Merhaba
Bazen böyle sorular benimde aklıma takılıyor ve gerçekten insan zihninin nasıl çalıştığını merak ediyorum .Mesela hiç duymamış bir insan nasıl düşünür içinde bizim gibi bir ses mi vardır yoksa tamamen sessiz bir boşluk mu veya düşünce dediğimiz şey zaten sesle mi ilgilidir? Bu soru bana hep şunu düşündürüyor. Belki de zihnimizi fazla sesle özdeşleştiriyoruz. Doğuştan sağır bir insanın zihnini düşünürken çoğu kişi içeride tam bir sessizlik olduğunu hayal ediyor ama aslında mesele bu kadar basit degil .İnsan zihni sesi zorunlu bir araç olarak kullanmak zorunda degil. Biz çoğu zaman düşünürken kelimeleri duyar gibi oluruz çünkü dili o şekilde öğrendik Ama bu düşüncenin tek yolu degil.
Doğuştan sağır çocukların ;öyle doğmuş bir yeğenim var onun reaksiyonlarını gözlemlediğimizde erken donem tepkilerine bakıldığında zihinsel yasamın bos olmadığı çok net görmüştüm. İşitsel uyaranlara dönmezler ama görsel harekete ve titreşime karşı çok hassastırlar. Ani bir kapının çarpmasına degil ama yer titreşimine tepki verebilirler. Yüz ifadelerini çok erken donemde ayırt ederler ve göz teması onlar için temel iletişim aracıdır. Ağız hareketlerini dikkatle izlerler ve jestleri taklit etmeye yönelirler. Dilsel eğitim almadan bile istek belirtmek için el hareketleri üretirler. Buna literatürde ev işaret sistemleri denir. Bu durum sembolik düşüncenin ses olmadan da gelişebildiğini gösterir.
Lev Vygotsky iç konuşmanın çocuğun dış dünyayla kurduğu iletişimin zamanla içeri tasınmış hali olduğunu söyler Yani nasıl iletişim kurarak büyürse zihinsel dili de o şekilde şekillenir Eğer bir insan hiç ses duymadan büyürse zihninde yankılanan bir iç ses olmaz ama bu zihnin bos olduğu anlamına gelmez. Düşünce görsel imgeler hareket temsilleri yüz ifadeleri ve sembollerle akabilir.[1]
Noam Chomsky insan beyninin doğuştan dile yatkın olduğunu savunur .Ona göre beyin sembolik bir sistem kurmaya hazırdır. Ses olmasa bile insan zihni bir şekilde anlam üretir. Bunun çok etkileyici bir örneğin Managua da ortaya çıkan Nikaragua'n Sign Language dır. Sağır çocuklar kendilerine resmi bir dil öğretilmeden bir araya gelip yepyeni bir dil yaratmıştır. Bu bize dilin sadece ses olmadığını gösteren çok güçlü bir kanıttır.[2] Norobilim araştırmaları da beynin bos kalmadığını gösterir. İşitsel korteks doğuştan sağır bireylerde başka duyusal bilgileri islemek için uyum sağlayabilir. Yani sessizlik zihinsel bir boşluk değildir sadece farklı bir çalışma biçimidir der Olivier Sacks Seeing Voices eserinde dilin işitsel degil zihinsel bir kapasite olduğunu vurgular.
Aslında düşününce biz bile her zaman kelimelerle düşünmeyiz. Bazen bir yüz bir an bir his belirir içimizde kelimeye dökmeden de düşünürüz. Doğuştan sağır bir insanın zihinsel deneyimi buna daha yakın olabilir. İç ses yerine iç görüntü iç hareket iç sembol diyebiliriz. Kısacası ortada bir boşluk yok .Sessizlik var ama anlamla dolu bir sessizlik. İnsan zihni sandığımızdan çok daha esnek ve yaratıcı bir yapıya sahiptir.
Kaynaklar
- L. S. VYGOTSKY. (1978). Mind In Society. Yayınevi: Harvard University Press.
- Noam Chomsky. (1969). Aspects Of The Theory Of Syntax. Yayınevi: The MIT Press.