Öncelikle hiçliğin ne olduğunu konuşarak başlamalıyız bu işe. Kafa yorduğunuz bu problem emin olun biz bilimseverler, filozoflar ve bilim insanlarının da çokça kafa yorduğu bir problemdir. Hiçlik nedir? Hiçliğin ne olduğunu emin olun hiçbirimiz bilmiyoruz. Peki hiçliğin ne olduğunu bilebilseydik onu kavrayabilir miydik? Sorunun cevabı kısaca 'Hayır!'. Hiçlik bizim evrenimizde gözlemleyebildiğimiz bir durum değil çünkü evrenimizde hiçlik yok. Evrenimizde 1000 litrelik alana 3 hidrojen atomu düşer. Astronomik boyuttaki uzay boşluğunu inceleyecek ve o boşluğu maddeden arındıracak olursanız bu sefer karşınıza yoktan var olan ve kısa sürede tekrar yok olan ve birbirini götüren parçacık - antiparçacıkları göreceksiniz. Ve evrenimiz tamamen alanlardan oluşmakta, kuantum alanlardan. Yani evrenimiz içerisinde hiçlik yok ve evrimsel süreçte tamamen hayatta kalmamıza ve ürememize yardımcı olmak amacıyla evrilen zihinsel modelimiz de hiçliği kavrayamamakta. Evrenimiz hiçlikten mi meydana geldi sorusuna gelirsek eğer, evrenimizin hiçlikten meydana geldiği konusunda hiçbir bilimsel veri yok elimizde. Big Bang'e kadar evreni çok iyi bir şekilde tasvir edebiliyor ve zamanı bir şekilde geri sararak olagelen şeyleri o tekilliğe kadar izah edebiliyoruz. Fakat bizim tekillik dediğimiz sonsuz küçük, sonsuz yoğunlukta ve sonsuz sıcaklıkta olan o nokta aslında bu özelliklerde olmasından ziyade bizim kütleçekim teorimizin yetersizliğinden dolayı algıladığımız bir durum. Bugün modern kozmolojideki evren modellerimizin birçoğu bu tekillik ve henüz izah edemediğimiz diğer birçok problemi açıklayabilecek şekilde yaratılıyor. Sonsuzdan gelen ve sonsuza giden, big bangin de yeni evrenlere açılan bir kapı olarak tarif edildiği, sonsuz çevrimde varlığını sürdüren evren modellerimiz var. Yani evrenin hiçlikten bir anda ortaya çıktığını düşünmemiz için bir nedenimiz yok. Ayrıca evren var olmak için bir nedene sahip olmak zorunda değil. Neden-sonuç mefhumumuz bizim gündelik hayatımızı kolaylaştırmamız için kullandığımız ve gerçekten kullanışlı olan bir gündelik araç. Ama bu durum evrenin kendisinin bir nedene sahip olması gerektiğine bir delil olamaz. Evrenimizde salt gerçekler bulunur. Siz yolda giderken yerde bir yumurtanın kırılmış olduğunu gördüğünüzde o yumurtanın neden kırılmış olduğu hakkında kafanızda bir dolu senaryo oluşturabilirsiniz. Ancak fizik yasalarına baktığımızda bir topun hareketinin şimdiki durumundan bir sonraki andaki durumunu denklemler yardımıyla neredeyse kesin olarak bilebilirsiniz ve en önemlisi topun bir sonraki andaki durumu şimdiki durumundan bağımsızdır yani şimdiki durum bir sonraki andaki durumun nedeni değildir. Hem evrenimiz hem de evrenimizdeki salt gerçek olan doğa yasaları vardır ve neden var diye sormak anlamsızdır. Fizik yasaları ve fiziksel yasalara bağlı örüntüler bizim oluşturduğumuz tüm zihinsel ilişkilerden ve değer yargılarından bağımsız olarak salt vardır ve neden var sorusu anlamsız bir sorudur.
Kaynaklar
- Sean Carroll. Büyük Resim.
- Steven Weinberg. Ilk Üc Dakika.
- Sean Carroll. Zamanın Kozmolojik Tarihi.