Son Sözü Evren Söyler: PATRON benim!
Boyut, Aşkın ve İçkin…
Algı; fiziksel her varlığın ve olgunun tasviri esasında , içinde bulunduğumuz mekan ve zamanın, içinde bulunduğumuz boyutun kurallarına göre ve bütünlüklü olarak tasvirinden ibarettir. Altı olabilir fakat üstü olası değildir. Sezgilerimiz bile bu sınıra tabidir…
Bu nedenle üstel boyutlara yönelik her tasavvurumuz kendi boyutumuzun normları üzerinden olmak zorundadır: Hep üç boyutlu ve sezgisel olarak sahte-yanılsamaları şeklinde…
Bu koşullarda dört boyutlu bir evrenden gelen bir misafirimiz olsaydı biz onun üç boyutundan ötesini göremez, o da bize evrenimize uygun üç boyutundan ötesini gösteremezdi. Yani her koşulda bir boyutu ve dolayısı ile gerçekliğinin çok önemli bir bölümü algımızın dışında kalırdı.
Parçaları birleştirebiliriz, tıpkı iki boyutlu bir evrende bizim değişen iki boyutlu sayısız yansımamızın toplamının birleştirilmesi gibi. Fakat bu da bir işe yaramaz çünkü nasıl ki iki boyutlu bir evren sakini, bizim onun evrenine düşen sayısız iki boyutlu yansımamızı ne denli birleştirirse birleştirsin asla üç boyutlu bir veri elde edemeyeceği gibi bizler de dört boyutlu bir evrenden gelen misafirimizin evrenimize yansıyan sayısız üç boyutlu verisi ile dört boyutlu bir bütünü asla inşa edemeyiz. Çünkü her şeyi ile, boyutu ile son sözü evren söyler: Patron benim…Sevgiyle…