S. Polzik düğmeye her bastığımda kuantal bağ durumunda lazer demeti elde edebilmektedir. Bu teknolojik olarak önemli bir başarıdır.Aynı tarihlerde IBM araştırmacılarından Charles Bennett, EPR deneyine benzer düzenekler ile nesnelerin benzerlerinin bir noktadan diğer bir noktaya anında iletilebileceğini deneysel olarak kanıtlamıştır. Burada teleport etmek parçacığa ait tüm bilgilerin istenilen noktaya aktarmak anlamına gelmektedir. 2003 yılında Cenova Üniversitesinde fotonlar 2 km kadar bir uzaklığa teleport edilmiştir. 2004’de A BD Standartlar Enstitüsünde bir foton değil bir atoma ait tüm bilgiler teleport edilmiştir. Bir berilyum atomunun özellikleri diğer bir berilyum atomuna aktarılmıştır.Özgün yani teleport edilecek nesne ile uzakta bir noktada elde edilecek kopyası arasında ne gibi fark vardır? Kuantum fiziğine göre onlar birbirinin tıpatıp aynısıdır. Neden aralarında bir fark yoktur? Şimdi bu sorunun yanıtını verilecektir. Evrendeki her elektron diğerinin aynısıdır. Kütleleri, elektrik yükleri manyetik veya elektrik alan ile etkileşmeleri aynıdır. Aralarındaki fark belli olasılıklar ile belli bir konumda bulunmaları kimi eksenlere göre dönme durumları veya farklı enerji seviyelerinde olmalarıdır. Daha kesin bir söylem ile anlattıklarımızı toparlarsak atom altı parçacıklar arasındaki fark, kuantum durumları arasındaki fark ile sınırlıdır. Aynı kuantum durumunda farklı uzay noktalarında bulunan iki elektron arasında hiçbir fark yoktur. Bir noktada bulunan elektronun kuantum durumunu uzakta bulunan bir elektrona taşıyabilirseniz birbirinin aynı iki elektrondan oluşan bir çift elde edersiniz. Kuantum teleportation, adeta bu işlemi yapanın kendisinin benzerini dölleme işlemedir.Yakma ve uzağa teleport edilmiş elektronların aynı olmaları ortaya ciddi bir sorun çıkarır. Tek bir elektronu veya biraz daha tekniği geliştirerek bir atomu teleport etmenin mümkün olduğu görül-müştür. Teleportation yapmanın ilginç yanı “Acaba atom ve moleküllerden oluşan bir nesneyi, yani üç boyutlu bir cismi teleport et-mek mümkün olacak mı?”, sorusudur. Örneğin, “Bir otomobili teleport etme olanağı var mıdır?” Olay kuantum fiziği kurallarına göre yorumlanırsa, bunu yasaklayan bir doğa kanunu yoktur. Otomobile şeklini veren çelik gövde, rengini veren boya, koltuklar ve tüm aksam atom ve moleküllerden yapılmıştır. Japonya da üretilmiş bir Toyota ile oradan gemiler ile İstanbul’a getirilip galeride sergilenen Toyota aynıdır. Şayet bir gün otomobiller ve benzeri diğer cihazlar gemi ile değil kuantum teleport ile ihraç edilirse yine aralarında bir fark olmayacaktır. Kuantum teleportation hayalleri bir otomobil ile sınırlı değildir. Örneğin bir çınar yaprağı düşününüz veya küçücük bir gül fidesi, onlarda karbon atomlarından, renk ve koku veren moleküllerden, çeşitli minerallerden ve sudan oluşmuştur. Otomobili prensip olarak teleport edebilen teknoloji canlıları da ilke olarak teleport edebilir. Acaba bir koyunu veya bir arıyı veya kediyi teleport etmek olanaklı mıdır sorusuna verilecek yanıt şartlar yerine getirilebilirse evet olacaktır. İşi tehlikeli alanlara çekelim acaba insanlar teleport edilebilir mi? Kaptan Kirk, Atılgan görevlilerini sıkça ışınlamıştır, yani teleport etmiştir. Şayet bu mümkün olursa bir insanın uzakta bir yerde kopyasını oluşturmak mümkün olabilir.Ve evet sorduğunuz soruda ki gibi ışınladığınız zaman karşı tarafta oluşacak kopyanız sizinle aynı psikolojide ve zihin durumunda olacaktır çünkü oluşacak kopyanızla aranızda bir fark bulunmayacaktır.Yukarıda anlattığım gibi

Favorilerime Ekle
2
Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bilimin ne olduğunu sanıyorsunuz? Bilimin büyülü olan bir tarafı yok. Bilim, doğayı dikkatlice ve tüm detaylarıyla gözlemenin sistematik bir yoludur ve bu sırada edindiğimiz sonuçları değerlendirirken tutarlı bir mantığı takip etmektir. Bunun tam olarak hangi kısmıyla alıp veremediğiniz var? Tüm detaylarıyla incelemek konusunda mı? Yoksa dikkatli gözlemler yapmak mı? Sistematik yaklaşmak mı? Yoksa tutarlı bir mantığı takip etmek mi?”
Steven Novella
Geri Bildirim Gönder