“Hayatın manası nedir?” sorusuna yine bir soru ile cevap arıyoruz. Bu soru, “neden” sorusudur ki her konuda “tam cevabını buldum” derken yeniden sorulacak bir sorudur. İnsanı sonsuz bir sorguya götürür. Bence insan, bu sorunun cevabını hayatın manasını ararken bulduğunu düşünse bile, bu yeterli olmayacaktır. Belki “hayatın manası işte budur” derken, bir amaç için sormuş olacaktır; yani doğrusal bir hedef gibi görecektir. Hayatın manasını ararken insan doğrusal değil, dairesel yaklaşmalıdır. Hayata daha geniş bir açıdan bakmalıdır. Evrende sayısından emin olmadığımız her canlının kendine has amaçları vardır. Bu amaçlara bir inanç doğrultusunda ulaşırlar. Bu sayede, hayatlarının manasını amaca doğru ilerlerken ve ulaştıklarında belirlerler. Hayatın manası kimisi için duygusaldır, kimisi için maddeseldir. Yani görecelidir.
İnsan, sonsuzluğa ve o sonsuz sorguya odaklanarak hayatın manasını aramalıdır. Öyle ki bu sorgu bitmedikçe hevesi de bitmesin. Sorgularken, ararken hep daha iyisini bulacakmış gibi ilerlesin. Bu, insanı “bir sonuca varamadım” düşüncesine sokabilir. Önemli olan da budur. İşte bu sorgu; hiç bitmeyen -aşk, sevgi, istek, gayret vs. artık nasıl adlandırdığı kişinin kendisine kalmış- bir tekâmüldür. Bu duygular, insanı hayata bağlayan, yaşama sevinci katan duygulardır. İnsanın hayatı da evrimleşen bir süreçtir. Bulduğu manalar zamanla, bilgisiyle, ortamıyla ve hissettikleri ile evrimleşir.
Benim için hayatın manası; bilgi ve bilgi sahibi olma yolunda kullanılan her türlü araç, yol, maddi ve manevi yöntemlerdir. İnsanın sahip olduğu bilgiler, elindeki en büyük gücüdür. İnsanı insan yapan (biyolojik anlamda) ne bedenidir ne kalbidir ne beynidir. İnsanı insan yapan sahip olduğu bilgisi, anıları ve duygularıdır.
[1]
Kaynaklar
- Ergün Arıkdal. (2022). Tekamül Ruhun Evrensel Yolculuğu. ISBN: 978-065-86223-3-3. Yayınevi: Enstitü Yayınları. sf: 282.