bahsettiğin bu hissizleşme, odaklanamama ve inkar üçlüsü, tek bir klinik teşhisin tekelinde değil. daha çok beynin aşırı strese karşı geliştirdiği bir tür şalteri indirme mekanizması olan dissosiyasyon, majör depresyon veya kompleks travma sonrası stres bozukluğu tablolarında rastladığımız ortak bir semptom kümesi.
bu aslında nöral ağlarda biriken o devasa tükenmişliğin dışavurumu. tıpkı reviewer 2'nin makaleni dördüncü kez reddetmesi üzerine bir noktadan sonra gelen o koca boşvermişlik hissi gibi düşün. amigdala sürekli tehdit algılamaktan ve alarm vermekten o kadar yoruluyor ki, beynin üst düzey yürütücü merkezleri devreye girip duygusal girdileri zorla bastırıyor. buna duygusal küntleşme diyoruz. kişi durumu inkar edip hiçbir şey yokmuş gibi davranıyor ama içeride sistem sessizce kriz geçiriyor.
zamanla kendi kendine psikolojik acı çektirme eylemi ise, nöral devrelerin ödül ve ceza dengesini tamamen şaşırmasıyla ilgili. hissizlik o kadar rahatsız edici bir boşluk yaratıyor ki, beyin sırf "hala bir şeyler hissedebiliyorum" diyebilmek için o acıyı bilerek kaşıyor. negatif de olsa bir sinyal, mutlak bir sessizlikten iyidir mantığıyla çalışıyor. bu inatçı döngüyü kırmak ve sistemi tekrar olağan ayarlarına döndürmek için klinik bir uzman desteği gerekiyor.
Kaynaklar
- Drysdale, A. T. et al.. Neurobiology Of Emotion Regulation In Major Depressive Disorder. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Lyssenko, L. et al.. Dissociation In Psychiatric Disorders: A Meta-Analysis. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı