İslamiyet, evrim ile çelişmez ve bir Müslüman, evrimi savunabilir. Tarihte ve günümüzde de bunun çokça örneği vardır. Hatta İslam'da ''tekamül nazariyesi'' veya ''tatavvur teorisi'' kavramları evrime tekabül etmektedir.[4]
Konuya dair somut olarak örnek vermek gerekirse İslam aleminde ''muallimi salis'' yani üçüncü öğretmen (birinci Aristoteles, ikinci Farabi) olarak anılacak kadar saygı gören İslam alimi İbn Miskeveyh(930-1040) [2], 4 ayaklı primatlardan homo sapiens öncesi ilk insanlara geçiş dönemini böyle anlatır:
''Bu mertebe, her ne kadar hayvanların en yüksek merhalesi ve zirveleri olsa da, yine de insan merhalesinin altında kalır ve ondan daha aşağıdadır. Bu maymunların ve insan mertebesine yakın diğer benzer hayvanların merhalesidir. İkisi arasında pek az bir mesafe vardır; Eğer maymun bu mesafeyi katederse insan olur. İnsanlaştığında ayakta yürür ve hayvanlar ufkunun yakınında ilkel insan mertebesine uygun olan temyiz melekesini birazcık olsun kazanır. Ruh Etki'si onda pekişir ve kendisinde anlama ve temyiz melekesi olduğundan terbiyeyi kabul eder. Bu etki, her ne kadar insanın aşağısındaki hayvan merhalelerine nisbeten evrimleşse de, yine de Akıllı insan (Homo sapiens) merhalesinin ötesinde ve çok aşağısında kalır.''[1]
Evrimden bahseden başka bir İslam alimi ise İbni Haldun'dur(1332-1406), ''Mukaddime'' eserinde evrimden bahseder:
''Yaratılış dünyasına bakmak gerekir. Önce madde oluşmuştur. Dereceli bir şekilde ilerlemiş, bitki ve hayvan oluşmuştur. Minerallerin son basamağı, bitkilerin ilk basamağıdır, tıpkı çimen ve tohumsuz bitkiler gibi. Üzüm ve hurma gibi bitkilerin son basamağı da hayvanların ilk basamağını oluşturur, tıpkı yılanlar ve kabuklu deniz hayvanları gibi. Buradaki “bağlantı” son basamaktaki her grubun bir üst basamağa geçmek için hazır olma durumudur. Daha sonra hayvanlar âlemi sürekli genişler, çoğalır, yaratılış basamağında son olarak, düşünen ve ifade eden “insan” oluşur. İnsanların en üst basamağına, zekâ ve idrakın olduğu ancak aktif düşünme ve ifadenin olmadığı maymunlar âleminden ulaşılmıştır…''[3]
Son olarak da İslamiyet'in ana kaynağı Kuran'dan birkaç örnek vermek gerekirse
Nur suresi 45. ayette yaşamın suda başladığına dair ayet:
''Allah hareket eden her canlıyı bir sudan yarattı. Bunlardan kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimi de dört ayak üzerinde yol alır. Allah dilediğini yaratıyor, Allah her şeye kādirdir.''[5]
İnsanlığın aşamalarca yaratıldığına dair Nuh suresinin 14. ayeti de evrimle çelişmenin aksine doğrulamaktadır.
''Hâlbuki, O, sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.''[6]
Böyle örnekler daha uzatılabilir ama İslam ile evrim çelişkisinin olmadığını anlayacak kadar açıkladığımı düşünüyorum. Daha araştırma yapmak istersen kaynakçadaki kaynaklardan veyahut bizzat bu evrim ağacı platformunda yayımlanan ve Çağrı Mert Bakırcı'nın editörlüğünü yaptığı ''İslam'ın Altın Çağında Evrim Teorisi: Müslüman Düşünürler, Doğadaki Evrim Yasasına Yönelik Neler Söyledi?'' başlıklı makaleye de bakabilirsin. Orada da gayet açıklayıcı biçimde anlatılmış.