Hititlerin çağı Deniz Kavimleri göçü ve Bronz Çağı Çöküşü ile sona erdi. Anadolu hem devlet sistemini hem ticari bağlantılarını uzun süre kaybetti. Tekrar tekrar göç ve işgal gördü. Sonrasında Anadolu yabancı imparatorlukların tesir alanında kalmıştır. İç kesimi ele geçiren Medler ve Perslerin merkezi İran- Mezopotamya iken, Yunan kolonileri Yunanistan'a bağlıydı. İskenderden sonra Anadolu parçalandı, Pontus kralı 4. Mithridates biraz Anadolu merkezli bir güç oluşturmaya yakınlaşsa da Roma'ya mağlup oldu.
Anadolu tam tamına Roma'nın eline geçtikten sonra imar faaliyetleri ve refah artmış gibi görünüyor. Pagan Roma Parthları İran'a püskürttü ve tüm akdeniz çapındaki ticarete dahil etti. Hristiyan Roma(Bizans) karşısında yükselen Sasanilerld epey zorlu mücadele ve bir takım felaketler(Başta Justinyen vebası olmak üzre 6. yy'daki felaketleri araştırılabilirsin) üstüne Araplara Levant ve tüm kuzey afrikanın kaptırılması, batı Avrupa 'da devlet sisteminin çöküşü Anadolu'yu tekrar izole hale getirdi. Tema sistemiyle örgütlendi ve bir asker kaynağı olarak kullanıldı. Böylece Anadolu tekrar yoksul bir döneme girdi.
Selçuklu fetihleri ile Anadolu tekrar kendi merkezi devletine kavuştu. Ayrıca İslam dünyasıyla bağları ticaretini güçlendirdi. Bu devirdeki imar faaliyetleri gene müreffeh bir döneme girildiğini gösteriyor. Moğol İstilası epey büyük bir yara bıraksa da beylikler kendi bölgelerinde bir düzen kurup imar faliyetlerine devam etmiştir, demek ki artı üretim sağlayacak para kaynaklarını bulabiliyorlardı. Ayrıca kendi kimliklerini vurgulamak için sanata, toplum bağlarını güçlendirmek için fakihleri ve abdalları desteklediler. O zamanlar Çağatay ülkesi adı da verilen Türkistan ile bağları karşılıklı entelektüel alışverişi güçlendirdi. 14-15. yy da hem Türkçe eserler artı, hem bilimle uğraşanlar arttı. Ancak bu dönem Osmanlı'nın önce Anadolu'yu ardından Levant ve Mısır'ı fethi; eş zamanlı olarak Safevilerin yükselişi ; gene eş zamanlı olarak coğrafi keşifler herşeyi değiştirdi. Safeviler dini kimlik üzerinden bir bölünme yarattılar ve Anadolu'da destekçileri çoktu. Bu durum hem Türkmenler üzerinde güvensizlik yarattı hem de Safevilerle savaş harp meydanından insanların fikri dünyalarına taşındı. Osmanlı Mısır ulemasını getirerek kimliği katı bir Sunni İslam'da şekillendirdi. Coğrafi keşifler eski ticari yolların kavşağında yer alan Anadolu'yu dünya ticaretinin dışına itti. Osmanlı Rumeli ve İstanbul'da kendi kültürünü geliştirip Anadolu'ya yabancılaştı. Böylece Anadolu fazla üretimini İstanbuk ve Rumeli'ye kaybeden, merkezin kendisine karşı güvensizliği sebebiyle ihmal edilen hatta sürekli sert askeri müdahalelerde bulunulan, doğuyla mezhep batıyla din farklılıkları sebebiyle izole tutulan bir bölge haline geldi. Osmanlı devri Anadolu'nun yoksul ve entelektüel açıdan verimsiz bir dönemine dönüştü.
Cumhuriyet sonrasında tekrar kendi merkezi devletine kavuştu ve tekrar refah, sanat, bilim teknik ve de imar faaliyetleri artmaya başladı.
Yani Anadolu aslında zamanın şartları gereği çoğunlukla yoksul ve verimsiz bir bölgedir. İran ve İstanbul merkezli imparatorlukların pençesinde kalmış, çoğu zaman devletlerin, dinlerin ve mezheplerin sınırlarında yer almıştır. Hitit - Roma(pagan) - Selçuklu - Cumhuriyet devirleri müreffeh devirlerdir. Geriye kalan dönemler başta dış tesir sebebiyle çoraktır. Hititlerin ardından bir medeniyet yarışının içinde asla bulunduğunu düşünmüyorum. Son 3 bin yıldır Anadolu asla çağının en gelişmiş bölgesi olmadı. Daha önce de olup olmadığı tartışılır. Antik Mısır ve büyük Mezopotamya uygarlıkları artı üretim miktarı, sanat ve özellikle anıtsal mimaride Anadolu'dan daha üstündü. Felsefe Anadolu'da doğsa da genişleme ve yayılma bölgesi Yunan - İslam - Batı Avrupa oldu.