Hayır, doğal seçilimi kırmadık. Sadece oyunun kurallarını, yani seçilim baskılarını değiştirdik. Doğal seçilimin durması biyolojik olarak mümkün değildir, yalnızca çevremiz değiştiği için hayatta kalma ve üreme avantajı sağlayan özellikler farklılaştı.
Modern tıbbın ve teknolojinin bizi evrimin dışına çıkardığı fikri, popüler kültürde sıkça rastladığımız o naif yanılgılardan biri. İnsanlar genellikle doğal seçilimi sadece "vahşi doğada hayatta kalmak" sanıyor. Oysa evrimin asıl para birimi hayatta kalmak değil, üremektir. Modern tıp sayesinde eskiden ölümcül olan hastalıkları tedavi edebiliyoruz. Fakat belirli hastalıklara yatkınlığı olan bireylerin hayatta kalıp üremesi, evrimin durduğu anlamına gelmez. Tam tersine, bu durum gen havuzumuzun yapısını değiştirir ve evrimin bizzat kendisidir.
Bugün kimin genlerini bir sonraki nesle aktaracağını belirleyen faktörler çok daha karmaşık. Kültürel alışkanlıklarımız, kariyer hedefleriyle değişen üreme yaşlarımız, modern şehir hayatının yarattığı kronik stresle başa çıkma kapasitemiz veya yeni patojenlere karşı bağışıklık tepkimiz birer seçilim baskısıdır. Tarım toplumuna geçişimizde süt içebilmek nasıl bir adaptasyonduysa, bugün yarattığımız aşırı uyarana maruz kalan dijital dünyanın da sinir sistemimiz ve duygu düzenleme kapasitemiz üzerinde yarattığı bir seçilim baskısı var.
Özetle, insanlık doğal seçilimi askıya almadı. Biyolojimiz, kendi ellerimizle inşa ettiğimiz bu yeni ve sınırları oldukça zorlayan ekosisteme uyum sağlamaya devam ediyor.
Kaynaklar
- Stearns, S. C., Byars, S. G., Ewbank, D. R., & Govindaraju, D. R.. Natural Selection In A Contemporary Human Population. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Courtiol, A. et al.. Measuring Recent Adaptation In Everyday Human Environments. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı