Kuantum süperpozisyon, çökme, kuantum tünelleme gibi süreçler biyolojik hedeflerde doğrudan kontrolle yönlendirilemez.
Bu tür parçacıklar genelde çok yüksek enerjilidir ve canlı dokularda iyonlaştırıcı radyasyon etkisi oluşturur (zararlıdır).
Kuantum parçacıklar (örneğin süperpozisyonda bir elektron ya da kuantum dolanıklık içindeki fotonlar),
şu anki teknolojiyle doğrudan biyolojik doku hedeflemesiyle kullanılamaz.
Kuantum düzeyde kontrol sağlamak için ultra hassas koşullar gerekir (örneğin -273°C yakın kriyojenik ortamlar).
Vücut ortamı (sıcak, nemli, iyon dolu) bu tip kuantum kararlılığı hızla bozar (dekoherans oluşur).
Ancak proton terapi ve iyon terapi yöntemleri mevcut
Proton Terapisi:
Kanserli dokuya yüksek enerjili protonlar gönderilir.
Protonlar dokuda ilerlerken enerjilerini en son noktada bırakır (Bragg Zirvesi).
Bu, hedefe hassas enerji bırakımı sağlar, sağlıklı dokulara daha az zarar verir.
Özellikle çocukluk kanserleri, beyin tümörleri gibi hassas bölgelerde tercih edilir.
Ağır İyon Terapisi (örneğin Karbon İyon Terapisi):
Protonlardan bile daha ağır ve güçlü olan iyonlar (örneğin karbon) kullanılır.
DNA hasarı yaratma kapasitesi daha yüksektir.
Tedavi süresi daha kısa olabilir ama teknolojisi daha karmaşıktır ve pahalıdır.