Evrim Ağacı Soru & Cevap
Reklamı Kapat
Puan Ver
2
Puan Ver

Evrenin kendinden gelen öz bir anlamı olmadığını kabul edersek, yaşamımızın anlamını nasıl yorumlarız?

Başka bir güç veya etkenden yardım almadan hayatımıza kendimizin anlam yüklemesi mümkün mü? Yoksa bu sadece kendini kandırmamıdır? Varoluşçu felsefe toplumları tüm bu anlam sıkıntısından kurtarmada etkilimidir?

3
Teşekkür (2)
Hatırla
Takip (1)
Paylaş
Reklamı Kapat
3 Cevap

Bir söz duymuştum (galiba Albert Camus söylemiş) “Bir sanat eserini anlamak için onun dilini bilmek gerekir” diye. Çok hoşuma gitmişti hala da kullanırım hayatımda. Dilini bilmediğiniz şeyi anlamak zor hatta mümkün değil. Bu anlamda hayatın dilini bilmeden hayatı anlamak zor. Peki, hayatın dili nedir, ne demektir?

Bir sanat eseri söz konusu olduğunda diyelim bir resim, diyelim Picasso yada Kandisky'nin bir resmi o eseri anlamak için altyapısını, geçmişini, tarihini bilmek gerekir. Yani o eserle ilgili emek harcamış olmak gerekir. Kendini eğitmiş olman gerekir. Belli bir yetkinliğe gelmeden sanat eseri sana hiçbir anlam ifade etmez. Sana saçma gelen o eser bilene anlamlı gelir.

Sanat için bu durumu açıklamak mümkün. Yani bir sanat eserinin anlamı... Peki, yaşam. Yaşam bir üretilmiş eser midir? Kendimizi yaşamın içinden soyutlayıp, dışarıdan bir duruşla, uzaktan bir esere bakıyormuş gibi bakabilir miyiz? Labirentin içinde olan bir fare labirentte olduğunu bilir mi? Yani içinde olduğumuz bir şeyi görebilmek mümkün mü?

Hayat, sanat eseri ise sanatçı bu bağlamda o hayatı yaşayan insan oluyor. Yani ilk örnekte bir başka sanatçının yaptığı eseri dışarıdan bir gözle anlamaya çalışırken burada durum farklı. Sanatçı bir eser üretiyor ve yaptığı esere bakıp anlamaya çalışıyor gibi bir durum ortaya çıkıyor. Yeni soru şu: bir sanatçı yaptığı eseri anlamaz mı, anlamazsa neden anlamaz? Normal şartlarda bir sanatçının kendi eserine bakıp da burada ne anlatmak istemiş olabilirim demesi mümkün değil. Ya çift karakterli olmalı yada eseri ürettiği sırada kendinde olmamalı. Kendi eserinin dilini bilmemek gibi bir durum normal şartlarda olamaz. Dolayısı ile sanatçının kendi eserinin dilini bilmemesi hali istisnaidir ve sağlıklı ve normal bir hal değildir.

Bir kişi kendi ürettiği hayata anlam veremiyorsa ya kendinde olmamalı yada çift karakterli olmalı yada sağlıksız olmalı. Normal şartlarda insan kendi eserine anlam vermekte zorlanmaz. Ne yaptığını bilen insan için geçerlidir bu? Peki bizler, genel olarak insanlar neden anlam konusunda sıkıntı yaşıyoruz? Kendi hayatımızı yaşamadığımız için olabilir mi? Eseri bilinçli olarak üretmediğimiz için olabilir mi? Sanatçı ve eseri benzetmesine dönersek biz neyi önkoşul olarak kabul ediyoruz sanatçı bilinçli olarak bir eser üretmeye niyetli ve eserini o şekilde tamamlıyor. Normali bu. Peki, ya sanatçı eseri öylesine yaptıysa, eline bir kağıt kalem alıp öylesine karaladıysa bunu bilinçli olarak yaparsa sorun yok ama amaçsızca yaptığında ortaya çamurdan öte bir eser çıkmayacaktır.

Sanatçının eserine yabancılaşmış olmasının bir diğer sebebi de şu olabilir. Sanatçı eserini kendisi üretmemektedir. Ona komutlar gelmekte ve o da kendi aklını, hayal gücünü işin içine katmadan sadece kendisine denileni yapmaktadır. Doğal olarak işi bitip de resmin karşısına geçtiğinde resime anlam verememektedir. Çünkü o resim onun eseri değildir.

Galiba bizler anlattığım ikinci duruma benzer hayatlar yaşıyoruz. Bizleri bir şeyler yapmaya yönelten güçlerin kontrolü altında hayatımızı sürdürüyor ve boş kaldığımız bir ara eserimize bakıyor (geçmişimize, anımıza) ve anlam veremiyoruz. O eser için kendimizi ortaya koymadığımız için, bir başka gücün etkisi altında kararlar aldığımız için ürettiğimiz yaşam da anlamdan yoksun geliyor bize.

Durum bu ise, yani kendi hayatımıza kendimiz yön vermemişsek anlamı da olmuyor doğal olarak. Normal şartlarda anlamlı bir hayat yaşamak için ilk koşul kendi kararlarımızı vermemiz, bilinçli seçimler yapmamız olmalı. Halbuki bizler öyle yetişmiyoruz. Bizler ister din olsun, ister ailemiz olsun, ister devlet olsun bize dayatılan hayatların içine doğuyoruz. Kendimizi tanımadan, tutkularımızı keşfetmeden yani kendi dilimizi oluşturmadan başkaları için yaşıyoruz ve sonra da kendi eserimize nefretle, kinle, öfkeyle, üzüntüyle bakıp çaresizce kalakalıyoruz. Bu anlamsız şey de ne diye bazen tiksinti ile yüzümüzü buruşturuyoruz bazen de o anlamsızlık için de anlam varmış gibi davranıyoruz. Sanki çok anlamlıymış gibi abartanlar da oluyor.

Hayatın anlamı ancak kendin üretebilirsen vardır. Kendinin üretmediği bir hayatın anlamından bahsedemezsin. Önce kendi hayatını üret sonra onun anlamı zaten doğal olarak var olacak. Diğer türlüsü olanaksız. İnsan kendi ürettiği eseri anlamsız bulur mu?

Puan Ver
1
Puan Ver
Teşekkür (1)
Paylaş
1

İnsan psikolojisi donmamış beton gibi üzerine düşen her şeyden etkilenir. Doğduğumuz andan itibaren, hatta bazı kaynaklara göre doğmadan önce genetikten başlayarak aile, akrabalar, arkadaşlar, öğretmenler, eğitim, duygusal bağlar, hormonlar, dönemin müzik, güzellik, moda anlayışı gibi sonsuz sayıda etmen insanı ve kararlarını etkiler. Güneş dışında başka hiçbir şeyin olmadığı bir gezegende doğmuş olsan tanrı güneş olurdu. Dolayısıyla insan her türlü dış etmenden etkilenir ve dış etmenler olmadan kimse hayatına bir anlam yükleyemez.

Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür
Paylaş
0

merhabalar Cavid Babayev

hayatın anlamı evrenin kendisinden gelmez, bu anlamı sen yasadıkca ve ogrendikçe belirlersin, yani subjektif bir biçimde kesfedersin. kendimden ornek vermek gerekirse, çocukken bir fransız çizgi filmi vardı,vucudumuzu ve biyolojiyi cocukca anlatıyordu, hep onu izlerdim ve bir merak olusturdu dunyaya karsı bende. hep çocukca bilimsel kitaplar falan okurdum bilgilenmeye calısırdım, arastırıdım herseyi. sonra internet girdi hayatıma bilgiye ulaşmam kolaylaştı falan. çocukluktan hep merakım oldu ve benim hayat amacım su anda bilimi ilerletmektir. güzel bir universtede okuyorum, hala merakım ve ilgim var ve bu amacıma ulaşana kadarda bitmez. çocukluktan bir ilgi edindim, bu tecrubemde bana hayat amacıma ulastırdı.

Başka bir güç veya etkenden yardım almadan hayatımıza kendimizin anlam yüklemesi mümkündür.bir insan dinden bagımsızda yasayabilir. illa amacı din olmak zorundada değildir. herkeste bilim adamı yada muhendis olacak potansiyal olmadıgı için genelde insanların amacı din veya kulturun ona yuklediği diğer amaclar oluyor. yani teknik olarak bu varoluşcu akım, yeterince okumamış ve bilimle ilgilenmemiş toplumların bu amaç arayışından kurtarıyor demek yanlış olmaz. ama bu amaç din olursa cok saglıklı olmayacagını soyleyebilirim. çünkü eger senin hayat amacın diğer dunya, kutsal guc vebenzeri bir şeyse, amacını gercekleştirmek için fiziksel dunyayı bir arac olarak gorursun. bu da seni fiziksel dunyadan ziyade kafandaki kabul ettiğin dine yogunlaşmana ve bazı önemli işlerden alıkoymasına sebep olur. mesela dindar biri neden bilimi lerletmekle ugrassın ki ? neden dunyayı anlamakla ugrassın yada cennet için yorulmak varken neden bu dunyayı guzelleştirmek için yorulsun? insanın amacı din oldugu an bilimden uzaklaşmaya baslar. haliyle mantıksız işler yapıp, gereksiz masraflara girer.

mesela kapanmak, mantıksızdır çünkü sac ve deri guneş gormemesi saglıksızdır, yada gereksiz masraf 2020 yılında diyanete 11 milyar dolar ayrılmış. bu liste uzar. sonuc olarak dini amac edinmeyi mantıklı gormuyorum.

Puan Ver
0
Puan Ver
Teşekkür
Paylaş
0
Cevap Ver
Bu soruya cevap vermek için lütfen
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“İnsan beyni tek seferde sadece bir güçlü duyguyu barındırabilir. İşte o yüzden eğer bilimsel arzu veya merak ile dolu bir beyinde korkuya yer yoktur.”
Arthur Conan Doyle