Merhaba
Bence insanı diğer canlılardan asıl ayıran şey salt zeka değil, zekanın başkalarıyla senkronize olabilme kapasitesi ve tek tek bireylerin ne kadar akıllı olduğundan ziyade, aynı şeye birlikte inanabilme ve bu inancı davranışa dönüştürebilme yeteneğidir. İnsan beyni biyolojik olarak mucizevi ama radikal biçimde “üstün” de sayılmaz zira problem çözme, öğrenme, hatta alet kullanma gibi beceriler başka türlerde de var. Lakin insan, gerçekliği sadece olduğu gibi algılayan değil, olması gerektiğine dair anlatılar kuran bir varlık. Din, para, devlet, hukuk, ulus ya da ideoloji dediğimiz şeyler doğada kendiliğinden bulunmaz fakat onlara inanıldığı sürece son derece gerçek sonuçlar üretirler. Bir banknot, ona yüklenen hikaye çöktüğünde kağıttan ibarettir ve bir sınır, ona inanılmadığında yalnızca hayali bir çizgidir. Bu yüzden insanı insan yapan şey bireysel aklın keskinliği değil, kolektif hayal gücünün örgütlenebilirliğidir. Ortak hikayeler sayesinde tanımadığımız milyonlarla işbirliği yapabilir, fedakarlıkta bulunabiliriz. Zeka burada araçtır zira asıl belirleyici olan, bu zekanın paylaşılan anlamlar etrafında birleşebilmesidir. Kısacası insan, düşünen bir hayvandan çok, birlikte düş kurabilen bir hayvandır. Ve belki de medeniyet dediğimiz şey, gerçeğin üzerine örülmüş bu kolektif anlatıların, yeterince çok insan tarafından ve yeterince uzun süre ciddiye alınmasından başka bir şey değildir.[1] Saygılarımla.
Kaynaklar
- Okan Alver. (). Kişisel Yorum.