Bu Reklamı Kapat
Sorulara Dön
Alotto Man
Üye
5

İnsanlarda doğum neden acılı ve riskli, bebekler neden aciz?

İnsanlarda neden doğum sırasında hem annede hem bebek de bu kadar ölüm meydana geliyor? Bir memelinin bu kadar fazla bedel ödemesi Neslini sürdürmek için zor değil mi?
320 görüntülenme
  • Soruyu Takip Et
  • Raporla
5 Cevap
Kabul Edilen Cevap
Hasan Dağtekin
Sosyal Bilimler Uzmanı
Orijinal Soru: İnsan yavrusu neden diğer pek çok hayvan yavrusunun aksine kendi başının çaresine bakmaktan aciz evrimleşmiştir?

Diğer pek çok hayvan doğumu ile kıyaslandığında insan yavrusu 9 ay 10 günlük bir doğum sonrasında bile aslında prematüredir. Bunun sebebi evrimsel süreç sonrası insanın iki ayak üzerine kalkmasına paralel olarak gelişen beyin ve buna bağlı olarak evrimsel süreçte büyüyen kafatasıdır. Eğer insan yavrusu, doğduğunda direkt yürümeye başlayan diğer hayvan yavruları gibi yürüyecek ve kendi işini görecek aşamaya gelene kadar anne rahminde kalsaydı, büyüyen kafatası sonucu annenin pelvis bölgesindeki dar kemiklerin arasından çıkması olanaksız olacaktı.

İnsan atalarının kafatasları konusunda geçmiş bir araştırmaya soyunursanız, eski insan atalarının beyin hacminin günümüz sapiensinden çok daha düşük olduğunu görebilirsiniz.

Bu Reklamı Kapat

233 görüntülenme
Bu cevap, soru sahibi tarafından kabul edilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
1
  • Raporla
Cevap
Murat Gök
Murat Gök
2,049 UP
Lise Öğrencisi

Bunun iki temel nedeni var. İlki insanların diğer canlılara göre beyin/vücut oranlarının oldukça yüksek olmasıdır. Vücudumuza oranla büyük bir beyin ve dolayısıyla büyük bir kafa taşıyoruz. Aşağıda Evrim Ağacı'nın kaynak olarak kullandığım yazısından alıntıladığım görselde bunu rahatça görebilmekteyiz.

Bu görselde farklı hayvan cinslerinde doğum sırasında bebeklerin kafa büyüklüğü (siyah elips) ile dişilerin üreme kanalı genişliği (beyaz elips) kıyaslanmaktadır.
Bu görselde farklı hayvan cinslerinde doğum sırasında bebeklerin kafa büyüklüğü (siyah elips) ile dişilerin üreme kanalı genişliği (beyaz elips) kıyaslanmaktadır.
John Hawks

İkinci neden ise dört ayak üzerinden iki ayak üzerine geçiş sonrası yaşadığımız evrimsel değişimlerdir. İki ayağı üzerinde yürüyen bir türün dengesini sağlaması ve rahat hareket edebilmesi için bacaklarının birbirine yakın olması gerekmektedir. Dişilerdeki kalça genişliği de bu nedenle daralmıştır.

Bu Reklamı Kapat

Sonuç olarak aşırı dar bir doğum kanalı ve o kanaldan geçecek olan koca bir kafa kadınların doğumda acı çekmesine hatta ölmesine neden olmaktadır.

255 görüntülenme

Kaynaklar

  1. Yazar Yok. İnsan Bebekleri Neden Bu Kadar Aciz? İnsanlarda Doğum Neden Bu Kadar Sancılı?. (23 Nisan 2020). Alındığı Tarih: 23 Nisan 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
4
  • Raporla
Cevap
Görkem Öge
Görkem Öge
162K UP
Kozmoloji meraklısı.
Orijinal Soru: İnsan çocuklarının 21 ayda doğması gerektiği konusunda bilgisi olan var mı?

Bu bahsedilen 21 ay meselesinin açıklaması şu:

Doğadaki gebelik/hamilelik sürecinin anlamı ve dinamiği, doğan yavrunun, temel hayati ihtiyaçları karşılayabilecek olgunluğa gelene kadar anne rahminde büyümesidir. Memeli hayvanların yavruları doğduktan kısa süre sonra ayağa kalkarlar, çevrelerinde bulunan bir besini algılayabilirler, süt emebilirler. Bir kuzu, doğduktan bir ya da birkaç saat sonra, hiç bir yardım almadan ayağa kalkar ve annesinin memesini bulur mesela. Çeşitli hayvanların hamilelik sürelerini belirleyen şey kabaca budur.

Bu Reklamı Kapat

Ama insanda durum biraz farklı. İnsan, vücut ağırlığına göre en büyük beyne sahip canlı. Başımız bedenimize göre çok büyük. Bir bebekte bu daha da belirgindir ki bir bebeğin boyunun 1/3'ünü sadece başı oluşturur. (Yetişkinlikte 1/7). Ve evrimsel süreçte insan, dört ayak üzerinde hareket ederken iki ayak üzerine kalktı ve bu değişim, kadınların doğum yapma fiziğini, kalça kemiklerinin yapısını da etkiledi. Bu evrimsel süreçlerin sonucunda şöyle bir durum ortaya çıktı:

Bir insanın yavrusu, doğadaki diğer memelilerin yavruları gibi, hayati yeterliliğe ulaşacak kadar anne rahminde bekleyecek olsa kadının hamileliğinin 21 ay sürmesi gerekirdi deniyor. Ama yavru rahimde 21 ay kalırsa, bebeğin başı, annenin doğum kanalından çıkamayacak kadar büyümüş oluyor. Doğum çok daha zor oluyor ve doğumda kayıplar artıyor. Bu nedenle zaten insanın doğumu, doğadaki en sancılı doğumlardan biri. Kadınlarımızın işi bu nedenle çok zor çünkü doğadaki en büyük beyni rahimlerinde oluşturup dünyaya getirmek zorundalar. İşte 9 ay 10 gün evrimsel olarak oluşmuş bir denge noktasına işaret ediyor. 9 aylık bebek kendisi ayağa kalkamıyor, kendisi besin bulamıyor ama en azından nefes alabiliyor, memeyi ağzına verdiğinizde süt emebiliyor. Ve bu süre boyunca rahimde büyüyen bebeğin ulaştığı büyüklük, annenin doğum kanalından dışarıya atabileceği bir büyüklük. Daha kısa olsa bebek daha küçük olacağı için doğum daha kolay olur, anne daha az zorlanır ama doğan bebeğin hayati yeterliliği daha az olur. Kuvöz nasıl erken doğan bebekler için icat edilmiş bir yoğun bakım ünitesi ise doldurduğu boşluk tam olarak bu anlama geliyor zaten. Hamilelik daha uzun olsa daha olgun ve güçlü bir bebek dünyaya gelir ama bebek (ve özellikle bebeğin başı) daha büyük olacağı için annenin bu bebeği doğurması çok daha zor olur. Bu da annenin hayatını riske sokar. İşte 21 ay olayı buradan ortaya çıkıyor.

Konunun açıklaması kabaca böyle, umarım tatmin edici olmuştur. Gözden kaçırdığım bir nokta olursa arkadaşlar ekleme yapsınlar lütfen.

143 görüntülenme
2
  • Raporla
Cevap
Oguz Han
Oguz Han
12K UP
Sıradan Vatandaş
Orijinal Soru: Evrimsel süreçte doğum neden kolaylaşmadı?

Konu hakkında özel bilgisi olan birisi açıklama yapana kadar ben gene genel bilgimle bir cevap vermek isterim. Evrimsel süreçte gerçekleşmesini makul bulduğumuz ancak gerçekleşmeyen süreçler için bir kaç farklı genel sebep olabiliyor. Bir kaçından bahsedersek;

  • Evrimsel süreçte bir avantaj dezavantaj durumu yaratmaması. Doğada soy hatlarının devamlılığı için önemli olan üreyebilmek ve bunu nesiller boyu devam ettirebilmektir. Ne kadar acı çekse de çektiği acı annenin üreyebilmesini engellemiyorsa, bu acının kaybolması için bir sebep yok demektir.
  • Mümkün olmaması veyahut avantajının dezavantajından küçük olması. Eğer doğumu kolaylaştıracak mutasyonlar başka konularda dezavantaj sağlıyor ve bu dezavantaj üremeyi daha da zorlaştırıyorsa evrimsel süreç o yönde gelişmez. Örneğin bebeğin kafasının küçülmesi bebeğin hayatta kalma-üreme şansını düşürecekse veyahut kadının kalçasının büyümesi kadının gene hayatta kalma-üreme şansını düşürecekse iki yönde de gerçekleşen mutasyonlar elenir. Bazen bu konuda seçilim hayatta kalma ile değil de cinsel seçilim ile olur. Kadının kalçasının doğumu kolaylaştıracak kadar geniş olması(veyahut bu konuda işe yarar başka fiziksel değişimler) onun karşı cins için albenisini yitirmesine sebep olacaksa bu mutasyonlar da elenir. Tıpkı tavus kuşunun kuyruğu meselesi gibi. Neden o yükü taşıyorlar? Eh neden insanlar neden ayna karşısında vakit geçiriyorsa.
  • Zaman yetersizliği. Evet, belki kadınların rahat doğum yapabilmesini sağlayacak yönde bir seçilim baskısı vardı ama iki ayak üstüne dikildiğimizden beri zaman yetişmedi.
  • Adım adım değişimin mümkün olmaması veyahut her adımın gerektiği kadar fayda sağlamaması. Örneğin bir fili alalım. Filin uçmak yönünde evrim geçirmesi için neler gerekir? Vücudunun hafiflemesi, bazı uzuvlarının uçma aletlerine(sanırım bu sadece kanatla oluyor) sahip olması vs. Fil o kadar çok mutasyon geçirmeli ki bunları bir kaç nesilde sağlıklı bir biçimde yaşayabilmesi hemen hemen imkansız. Peki bu durumda ne gerekli? Adım adım hafiflemesi lazım. Ama hafiflemek file avantaj sağlayacak mı? Sağlamayacaksa hiçbir zaman uçma yönünde evrim geçiren bir soy hattı bekleyemeyiz. Yani belki kadınlar için uygun fiziksel yapıya dönüşmek için gereken çok fazla mutasyon vardır ve bunların adım adım gerçekleşmesi bir fayda sağlamıyordur.
  • Yapay yollarla giderilen problemler. Özellikle insanlar genetik değişime gerek kalmadan pek çok problemin üstesinden gelebiliyorlar. Eğer kadınların doğumunu yapay yollardan doğum esnasında ölmeyecek kadar kolaylaştırmayı başarabiliyorsak, bu yönde bir evrim beklenemez. Tıpkı soğuk iklim kuşaklarındaki insan ırklarının hiçbirinin oradaki hayvanlara benzer kürkleri olmaması gibi. Ateş ve elbise ile bu sorun çözülebiliyorsa kürk çıkarmak için seçilim baskısı ortadan kalkar.

Bunların üstüne evrimsel süreçte beklediğimiz bazı değişimlerin olmamasını sağlayan pek çok etken daha var lakin aklıma gelenlerin en önemlileri bunlar. Konu hakkında özel bilgi sahibi olanlar daha iyi yanıt verebilir. Bu yazdıklarım çoğu zaman geçerli.

Bu Reklamı Kapat

112 görüntülenme
2
  • Raporla
Cevap
Ufuk Derin
Ufuk Derin
589K UP
Öğrenci-Okur
Orijinal Soru: Doğada ki hemen hemen bütün hayvanların yavruları, doğduktan kısa bir zaman sonra çevresine hemen adapte olabiliyorken insan yavruları neden olamıyor?

Biliyoruz ki, kütlece değil ama oransal olarak "devasa" diye niteleyebileceğimiz bu beyin, bol miktarda masraf ve sorun ile birlikte geldi. Bunlardan birisi de, sahip olduğumuz kocaman kafalar! Biz bu koca kafalarımıza fazlasıyla alışığız, dolayısıyla bize normal geliyor; ancak dışarıdan bakan biri için muhtemelen kendi hayal ürünümüz olan uzaylılara benziyoruz!

Bu iri beyinlerimizin içinde yuvalandığı koca kafalar, daha gelişimin çok erken basamaklarında oluşuyor ve hızla irileşiyor. Ve doğum sırasında annelerin bu iri kafayı vücutlarından çıkarabilmeleri gerekiyor. Bu hiç de kolay bir şey değil, çünkü bize bu iri kafaları veren evrimsel süreci tetikleyen süreçlerden birisi, aynı zamanda doğumumuzu çok zorlu bir hale getirdi: Bipedalizm, yani iki ayak üzerinde yürüme becerimiz.

Bu Reklamı Kapat

Ormanlardan savana yaşantısına geçen türümüz için bipedalizm, müthiş avantajlı bir evrimsel değişim olmuştur. Ellerimizi boşa çıkarmış, el-göz koordinasyonumuzu ve dengemizi güçlendirmiş, buna bağlı olarak beyinlerimizin irileşmesini tetiklemiştir. Ancak dört ayak üzerinde duran (quadruped) canlılara nazaran, iki ayak üzerinde duran (biped) canlıların büyük bir sıkıntısı vardır: Dişilerdeki kalça genişliği, dolayısıyla doğum kanalı dikkate değer miktarda daralır.

Birçok canlının üreme (ve doğum) organı, iki bacak arasında, korunaklı bir şekilde konuşlanacak ve rahimle etkili bir bağlantı kurabilecek biçimde evrimleşmiştir. Fakat iki ayak üzerinde duran canlılarda bu açıklık daralır; çünkü dengenin sağlanabilmesi ve etkili bir şekilde hareket edilebilmesi için bacakların birbirine yakın olması gerekmektedir. Her ne kadar insanların evrimsel tarihinde leğen kemiği genişleyerek bu durum bir miktar dengelendiyse de, dört ayaklı atalarımıza nazaran dişilerimizdeki doğum kanalı genişliği dikkate değer miktarda düşüktür. Bu dar açıklıktan, koca bir kafanın geçmesi gerçekten zorlu bir problemdir.

Bu Reklamı Kapat

Aslında zekice yapılan bir tasarımda bu tarz bir sıkıntı olmamalıdır; çünkü vücut planı, bu tarz sorunları egale edecek biçimde rahatlıkla tasarlanabilmelidir - hele ki çevreyi ve canlılarla çevrenin etkileşimini de tasarlama gücünüz varsa... Fakat evrim bilinçli, akıllı ve geleceği düşünerek tasarım yapan bir süreç olmadığı için, evrimin ileride doğacak bu sorunu öngörmesi ve buna göre bir tasarım yapması da mümkün olmaz. Dolayısıyla bebeklerimizin iri beyinleriyle, annelerimizin iki ayak üzerinde durmaktan kaynaklı dar doğum kanalları, evrimsel anlamda birbirleriyle çatışan fiziksel özellikler olmuştur. Buna evrimsel biyolojide obstetrik çelişki ya da doğum çelişkisi adı verilir.

Bu tarz çelişkili fiziksel özellikler, sağladıkları evrimsel avantaj ve bunların türlerin hayatta kalma ve üreme süreçlerine kattıklarına bağlı olarak evrimsel süreçte optimize edilir, yani en uygun kombinasyona gelecek biçimde uyarlanır.

Örneğin eğer ki dişilerin doğum kanalları aşırı daralır da, bebekler hiç doğamayacak düzeye gelirse, doğum kanalı (veya kalça genişliği) daha geniş olan bireyler daha kolay üreyeceği için bunların özelliklerini taşıyan bireyler popülasyonda artar: Bu nedenle tür, daha geniş doğum kanallarına sahip olacak biçimde evrimleşir. Yok eğer doğum kanalı aşırı genişler de, türün denge ve hareket özelliklerini kısıtlayıcı bir faktör haline gelirse (veya cinsel seçilim gibi diğer seçilim baskılarının negatif yönde doğmasına neden olursa), bu özellikteki bireyler daha kolay ölerek veya daha az üreyebilerek popülasyondan elenirler; böylece daha dar doğum kanallarına sahip, dolayısıyla daha dengeli bireyler hayatta kalırlar, daha çok/kolay ürerler ve soyları da onlara ait özellikleri daha çok taşıyacak şekilde doğar: Böylece popülasyonlar daha dar doğum kanalına sahip bireylerin sayıca artacağı yönde evrimleşir.

Kalça Genişliği ile Aciz Bebekler Arasındaki İlişki

Peki bipedal olacak biçimde evrimleşmiş insanların dişilerinin kalçalarının dar olmasının aciz bebeklerimizle ilişkisi nedir?

O iri insan beyninin gelişmesi için gereken gelişimsel süreçlerin, evrimsel süreçte değişmesi gerekmiştir. Bu adaptasyonların başında, insan bebeklerinin beyin gelişiminin önemli bir kısmının doğumdan sonra olacak şekilde özelleşmesi olmuştur. İnsan bebekleri doğduklarında, yetişkin bir insan beyninin %33'ü civarında bir beyin büyüklüğüne sahiptir; doğumdan sonraki 90 gün içinde ise %55 dolaylarına ulaşır. Böylece bebekler, beyinleri daha çok ufakken doğabilir ve anneler yavrularını doğurma sırasında ölme risklerini en aza indirirler. Doğum sırasında bu tarz bir soruna sahip olmayan diğer türler ise zihinsel olarak tam (veya tama yakın düzeyde) gelişmiş yavrular doğurabilirler; böylece onlar hayatlarına hemen başlayabilirler. Diğer memelilerde ve sürüngenler gibi diğer canlılarda olan tam olarak budur.

Sadece bu da değil: Bu iri beyinlerin daha dar doğum kanallarından geçebilmesi için, insan bebekleri gelişimlerinin daha erken döneminde doğum yapacak şekilde evrimleşmişlerdir. Bunu şöyle izah edelim: Yenidoğan bir şempanze ile aynı nörolojik ve bilişsel gelişmişliğe sahip bir insan bebeğinin doğabilmesi için, insan annelerinin 9 ay değil, 18-21 ay gebelik geçirmesi gerekirdi!

Tüm bunların bir sonucu olarak, insan bebekleri doğduklarında beyinleri halen tam olarak gelişmemiştir. Öyle ki, yeni doğmuş bir bebeğin kafatası bile halen tam olarak kemikleşmemiştir - ki bu da, daha rahat ve esnek doğumları mümkün kılabilmek için evrimleşmiş adaptasyonlardan birisidir. Benzer şekilde, bir kadının vajinası normalde 2.1-3.5 santimetre genişlikteyken, doğum sırasında 10 santimetre genişliğe (normalin 3-5 katı genişliğe) ulaşabilir. Tüm bunlar, zorlu insan doğumunu bir nebze olsun kolaylaştırabilmek için evrimleşmiş özelliklerdir. Daha doğrusu yine, bu özellikte ve buna yakın özelliklerde varyasyonlara sahip olan bireyler daha kolay hayatta kalmışlardır ve bizler, günümüzdeki özelliklerimizi bu atalarımızdan aldığımız için bu özelliklere sahibiz. Bu özelliklere sahip olmayan diğer atalarımız, hayatta kalamayarak elendiler.

Bu Reklamı Kapat

Tabii ki bilimin her alanında olduğu gibi, "aciz bebekler" konusunda da birden farklı hipotezin birbiriyle yarıştığını görüyoruz.

Örneğin Rhode Island Üniversitesi'nden Holly Dunsworth, kalça genişliği (doğum kanalı genişliği) ile aciz bebeklerin tek başına izah edilemeyeceğini düşünüyor. Onun ve ekibinin yaptığı çalışmalar, bizlerin aciz bebeklerinin annelerin vücut büyüklüğü ile ilgili olabileceğini gösteriyor.

Dunsworth ve ekibinin iddiası, daha erken insan doğumunu veya daha dar leğen kemiğini teşvik eden evrimsel süreçlerin bulunamadığı yönünde. Örneğin bir insanın, bir şempanze yavrusu doğurabilmek için ihtiyaç duyacağı vajinal açıklık ortalaması, günümüzdeki insanlarınkinden sadece 3 santimetre kadar daha fazla. Günümüzdeki insan çeşitliliği içerisinde bile bu genişlikte bireyler görmek mümkün. Dahası, leğen kemiği varyasyonunun yürüme becerisi üzerinde dikkate değer bir etkisi olmadığını, geniş leğen kemikli insanların da gayet verimli bir şekilde hareket edebildiklerini ileri sürüyorlar. Yaptıkları bir çalışmada, daha geniş kalçalara sahip kadınların enerji ve mekanik verimliliğinin erkeklere veya daha dar kalçalı kadınlara göre daha düşük olmadığını gördüler.

Onların hipotezi ise, bir yavrunun annesinin metabolik limitlerinin yavrunun ne zaman doğacağını belirlediği yönünde. Örneğin insanlar embriyolarında ikinci trimesterden sonra (yani 13-28. hafta arası sonrasında) metabolik ihtiyaçlar dikkate değer miktarda artıyor. Ancak insan türünün metabolik limit varyasyonu, dinlenme düzeyindeki metabolizmadan en fazla iki kat ötesine kadar çıkmayı başarıyor; sonrasında iç dengemiz (homeostazi) bozulmaya başlıyor. Ana rahmindeki embriyonun metabolik ihtiyaçlarının, dinlenme halindeki metabolizmanın 2 katına ulaştığı nokta, kabaca 38-40. haftaya denk geliyor. Ve bilin bakalım ne? Sağlıklı bir insanın, 38 ila 40. hafta civarında doğum yapması beklenir!

Bu Reklamı Kapat

Ancak Dunsworth, bu hipotezlerinin diğer hipotezi dışlamak zorunda olmadığını da vurguluyor. Yani annelerin enerjisi, iri insan beyinleri ile leğen kemiği büyüklüğü arasındaki dengenin bir tamamlayıcısı olabilir. Bunu şöyle izah ediyor:

Doğum Çelişkisi Hipotezi kesinlikle ölmüş bir hipotez değildir. Sadece şunu anlamamız gerekiyor: İnsanın eşsizliğine göndermede bulunan veya bunun üzerine kurulu hipotezler, bilimsel anlamda en çok eleştirilmesi ve didiklenmesi gereken hipotezlerdir. İnsanlar en nihayetinde bir hayvandırlar, bir memelidirler, bir primattırlar, bir kuyruksuz maymundurlar. Eğer bu temel gerçeği gözden kaçırırsak, işte o noktada insan eşsizliğinden bahsetmeye başlarız.

Türümüzün göreli beyin büyüklüğü ve iki ayaklılığı fazlasıyla özel. Bizim kadar iri göreli beyinlere sahip pek az tür var. Birkaç kemirgen haricindeki bütün memelilerden daha iri göreli beyinlere sahibiz. Ancak her zaman bu iri beyinlere sahip değildik. Smithsonian Enstitüsü'nün izah ettiği üzere, evrimsel süreçte bu kadar iri göreli beyinlere sadece 800.000 ila 200.000 yıl kadar önce ulaştık. Dolayısıyla her zaman bu kadar "sıradışı" değildik.

İki ayaklılık da öyle. Kendimizi yegâne iki ayaklı türler sanmaya meyilliyiz; ancak kuşların tamamı bipedaldir. Onların ataları ve kuzenleri olan dinozorların da önemli bir bölümü öyle. Mesela T. rex de biped bir canlıydı. Yani bu konuda da eşsiz değiliz.

Kaynaklar

  1. Yazar Yok. Evrim Ağacı. (18 Temmuz 2020). Alındığı Tarih: 18 Temmuz 2020. Alındığı Yer: Bağlantı | Arşiv Bağlantısı
0
  • Raporla
Daha Fazla Cevap Göster
Cevap Ver
İlginizi Çekebilecek Sorular
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Sorulara Dön
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katmak için hemen buraya tıklayın.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
EA Akademi
Evrim Ağacı Akademi (ya da kısaca EA Akademi), 2010 yılından beri ürettiğimiz makalelerden oluşan ve kendi kendinizi bilimin çeşitli dallarında eğitebileceğiniz bir çevirim içi eğitim girişimi! Evrim Ağacı Akademi'yi buraya tıklayarak görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
Etkinlik & İlan
Bilim ile ilgili bir etkinlik mi düzenliyorsunuz? Yoksa bilim insanlarını veya bilimseverleri ilgilendiren bir iş, staj, çalıştay, makale çağrısı vb. bir duyurunuz mu var? Etkinlik & İlan Platformumuzda paylaşın, milyonlarca bilimsevere ulaşsın.
Podcast
Evrim Ağacı'nın birçok içeriğinin profesyonel ses sanatçıları tarafından seslendirildiğini biliyor muydunuz? Bunların hepsini Podcast Platformumuzda dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify, iTunes, Google Podcast ve YouTube bağlantılarını da bir arada bulabilirsiniz.

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Paylaş
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nda reklamları 2 şekilde kapatabilirsiniz:

  1. Ücretsiz üye girişi yapmak: Sitedeki reklamların %50 kadarını kapatmak için ücretsiz bir Evrim Ağacı üyeliği açmanız ve sitemizi/uygulamamızı kullanmanız yeterli!

  2. Maddi destekçilerimiz arasına katılmak: Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın

Önizleme
Görseli Kaydet
Sıfırla
Vazgeç
Ara
Raporla

Raporlama sisteminin amacı, platformu uygunsuz biçimde kullananların önüne geçmektir. Lütfen bir içeriği, sadece düşük kaliteli olduğunu veya soruya cevap olmadığını düşündüğünüz raporlamayınız; bu raporlar kabul edilmeyecektir. Bunun yerine daha kaliteli cevapları kendiniz girmeye çalışın veya diğer kullanıcıları oylama, teşekkür ve kabul edilen cevap araçları ile daha kaliteli cevaplara teşvik edin. Kalitesiz bulduğunuz içerikleri eleyebileceğiniz, kalitelileri daha ön plana çıkarabileceğiniz yeni araçlar geliştirmekteyiz.

Soru Sor
Görsel Ekle
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform, aklınıza takılan soruları sorabilmeniz ve diğerlerinin sorularını yanıtlayabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Gerçekten soru sorun, imâdan ve yüklü sorulardan kaçının.
Sorularınızın amacı nesnel olarak gerçeği öğrenmek veya fikir almak olmalıdır. Şahsi kanaatinizle ilgili mesaj vermek için kullanmayın; yüklü soru sormayın.
2
Bilim kimliğinizi kullanın.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla sorular ve cevaplar, bilimsel perspektifi yansıtmalıdır. Geçerli bilimsel kaynaklarla doğrulanamayan bilgiler veya reklamlar silinebilir.
3
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Sahtebilimi desteklemek yasaktır.
Sahtebilim kategorisi altında konuyla ilgili sorular sorabilirsiniz; ancak bilimsel geçerliliği bulunmayan sahtebilim konularını destekleyen sorular veya cevaplar paylaşmayın.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Soru Ara
Aradığınız soruyu bulamadıysanız buraya tıklayarak sorabilirsiniz.
Alıntı Ekle
Eser Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, fark edildiğinde ufku genişleten tespitler içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Formu olabildiğince eksiksiz doldurun.
Girdiğiniz sözün/alıntının kaynağı ne kadar açıksa o kadar iyi. Açıklama kısmına kitabın sayfa sayısını veya filmin saat/dakika/saniye bilgisini girebilirsiniz.
2
Anonimden kaçının.
Bazı sözler/alıntılar anonim olabilir. Fakat sözün anonimliğini doğrulamaksızın, bilmediğiniz her söze/alıntıya anonim yazmayın. Bu tür girdiler silinebilir.
3
Kaynağı araştırın ve sorgulayın.
Sayısız söz/alıntı, gerçekte o sözü hiçbir zaman söylememiş/yazmamış kişilere, hatalı bir şekilde atfediliyor. Paylaşımınızın site geneline yayılabilmesi için kaliteli kaynaklar kullanın ve kaynaklarınızı sorgulayın.
4
Ofansif ve entelektüel düşünceden uzak sözler yasaktır.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Sözlerinizi tırnak (") içine almayın.
Sistemimiz formatı otomatik olarak ayarlayacaktır.
Gönder
Tavsiye Et
Aşağıdaki kutuya, [ESER ADI] isimli [KİTABI/FİLMİ] neden tavsiye ettiğini girebilirsin. Ne kadar detaylı ve kapsamlı bir analiz yaparsan, bu eseri [OKUMAK/İZLEMEK] isteyenleri o kadar doğru ve fazla bilgilendirmiş olacaksın. Tavsiyenin sadece negatif içerikte olamayacağını, eğer bu sistemi kullanıyorsan tavsiye ettiğin içeriğin pozitif taraflarından bahsetmek zorunda olduğunu lütfen unutma. Yapıcı eleştiri hakkında daha fazla bilgi almak için burayı okuyabilirsin.
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform; okuduğunuz kitaplara, izlediğiniz filmlere/belgesellere veya takip ettiğiniz YouTube kanallarına yönelik tavsiylerinizi ve/veya yapıcı eleştirel fikirlerinizi girebilmeniz içindir. Tavsiye etmek istediğiniz eseri bulamazsanız, buradan yeni bir kayıt oluşturabilirsiniz. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Önceliğimiz pozitif tavsiyelerdir.
Bu platformu, beğenmediğiniz eserleri yermek için değil, beğendiğiniz eserleri başkalarına tanıtmak için kullanmaya öncelik veriniz. Sadece negatif girdileri olduğu tespit edilenler platformdan geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
2
Tavsiyenizin içeriği sadece negatif olamaz.
Tavsiye yazdığınız eserleri olabildiğince objektif bir gözlükle anlatmanız beklenmektedir. Dolayısıyla bir eseri beğenmediyseniz bile, tavsiyenizde eserin pozitif taraflarından da bahsetmeniz gerekmektedir.
3
Negatif eleştiriler yapıcı olmak zorundadır.
Eğer tavsiyenizin ana tonu negatif olacaksa, tüm eleştirileriniz yapıcı nitelikte olmak zorundadır. Yapıcı eleştiri kurallarını buradan öğrenebilirsiniz. Yapıcı bir tarafı olmayan veya tamamen yıkıcı içerikte olan eleştiriler silinebilir ve yazarlar geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
4
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Eser Ara
Aradığınız eseri bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.
Tür Ekle
Üst Takson Seç
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, yaşamış ve yaşayan bütün türleri filogenetik olarak sınıflandırdığımız ve tanıttığımız Yaşam Ağacı projemize, henüz girilmemiş taksonları girebilmeniz için geliştirdiğimiz bir platformdur. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Takson adlarını doğru yazdığınızdan emin olun.
Taksonların sadece ilk harfleri büyük yazılmalıdır. Latince tür adlarında, cins adının ilk harfi büyük, diğer bütün harfler küçük olmalıdır (Örn: Canis lupus domesticus). Türkçe adlarda da sadece ilk harf büyük yazılmalıdır (Örn: Evcil köpek).
2
Taksonlar arası bağlantıları doğru girin.
Girdiğiniz taksonun üst taksonunu girmeniz zorunludur. Eğer üst takson yoksa, mümkün olduğunca öncelikle üst taksonları girmeye çalışın; sonrasında daha alt taksonları girin.
3
Birden fazla kaynaktan kontrol edin.
Mümkün olduğunca ezbere iş yapmayın, girdiğiniz taksonların isimlerinin birden fazla kaynaktan kontrol edin. Alternatif (sinonim) takson adlarını girmeyi unutmayın.
4
Tekrara düşmeyin.
Aynı taksonu birden fazla defa girmediğinizden emin olun. Otomatik tamamlama sistemimiz size bu konuda yardımcı olacaktır.
5
Mümkünse, takson tanıtım yazısı (Taksonomi yazısı) girin.
Bu araç sadece taksonları sisteme girmek için geliştirilmiştir. Dolayısıyla taksonlara ait minimal bilgiye yer vermektedir. Evrim Ağacı olarak amacımız, taksonlara dair detaylı girdilerle bu projeyi zenginleştirmektir. Girdiğiniz türü daha kapsamlı tanıtmak için Taksonomi yazısı girin.
Gönder
Tür Gözlemi Ekle
Tür Seç
Fotoğraf Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, bizzat gözlediğiniz türlerin fotoğraflarını paylaşabilmeniz için geliştirilmiştir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Net ve anlaşılır görseller yükleyin.
Her zaman bir türü kusursuz netlikte fotoğraflamanız mümkün olmayabilir; ancak buraya yüklediğiniz fotoğraflardaki türlerin özellikle de vücut deseni gibi özelliklerinin rahatlıkla ayırt edilecek kadar net olması gerekmektedir.
2
Özgün olun, telif ihlali yapmayın.
Yüklediğiniz fotoğrafların telif hakları size ait olmalıdır. Başkası tarafından çekilen fotoğrafları yükleyemezsiniz. Wikimedia gibi açık kaynak organizasyonlarda yayınlanan telifsiz fotoğrafları yükleyebilirsiniz.
3
Paylaştığınız fotoğrafların telif hakkını isteyemezsiniz.
Yüklediğiniz fotoğraflar tamamen halka açık bir şekilde, sınırsız ve süresiz kullanım izniyle paylaşılacaktır. Bu fotoğraflar nedeniyle Evrim Ağacı’ndan telif veya ödeme talep etmeniz mümkün olmayacaktır. Kendi fotoğraflarınızı başka yerlerde istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.
4
Etik kurallarına uyun.
Yüklediğiniz fotoğrafların uygunsuz olmadığından ve başkalarının haklarını ihlâl etmediğinden emin olun.
5
Takson teşhisini doğru yapın.
Yaptığınız gözlemler, spesifik taksonlarla ilişkilendirilmektedir. Takson teşhisini doğru yapmanız beklenmektedir. Taksonu bilemediğinizde, olabildiğince genel bir taksonla ilişkilendirin; örneğin türü bilmiyorsanız cins ile, cinsi bilmiyorsanız aile ile, aileyi bilmiyorsanız takım ile, vs.
Gönder
Tür Ara
Aradığınız türü bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.