Merhaba bir çok kez aklıma gelen bir soru ve araştırdığım bir konuydu açıkçası .Evrim gerçekse meyveler nasıl oldu sorusu aslında çok insani bir yerden geliyor. Çünkü meyveler bize “hazır”, “tamamlanmış” ve hatta biraz da bilinçli yapılmış gibi görünür. Oysa biyoloji bize şunu söylüyor ,meyveler bir anda ortaya çıkmadı, bitkilerin üreme mücadelesi içinde yavaş yavaş şekillendi.
Meyve dediğimiz yapı, bilimsel olarak bakıldığında çiçekli bitkilerde döllenmeden sonra çiçeğin yumurtalığının olgunlaşmış hâlidir. Yani meyve, bitkinin üreme organının bir sonucudur; başlı başına ayrı bir varlık değildir (Sattler, 1973). Evrimsel açıdan bakıldığında bu çok önemlidir, çünkü meyve “tasarlanmış” bir ödül değil, tohumu koruma ve yayma işlevi kazanan bir yapıdır.
İlk kara bitkileri ve erken tohumlu bitkiler meyve üretmiyordu. Tohumlar çoğunlukla çıplaktı ve rüzgâr ya da suyla yayılıyordu. Ancak Kretase Dönemi’nde çiçekli bitkilerin (angiospermler) ortaya çıkmasıyla birlikte, tohumun etrafında onu saran ve zamanla etli ya da sertleşmiş yapılar gelişti. Bu yapılar, tohumu hem çevresel etkilere karşı korudu hem de başka canlılarla etkileşime girmesini sağladı (Friis et al., 2011).
Buradaki kırılma noktası şudur; h[1][1][1]ayvanlar. Renkli, kokulu ve tatlı yapılar hayvanların ilgisini çekti. Hayvan meyveyi yedi, tohumu ya düşürdü ya da sindirim sisteminden geçirerek başka bir yere bıraktı. Böylece tohumu daha uzağa taşıyan bitkiler, taşınamayanlara göre daha fazla üreme şansı yakaladı. Bu da doğal seçilimin devreye girdiği yerdi (Herrera, 2002). Yani meyve, “yenilmek için” değil, tohumun hayatta kalma ihtimalini artırmak için evrimleşti.
Tatlılık, renk ve koku gibi özellikler de bu süreçte rastgele ortaya çıkan varyasyonların seçilmesiyle güçlendi. Daha parlak renkli ya da daha besleyici meyveler daha çok tüketildi; bu bitkiler daha çok çoğaldı. Zamanla bu özellikler popülasyon içinde baskın hâle geldi. Evrim burada sessizce çalıştı: kimse karar vermedi, kimse plan yapmadı; sadece işe yarayan kaldı (Darwin, 1859).
İnsan işin içine girdiğinde süreç daha da hızlandı. Bugün yediğimiz elma, muz ya da portakalın vahşi ataları çok daha küçük, sert ve çoğu zaman acıydı. İnsanlar binlerce yıl boyunca daha tatlı, daha büyük ve daha az çekirdekli meyveleri seçerek çoğalttı. Bu yapay seçilim, evrimin insan eliyle yönlendirilmiş bir biçimidir (Zohary et al., 2012). Yani meyveler sadece doğanın değil, bizim de tarihimizin bir parçasıdır.
Kısacası şunu söylemek mümkün: meyveler evrimle “oldu” çünkü bitkilerin buna ihtiyacı vardı. Evrim burada estetik bir amaç gütmedi; ama ortaya çıkan sonuç estetik oldu. Tatlı bir meyve yediğimizde aldığımız haz, aslında milyonlarca yıllık bir karşılıklı uyumun yan ürünüdür. Meyve, bitkinin “beni taşı” deme biçimidir. Biz de farkında olmadan bu çağrıya cevap veririz.
Elimden geldiğince okuyup araştırdıklarımı aktarmak istedim. Soruyu hazırlayan arkadaşıma ve verdiğim cevabı vakit ayırıp okuyacak herkese çok teşekkür ederim.
Kaynaklar
-
John Murray. Details - On The Origin Of Species By Means Of Natural Selection, Or, The Preservation Of Favoured Races In The Struggle For Life - Biodiversity Heritage Library. Alındığı Tarih: 17 Ocak 2026. Alındığı Yer: biodiversitylibrary
doi: 10.5962/bhl.title.68064.
| Arşiv Bağlantısı