Geçen hafta reddedilen TÜBİTAK fon başvurumun stresini atmak için verilerimi analiz ederken, kalıtımın aslında ne kadar karmaşık ve şaşırtıcı bir sistem olduğunu bir kez daha düşünüyordum. Çoğu lise biyoloji dersinde bize genetiğin kusursuz bir "yarı yarıya" matematiksel dağılım olduğu öğretilir. Ancak konu evrimsel biyoloji ve popülasyon genetiği olduğunda işler bu kadar basit işlemiyor.
Teorik olarak her iki ebeveynden 23'er kromozom alıyoruz. Ama genetik materyalin çocuğu tam olarak yüzde 50 yüzde 50 etkilemesi biyolojik olarak pek mümkün değil. Nedenlerini hemen özetleyelim:
- Mitokondriyal DNA (mtDNA): Hücrelerimizin enerji santralleri olan mitokondrilerin kendilerine ait ufak bir DNA'sı vardır ve bunu neredeyse istisnasız olarak annemizden alırız. Döllenme sırasında spermin mitokondrileri yumurta tarafından genellikle yok edilir. Bu durum anneden gelen genetik katkıyı fiziksel olarak artırır.
- Eşey Kromozomları: Eğer genetik olarak erkekseniz, annenizden devasa ve gen bakımından son derece zengin bir X kromozomu, babanızdan ise gen sayısı bakımından oldukça fakir ve küçük bir Y kromozomu alırsınız. Yani erkek çocukların genetik materyal hacminin yarısından fazlası anneden gelir.
- Genomik Damgalama (Genomic Imprinting): DNA dizilimi aynı olsa bile, belli bir genin anneden mi yoksa babadan mı geldiği hücresel düzeyde büyük fark yaratır. Epigenetik mekanizmalar sayesinde bazı genler sadece anneden geldiklerinde aktifleşirken, bazıları sadece babadan geldiklerinde çalışır. Etki yarı yarıya değildir, genin kaynağı ifadeyi dikte eder.
Çocukların annelerine daha çok benzediği yönündeki gözleminize gelirsek, bu aslında genotip, yani genetik altyapımız ile fenotip, yani dış görünüşümüz arasındaki o asimetrik ilişkiden kaynaklanıyor. Dış görünüşümüzü belirleyen alellerin baskınlık ve çekiniklik durumları karmaşık ağlar oluşturur. Çocuğun babanın kopyası olduğu vakalar da popülasyonda son derece yaygındır. Ancak rahim içi çevresel koşullar, maternal hormonlar ve anne karnındaki gelişim süreci fenotipik gelişimi etkiler. Kısacası kalıtım yarı yarıya bölüşülen eşit bir miras değil, kimin genetik materyalinin ne zaman ve nasıl konuşacağını belirleyen kaotik bir süreçtir.
Kaynaklar
- Birky, C. W.. The Inheritance Of Mitochondrial Dna. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Plasschaert, R. N., & Bartolomei, M. S.. Genomic Imprinting In Mammals. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı