Merhaba
Öncelikle küçük bir ayrım yapmak gerek: Bilinç uykuda, bayılmada veya anestezide zaten kesintiye uğrayabiliyor. Asıl mesele, aynı benlik çizgisinin yeniden devam edip edemeyeceği. Bugünkü bilgilerimizle ölümden sonra bilinci kesintisiz sürdürmenin bir yolu yok. En gerçekçi ihtimal, bilinci başka bir yere taşımaktan ziyade beynin kendisini yaşatmak ve onarmaktır. Beyin naklinde omuriliği yeniden bağlamak büyük bir eşik; lakin tek sorun bu değil. Kan dolaşımı, beyin sapı, sinirler, bağışıklık sistemi ve bedenle kurulan hormonal uyum da çözülmek zorunda. Zira omurilikteki karmaşık sinir ağlarını işlevsel biçimde yeniden kurmak bile bugün hala deneysel düzeyde. Üstelik kişiliğin esas olarak beyinde taşındığını kabul edersek, yapılan şey “beyin nakli” değil, bir bakıma beyine yeni bir beden vermek olurdu. Dijital aktarım ise daha çetrefilli. Beyindeki bütün anıları, bağlantıları ve kişilik özelliklerini kusursuzca kopyalasak bile ortaya çıkan varlık kendisini siz sanabilir fakat sizin öznel deneyiminizin ona geçtiğini göstermez. Bir dosyayı kopyalamak, aslını başka yere taşımak değildir. Keza burada korunmuş olan şey benliğin kendisi mi, yoksa yalnızca onun son derece başarılı bir kopyası mı, bunu sınayabilecek bilimsel bir ölçümüz henüz yok. Kısacası biyolojik onarım, yapay organlar veya beyin destekleyici teknolojiler insan ömrünü uzatabilir. Ancak ölümden sonra “ben” dediğimiz deneyimin sürmesi konusunda şimdilik ne bir yöntem ne de kanıt var. Sorun yalnızca bilgiyi saklamak değil o bilginin içinden dünyaya bakan kişinin devam edip etmediğidir. Saygılarımla.
[1][1]
Kaynaklar
- Xiaohu ,Wei Xu ,Yilong Ren ,Zhaojie Wang ,Xiaolie O ,Runzhi Huang ,Bei Ma ,Jingwei Zhao ,Rongrong Zhu, et al. Omurilik Yaralanması: Moleküler Mekanizmalar Ve Tedavi Yöntemleri. (24 Kasım 2022). Alındığı Tarih: 26 Haziran 2023. Alındığı Yer: Nature | Arşiv Bağlantısı
- Sebastian Gäb. Düşüncelerinizi Yüklemeli Misiniz?. (8 Eylül 2023). Alındığı Tarih: 8 Eylül 2023. Alındığı Yer: University of Cambridge | Arşiv Bağlantısı