En Kolay Olandan En Zor Olana!
Şanslıysak örneklerimiz (rol model olması gerekenler ile eğitim gibi araçlar) bizdeki gizil (saklı) yetenekleri açığa çıkaracak, yani kuyunun dibindeki mücevheri çıkaracak şekilde işler.
Şanssız isek, gerek en yakın çevremiz, öğretmenlerimiz ve ülkemizin koşullarının yaşamsal dayatmaları (Siyasi-ekonomik ve toplumsal olarak), terbiye, eğitim, geleceğe hazırlamak adı altında, dibindeki, çıkarılması gereken mücevheri çıkarmak yerine o kuyuyu bildikleri, öğrendikleri, deneyimledikleri şekilde taş veya moloz ile doldurmayı marifet sayar ve bizi hem mekanikleştirir hem de bizdeki tüm ayırt edici (ilgi ve yetenekleri) köreltir.
Bunun dışında geriye sadece tek bir yol kalır ki o da en zor olandır, yani sıfırdan başlamak: Kendimizi tanıyabilme fırsatını yakalayabildiğimiz an buna sımsıkı sarılıp geliştirme derdine düşmektir. Burada da yaş ve yaşın gerektirdiği toplumsal sorumluluklar ile zorunluluklar ne yazık ki sırtımızda ve sürekli taşımak zorunda kaldığımız, kılındığımız taş dolu bir çuvala dönüşür.
Bugün gelişmekte olan, az gelişmiş veya geri kalmış ülke insanlarının, kendileri, yaptıkları uğraş ve hedefleri arasında çok ciddi bir çatışma yaşamasının, yaşamdan asgari haz alışlarının, dahası yaptıkları işten haz duymayışlarının ve fırsatını bulanın en kısa sürede başka arayışlara girmesinin ve toplamda mutsuz bir toplumun var olma sebebi budur.
Anladığım kadarı ile sevgili Arif sana kalan en zor olanı ve fakat en cesurca olanı, başarı sonrası hazzı en hak edileni. Kolay gelsin. Sevgiyle…