Tek bir güç seçmem gerekseydi, insanların ne hissettiğini ve ne düşündüğünü gerçekten anlayabilmek isterdim. Ama bunu akıl okumak gibi değil: karşındaki insanın içinde bulunduğu hali, o anki duygunun neden oluştuğunu, hangi geçmişten geldiğini hissedebilmek gibi düşünün. Buna sahip olduğumda insanları ikna etmek ya da yönlendirmek için değil, yanlış anlaşılmaları azaltmak için kullanırdım. Çoğu sorun aslında kötü niyetten değil, eksik anlaşılmaktan çıkıyor. Bir cümle sert gelmeden önce neden sert geldiğini fark edebilmek bile birçok şeyi değiştirirdi. Ayrıca insanların güçlü göründüğü ama aslında kırılgan olduğu anları daha net görmek, onlara nasıl yaklaşılması gerektiğini de değiştirirdi. Daha az yanlış söz, daha az gereksiz mesafe, daha az kopuş olurdu...