2026 itibarıyla bilim, ölümden sonraki yaşama veya bilincin bedenden bağımsız var olabileceğine dair güçlü bir kanıt sunmuyor. Nörobilim araştırmaları, bilincin beyin aktivitesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Örneğin Alzheimer hastalarında beyin hasar gördükçe kişilik ve anılar kayboluyor; anestezi altında bilinç tamamen kapanıyor; beyin felci geçiren kişilerin konuşma veya hareket yetenekleri yok olabiliyor. Ölüme yakın deneyimler (NDE) gibi vakalar ilgi çekici olsa da bunlar kontrollü bilimsel kanıt değil, beynin stres altındaki aktivitesinin ürünü olarak açıklanıyor.
"Aynı fiziksel koşullar oluşursa aynı bilinci tekrar yaşarım" fikri ise kendi içinde çelişkili. Eğer bilinç gerçekten sadece fiziksel koşullara bağlıysa, "sen" de tamamen o koşullara bağlısın demektir. Milyarlarca yıl sonra atomların tesadüfen aynı düzende bir araya gelmesi neredeyse imkânsız; üstelik bu olsa bile o kişi ile şimdiki sen arasında hafıza ya da süreklilik bağı olmayacağından, bunun "sen" olduğunu söylemek mümkün değil. Aynı şehirde aynı isimde, aynı görünüşte biri daha doğsa ona sen demek ne kadar doğruysa, o kadar doğru olur.