Demokrasiyi en basit tabiriyle "seçim yapmak" şeklinde tanımlayamayız. Çünkü kelimenin kökeni dahi seçimle doğrudan ilgili değildir; aksine Yunancadan gelme "halkla oluşturulan güç" şeklindedir.
Modernizmle birlikte gelen ulus-devlet anlayışı, belirli insan topluluklarını dünya haritası üzerinde sınırlandırarak bizlere "şu milletsiniz" veya "bu kimliğe aitsiniz" gibi kalıplaştırıcı tanımlar yükledi. Geçmişten gelen kabilecilik anlayışının farklı bir biçimde devam ettirildiğini; insanların belirli bir gruba aitmiş ya da ait olmak zorundaymış gibi gösterildi. Din, dil, kimlik ve ideoloji gibi bireyin benliğini oluşturan unsurların sömürmek isteyen üst yapılar tarafından kullanıldığı veya en azından kendi çıkarlarına hizmet ettiği sürece desteklendiği kanaatindeyim.
Siyaset ile ilgisi olmayan veya devlet yönetiminden bihaber olan insanlar, vatandaşlar veya kimseler illaki olacak hatta geçmişte yalnızca bu konudan sorumlu insanlar yetiştiriliyordu. Sanki günümüzde herkes dünya gidişatını bilmeli veya takip etmeli, siyasi kimliklerin bütün politikalarını bilmeliymiş gibi bir ortam var. Sebebi elbette demokrasi olmasıdır, çünkü yönetime geçmesini istediğiniz kişiyi seçme sorumluluğu size veriliyorsa tabii ki de bu görevi en iyi şekilde yapmanız beklenmeli.
İşte tam da bu nedenle, bu sorumluluğun toplumdaki herkese eşit biçimde verilmesi, yani her bireyin oy kullanmasının zorunlu olarak en doğru yöntem olduğu düşüncesi bana çok ikna edici gelmiyor. Yönetime aday olan kişi veya gruplar, doğal olarak kendilerini halka en iyi şekilde gösterebilmek için kampanyalar yürütüyor; bu uğurda büyük kaynaklar harcanıyor ve kimi zaman devlet imkânlarıyla çeşitli projeler geliştiriliyor. Seçmen de çoğunlukla gördüğü icraatlara göre tercih yapıyor. Ancak bu icraatlar yalnızca kısa vadeli oy kazanma amacıyla yapılıyor ve uzun vadeli devlet politikalarının önüne geçiyorsa, bunun devletin geleceği açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini yadsınamaz bir gerçek.
Bu örneklerden hareketle şu sonuca varıyorum: Okullarda tek ve yegane doğru seçim sistemi demokrasi ve cumhuriyetin kusursuz bir ilke olduğu düşüncesi günlük hayatta geçerliliği olmayan bir durum. Ayrıca günümüzde pek çok ülkede seçim yapılmasına rağmen, ülkelerin gelişmişlik düzeyini belirleyen temel unsur yalnızca seçim sistemi değildir. Asıl belirleyici olan; anayasal düzen, hukuk devleti ilkesi, kurumların işleyişi ve mevcut yasaların nasıl uygulandığıdır.
Bu nedenle, devlet içinde belirlenmiş yasaları uygulayacak kişilerin belirli ölçütlere göre seçildiği, liyakatin daha ön planda olduğu ve karar alma süreçlerinde uzmanlığın daha fazla önemsendiği bir aristokratik demokrasi modelinin, klasik anlamdaki salt demokrasiye göre daha işlevsel olabileceği kanaatindeyim.